Duygusal boşlukta beslenme (duygusal açlık): 8 adımda nasıl bırakılabilir!

22 Haziran 2017

Duygusal boşlukta beslenme (Duygusal açlık): 8 adımda nasıl bırakılabilir!

Bir önceki ‘Duygusal boşlukta beslenmenin nedenleri nelerdir?’ yazımızda altta yatan nedenlerini yazmıştım. Şimdiki yazımızda ‘8 adımda nasıl bırakılabilir ?’ ve ‘Beslenmemiz üzerinde nasıl kontrolü ele geçirebiliriz?’ konularını ele alacağız. Buradaki amacımız beyaz hücreleri farklı programlayıp gelen akımları erkenden tanımak!

1. Adım: Farkında ol

Tükettiğimiz besinlerin çoğu bizim farkında olmadan yediklerimiz. Amaç özellikle bir şeyler yediğimizde, farkındalığımızı arttırmak. Yani yediğinizin farkında olup, ne yiyorum, tadı nasıl, nasıl görünüyor. Farkında olduğunuzda sadece hayatınız zenginleşmeyecek aynı zamanda bedeninize girenlerin farkında olacaksınız.

2. Duygusal besin günlüğü

Besin alışkanlığına daha fazla dikkat edecek, farkındalık yaşayacak, farkında olmadan tükettiklerinizin neler olduğunu anlayacaksınız. Sadece iyi niyet değil önemli olan. Burada bir besin günlüğü tutmak ve gün içerisinde neler tükettiğimizi bize gösterecek ve yüzleşmemizi sağlayacak bir aynaya ihtiyacımız var. En son ne zaman duygusal boşlukta beslendik? İş sonrası uzun bir gün sonunda mı? Veya akşam televizyon karşısında mı? Ne kadar aç idik tükettiğimizde?

Duygusal boşlukta beslenme birden yemek yeme isteği ile başlar. Gerçek açlık ilk etapta o kadar acil değildir. Hangi anlarda daha çok duygusal açlık yaşadığımızı gözlemlersek, o anları daha çok kontrol altına alabiliriz.

3. Adım: Sağlıksız besinleri sağlıklı besinlerle değiştirin

Yazının devamı...

Duygusal boşlukta beslenme

9 Mayıs 2017

DUYGUSAL BOŞLUKTA BESLENMENİN NEDENLERİ?

Eğer bu makaleyi okuyorsanız, duygusal boşlukta yemek yemeye dur diyebilmek için öncelikle bunun nedenlerini çözümleyebilmemiz gerek. İlk etapta nedenlerini çözümleyelim ki daha sonra adım adım neler yapmamız gerektiğini birlikte uygulayalım.

Fazla yemek yemek, diyet yapmak, belirli bir süre sonuç elde edip tekrar fazla yemek yemek vs… Daima değişken bir kilo’da olmak ve bir diyetten bir sonraki diyeti geçmek…

Bir süre sonra keyifsiz, halsiz ve bıkkın bir süreçte olmak ve duygusal boşlukta yemek yemeyi kontrol altına almamız biraz zamanımızı alabilir. Motivasyon veya irade ile bir ilgisi yoktur. Duygusal boşlukta yemek yemek o anki duygusal boşluğunuzu doldurmak için geçici bir tatmin oluşturur. Bu tatminkarlığı rasyonel açıdan göz ardı edemezsiniz çünkü duygularımıza düşündüğümüzden çok bağlıyız. Fazla yemek strese, olumsuz düşünce tipine ve can sıkıntısına karşı geçici bir hafiflik duygusu oluşturur. Fazla şeker alımı veya şekerli gıdalar geçici olarak pozitif duygular gönderirken (şeker beynin kimyasını bile değiştirebilir), aradan uzun süre geçmeden bir kısır döngü içerisine girmeniz mümkündür.

TANIDIK GELİYOR MU?

Birçoğumuz ‘sağlıklı beslenme nedir’ veya ‘sağlıklı gıdalar hangileridir’ biliriz fakat uygulama kısmına geldiğimizde tatlı veya abur cubur olarak nitelendirdiğimiz besinlerden uzak duramayız.

Öyleyse, daha fazla bilgi edinmek için makaleyi okumaya devam edelim.

ÇÖZÜM: DİYET YAPMAMAK

Yazının devamı...

Hayatımızdaki iki önemli konu; Zaman ve Sağlık

21 Şubat 2017

Hayatımızdaki iki önemli konu: Zaman ve Sağlık

Hayatımızda iki önemli konu vardır: Zaman mı yoksa sağlık mı, sizin için hangisi önemli veya öncelikli? Sağlık olmadan zamanınızın olması size ne kadar fayda sağlayabilir? Zaman oluşturmadan kendi sağlığınızı ne kadar önemsemiş olursunuz? Aslında her ikiside birbirine bağlı terimler. Örneğin, bolca zamanınız var fakat sağlığınız el vermediği için kendinize bakamıyor, gerekli fiziksel aktiviteleri uygulayamıyorsunuz, kendiniz için bir şeyler yapamıyor, beslenmenize dikkat edemiyorsunuz. Neden? Çünkü zamanında sağlığınızın olumsuz gidişatına ‘DUR’ demediğiniz için, sürekli ertelediğiniz, önceliklerinizin başında sağlığınız gelmediği için, kendinizi düşünmediğiniz için… Bugün bolca vaktiniz olsa bile, sağlıksız olduğunuzdan ötürü zengin zamanınızı kullanamıyor duruma geldiniz. Oysaki her şeye zamanında müdahale etseydiniz, bugün sağlığınız yerinde olup, yapmak istediğiniz ne varsa gerçekleştirebilirdiniz.

Peki, sağlığınız yerinde fakat zamanınız yok ise? Bu durumda mevcut durumu, mevcut zamanı iyi değerlendirmeniz için düzenli ve disiplinli olabilmek adına bir program yapmanızı öneririm. Şunu hiçbir zaman unutmayın: istek var ise, bir yol’da vardır. Siz isteyin, planlı programlı hareket edin, bunun için zemini hazırlayın ve sonrasında uygulayın. Çünkü istedikten sonra yapamayacağınız, gerçekleştiremeyeceğiniz bir şey yoktur. Bahaneler üretmeyin. Sağlığınız için fiziksel aktivite yapmanız şart. Fiziksel aktivite kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlar, kemiklerinizi korur, yaşlanmayı erteler, kabızlığı önler, depresyona ilaç gibi gelir. Fiziksel aktivite esnasında beyniniz başta dolu olur ama egzersizin süresi uzadıkça daha sağlıklı düşünür, kendiniz için çözümler üretmeye başlarsınız. Aynı zamanda kan dolaşımınızı hızlandırır, kilonuzu korumaya yardımcı olur, zayıflama esnasında metabolizmayı hızlandırır, vs… Yani özetle, faydaları saymakla bitmez.

Hayatınızı özellikle söz konusu sağlığınız ise, önceliğiniz daima sağlığınız olsun. Hiçbir şey sizin kadar önemli değildir. Olmamalı. Siz kendi değerinizi, kendi sağlığınızın kıymetini bilmez iseniz, kimse bilmez. Bu yüzden, siz önce kendinizi önemseyin ki çevrenizdeki insanlarda sizi önemsesinler. Kimse çevresinde sürekli hasta olan, sürekli şikayet eden birini istemez. Bu konu’da uzun uzun konuşabilir, uzun uzun tartışabilir, çeşit çeşit bahaneler üretebiliriz. Önemli olan bunun farkında olmak ve bu durumu değiştirmek için çaba sarf etmek.
Unutmayın, hiçbir şey kendiliğinden gelişmez ve hiçbir şey için geç değildir.
Bunun bilincinde ol ve bir şeyler yap!

Sağlıklı günler dileği ile…

Uzm. Dyt. Emel Yılmaz

Yazının devamı...

Anne adayın beslenmesi

6 Aralık 2016

Anne adayın beslenmesi

Anne adaylarının gebelik sürecinde en sık karşılaştığı sorunlardan biri sindirim güçlüğüdür. Çoğumuz bu sorunu çözmek için bir çok yöntem deneriz.Sindirimi zor olan besinler hangileridir ve bu dönemi nasıl rahat geçirebiliriz?

Acı biber:bazılarımız acı biber yemeyi sever fakat aşırı acı tüketimi yemek borusunu tahriş edebilir ve mide yanmasına sebep olabilir.

Çikolata:çoğumuz çikolata müptelasıyız. Fakat aşırı çikolata tüketimi bazen sindirim açısından kötü sonuçlara neden olabiliyor. Eğer reflü şikayetiniz var ise çikolatadan uzak durmanız yararınıza olur. Bunun yerine çikolata aromalı veya hafif çikolatalı sütlü tatlı tüketmek hem daha rahat hem daha faydalı olacaktır.

Yoğun baharatlı veya kızartılmış tavuk ve besinlermidemizin sindirimde güçlük çekmesine neden olur. Kızartılmış yiyecekler yağ açısından zengin olduğu için bir sorun teşkil eder. Bağırsak rahatsızlığınız var ise, yağlı yiyecekler mide bulantısı ve ishal gibi sorunlara neden olur. Kızartmak yerine haşlama veya fırında hazırlamanız daha doğru bir seçim olur.

Portakal suyuher ne kadar vitaminli ve posalı bir içecek olsa da, asit içerdiğinden yine yemek borusunu tahriş edebilir ve reflüye düşman bir besindir. Genellikle sabah kahvaltılarında tüketilen portakal suyu, sabah saatlerinde zaten asitli olan mideye ekstra asit eklemekten başka bir şey değildir.

Süt ve süt ürünleritüketildiğinde şişkinlik, kramp ve gaz gibi durumlar gözleniyorsa, laktoz intoleransı olma ihtimalı var demektir. Laktoz intoleransı, bağırsaklarımızda laktaz enzimi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle dondurma ve kremalı süt ürünleri tüketirken dikkat etmelisiniz.

Yazının devamı...