Bitki Çayları

4 Nisan 2018

Bu yazımızda son yıllarda sıkça yapılan bir yanlışa değineceğim. Başlıkta gördüğünüz gibi bitki çayları hakkında birkaç önemli noktalara açıklık getirmek istiyorum. Yapılan yanlışların insan sağlığını ciddi derecede etkilediğine hepimiz en az bir kez rastlamışızdır.

Öncelikle bitki çayları kullanırken lütfen diyetisyeninize veya hekiminize danışınız. Özellikle bir veya birden çok rahatsızlığınız var ise. Bilinçsizce kullanılan bitki çayları, özel karışımlar veya çevrenizdeki kişilerin tavsiyesi üzerine alınan çaylar sağlığınızı ciddi derecede etkileyebilir. Kullandığınız ilaçlar ile birlikte şikayetleriniz artabilir veya sağlık sorunlarınızı olumsuz yönde etkileyebilir.

Bitki çayları genelde günde 2-3 fincan kadar tavsiye edilir. Ne için kullandığınız önemlidir. Şayet belirli etkiyi görmek istiyorsanız günlük tüketimi 2-3 fincan arasındadır. Fakat keyfi tüketimde 3 fincanı geçmeyecek şekilde tüketebilirsiniz.

9’u bir arada gibi çoklu bitki karışımlarından oluşan bitki çayları sağlığınıza fayda sağlamak yerine daha çok keyfi tüketim içindir ve çok fazla tüketilmemesi önerilir. 1 küçük poşet çay içine birçok bitkiyi ilave edebilmek için çok az miktarlarda kullanmanız gerekmektedir ve gerekli etkiyi görememe ihtimaliniz yüksektir. Bu durum böbreklerinizi ve karaciğerinizi olumsuz etkileyebilir ve sağlıklı işleyen organlarınızı harab edebilir.

Bir diğer önemli nokta ise bitki çaylarını hazırlamak için bitkilerinizi temin ettiğiniz yerler. Aktarlar dikkat etmeniz gereken yerler. Bu konuya daha sonra detaylı değineceğim.

Hazır poşet çay kullandığınızda güvenilir markalar olmasına dikkat edin. Hangisini almalıyım diye tereddüt ederseniz de lütfen bilirkişiden bilgi almaya çalışın. Konuya hakim olan uzmanlardan bilgi almanız daha güvenilir ve sağlıklı olur.

Kendi çayınızı kendiniz hazırlayacak olursanız lütfen kullandığınız karışımlara ve miktarlarına dikkat etmeye çalışın.

Sağlıklı günler dileği ile…

Yazının devamı...

İnsülin Direncinde ve Tip 2 Diyabette Baharat ve Besin Kullanımı

9 Şubat 2018

Tip 2 diyabetin epidemiyolojik artışı sadece kişilerin sağlığını değil aynı zamanda sağlık sistemini zorluyor ve ekonomik kayıplara uğratıyor. Tip 2 diyabete dur demek için 3 ana kuralı dikkate almamız gerekiyor: Fazla kilolardan kurtulmalı, daha fazla fiziksel aktivitemiz olmalı ve sağlıklı beslenmeyi ilke edinmeliyiz. Bunların yanında bazı baharat ve besinler kan şekerimizi ve gizli şekerimizi kontrol altına almamızı sağlar.

Tip 2 diyabetin oluşumu ‘insülin direnci’ ile başlar, hücreler reseptörler tarafından yeterli derece uyarılmadığında daha yavaş açılıp daha az oranda glukoz alacaklardır. Bu direnç kilo fazlalığından kaynaklı olabilir ve/ veya yanlış beslenme (yüksek oranda glisemik yük ve bazı besinlerin yetersiz olması insülin direncine sebep olabilir) ve/ veya fiziksel aktivite yetersizliğinden kaynaklanabilir. (insüline karşı hassasiyeti azaltır).

İlk etapta pankreas yüksek glukoz seviyelerini yakalamaya çalışır ve bunu ise daha fazla insülin salgılayarak yapar (hiperinsülinemi) fakat bir süre sonra pankreas yorulur ve insülin salımı azalır, glukoz seviyesi artar ve tip 2 diyabet gerçekleşir (açlık glukoz > 125 mg/dl).

Tip 2 diyabette baharatlar ve besinler özellikle insülin direncini azaltmalı veya artık insülin sekresyonunu teşvik etmeli.

2003’de yapılan çift körlü placebo kontrollü bir çalışmada Çin tarçınının (Cinnamomum aromaticum/ cassia) kan şekerinin düzenlemesinde etkili olduğu ve bu yüzden tip 2 diyabette yararlı olabileceği görülmüş. Tip 2 diyabeti olan ve oral anti diyabetik ilaçları kullanmalarına rağmen yüksek kan şekerleri olan hastalara tarçın kullanımı uygulanmış. Günde 1-3 g Çin tarçını 8 hafta sonra placebo kullananlara göre kayda değer şekilde açlık kan glukoz’un % 18-29 oranında düştüğü görülmüştür. Bunun yanında Çin tarçını kullananlarda LDL kolesterolü (%7-27) ve trigliseritlerin (% 23- 30) de düştüğü gözlenmiş olup bu sebeple Çin tarçının tip 2 diyabette kardiyovasküler riski de düşürebileceği sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda Çin tarçını gerçek tarçına göre (Cinnamomum verum/ zeylanicum) daha etkili olduğu ortaya koyulmuştur. Çin tarçını diyabeti önlemede ve oluşumunda etkili olabileceği için metabolik sendromu olan hastalara 12 hafta boyunca Çin tarçını verilmiş ve açlık kan şekerinin 116,5’den 106,3’e kadar düştüğü ve ortalama sistolik kan basıncının ise 113’den 128 mm Hg-basınca düştüğü gözlemlenmiştir.

İnsülin direncini düşürebilecek diğer bitkiler ise Banaba (Lagerstroemia speciosa), Spiriluna (Arthrospira platensis) ve Grifola frondosa (Maitake).

İnsülin salgılanması için Gymnema

Gymnema veya Gurmar (Gymnema sylvestre) tip 2 diyabette kan şekerini düşürebilmektedir. Yapılan klinik bir çalışmada tip 2 diyabeti bulunan 22 hastanın 18-20 ay boyunca günlük 400 mg gymnema ekstresi (% 25 gymnema asidi içeren) alması sonucu oral antidiyabetik ilaçların yanında kan şekerinin ve gizli şekerin kayda değer şekilde düştüğü tespit edilmiştir. 22 hastadan 5 hastanın ilaçları bırakması ve sadece Gymnema ekstresi ile devam etmesi sonucunda kan şekerinin normal düzeyde seyrettiği gözlemlenmiştir. Bununla birlikte

Yazının devamı...

Kabak Çekirdeği

10 Ocak 2018

Kabak çekirdeğinin faydaları (semen Cucurbitae peponis)

Kabak çekirdeği Cucurbitaceae familyasından geliyor ve 120 cins ile 760 türü bulunuyor. ‘Cucurbita’ Latince’de su kabağı anlamına gelir. Su kabakları’da ‘Cucurbita’ cinsindendir.

‘Pepo’ Yunanca ‘pepoon’ veya ‘pepon’dan gelir ve anlamı ise ‘güneşte olgunlaşmış’ demektir.

Arkeolojik buluntular kabağın yüksek besin değerinden dolayı 9000 yıldır Amerika’da yetiştiğini gösteriyor. Fasulye ve mısır ile birlikte balkabağı Mayaların temel besinini oluşturuyordu. Sonradan kabağın kuzeye doğru Canada’ya ve güneye Şili’ye, Peru ve Kolombiya’ya dağılmıştır. Halk tıbbında kabak çekirdekleri Kuzey ve Güney Amerika’da üriner enfeksiyonlarda kurtları önlemek için kullanılırdı. Çekirdekler ve çekirdeklerin yağı prostat hiperplasisi sorunlarında (büyümede) ve tahriş olmuş mesanede kullanılmıştır. Çekirdeklerin yatıştırıcı ve rahatlatıcı etkisi olduğu görülmüştür. Kabağın etli kısmı yanık yaralarında ve cilt iltihaplarında kullanılmıştır. Günümüzde kabak çekirdekleri hafif ile orta iyi huylu prostathipertrofisinde, prostat iltihaplanması, işeme sorunlarında, hassas mesane, idrar kaçırma, yatağı ıslatmak ve bağırsak parazitlerinde kullanılıyor.

Kimyasal içeriği

Kabak çekirdeği % 30-60 yağ içerir; esansiyel yağ asitleri (?-6 linoleikasit (% 42-55), ?-3 ?-linolenik asit (%15), squalen, eikosa asit, docosa asit), oleinik asit ( % 25-37), palmitin asit (% 10-13), stearin asit (% 5-8), palmitoleik asit, arakidon asit ve miristik asit. Diğer önemli bileşenler ise fitosteroller (%0,2-1). Balkabağı aynı zamanda %20-30 kadar protein de içerir; bunların 17 ise aminoasitler’dir.Karbonhidrat oranı ise %6-15,5’dır. Diğer içerikler ise pektin, sükroz, lif (%3,9), alkaloitler (cucurbitasin), fito-östrojenler (lignanglikozitler), mineraller (çinko ve selenyum), vitaminler (karotenoitler, E vitamini (?-, ß- ve ?-tocoferoller), B1,B2,B3 ve C), cucurbin asit ve cucurbitol.

Biolojik özellikleri

-

Yazının devamı...

Co-enzym Q10 ve Selenyum

28 Aralık 2017

Coenzym Q10 ve Selenyum’un eş zamanlı kullanımı hayat kalitesini iyileştirir ve kalp ve damar hastalıkları mortalitesini azaltır

Kardiyovasküler mortalite atardamarlarda oluşan plaklardandır. Plak oluşumları ise yanlış beslenme, sigara, kilo fazlalığı ve fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklıdır.

İsveç’te yapılan bir araştırma dikkat çekti. İki takviyenin birlikte kullanılması (co-enzym Q10 ve selenyum) kalbe dayalı kayıpları % 50’sinden fazla azaltmıştır.Sadece kardiyovasküler ölümler azalmamış aynı zamanda kalp fonksiyonunda düzelme görüldüğü gibi fiziken ve ruhen iyilişme tespit edilmiştir.

İsveçli araştırmacılar, 443 İsveç vatandaşları arasında 70-88 yaş arasında 5 yıl süren prospektif randomize çift körlü placebo-kontrollü bir çalışma yapmışlar. Sağlıklı gönüllülere bir placebo veya selenyum (200 microgram SelenoPricese organik selenyum) ile co-enzym Q10 ( 200 milligram Bio-Q10 ) takviyesi birlikte verilmiş. Çalışma boyunca gönüllüler 6 ayda bir kalp işlevi markerleri açısından kontrol edilmiştir. Kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle ölümler kayıt edilmiştir.

Araştırmanın sonuçları ise inanılmaz ! Çalışmanın sonuçları Uluslararası Kardiyoloji Dergisinde yayınlandı. .

Beslenme Dergisinde ise yayınlanan bir follow-up çalışmasında, 48 ay boyunca co-enzym Q10 ve selenyum takviyesinin fiziken ve ruhen sağlık etkileri üzerinde araştırma yapılmış, bunun yanında yaşlıların kaç gün hastanede kaldıklarına bakılmıştır.

Bu çalışmada her iki takviyeyi alan grubun ( çalışma grubu ) kardiyovasküler ölümleri diğer gruba göre ( placebo grup ) %54 oranında daha az olduğu gözlemlenmiştir. Bunun yanında gözlemlenen selenyum ve coenzym Q10 takviyesinin birlikte alımı kalp işlevi %30 oranında iyileşmiştir. Kalp işlevi bir yandan kandaki kalp yetmezliği için kardiyal biyomarker ölçülerek belirlenmiş: N-terminal proBNP. Diğer yandan ise ekografik araştırmasında ejeksiyon fraksiyonu ( kalbin kasılma gücünün araştırılmasında değerli bilgiler verir ) ölçülmüştür. Ejeksiyon fraksiyonu kalbin kasılma gücü hakkında net bir bilgi verir ki bu bilgi kalp işlevi için ideal bir parametredir. Her iki testte de anlaşıldığı üzere çalışma grubu ( iki takviyeyi birlikte alan grup ) placebo gruptan daha olumlu sonuç vermiştir. Aynı araştırma ekibi hayat kalitesi üzerine 4 yıllık bir follow-up çalışması yapmıştır. Her iki grubu değerlendirdiklerinde ise çalışma grubunda daha sağlıklı bir hayat kalitesi tespit edilmiştir. Placebo grubuna göre çalışma grubu daha az hastaneye yatış yapmıştır (%13 daha az).

Daha iyi bir hayat kalitesi için: coenzym Q10 ve selenyum kullanım

Yazının devamı...

Adet döneminde beslenme

12 Aralık 2017

Adet dönemi öncesinde kadınların çoğunda şişkinlik meydana gelir. Bu şişkinlik, vücudun östrojen-projesteron hormonlarının değişen dengeleri neticesinde vücutta sıvı birikmesine sebep olmasıdır. Şayet fark ettiyseniz, bu dönemde normale göre daha az tuvalete çıkma gereği hissedersiniz. Bunun nedeni bağırsakların hormonal değişimden ötürü normal işlememesi ve kabızlığa neden olmasıdır. Tabi bu dönemde alınan besinlerinde etkisi mevcuttur. Fakat regl dönemi bittiğinde kabızlık çözülür, şişkinlik gider ve sindirim sistemi de normale döner.

Peki, adet dönemi öncesi neden tatlı ve şeker isteği artar?

Bu dönemde vücutta östrojen hormonunun dolaşımı azalır. Östrojen hormonu ‘uyarıcı’ bir hormondur. Vücudumuzdaki serotonin, noradrenaline ve endorfin hormonlarının üretimini arttırır. Ovülasyon döneminde östrojen seviyesi en yüksek düzeydedir. Bundan dolayı da bu dönemde kadınların çoğu kendilerini daha mutlu ve rahat hissederler. Ovülasyon sonrasında ise bu seviye hızla düşer ve regl döneminde ise en düşük seviyededir. Bu sebepten dolayı tatlı ve tatlı besinlere ihtiyaç duyuluyor çünkü bu dönemde serotonin (doğal rahatlatıcı ) ve endorfin ( mutluluğu tetikleyen ) hormonların üretimi de azalır. Dikkat etmemiz gereken konu ise şayet biz bu tatlı krizlerine dikkat etmeyip ölçüyü kaçırırsak ve kontrol edemeyecek hale gelirsek, hem kan şekerimizde dalgalanmalara sebep oluruz hem kilo almamız kaçınılmaz olur.

Adet dönemindeki karbonhidrat ihtiyacı ile nasıl baş edilmeli?

Ovülasyon sonrasında projesteron hormonunun seviyesi yükselir ve vücudun hamile olmadığından emin olana kadar yüksek seviyede kalır. Nasıl östrojen hormonu vücudun uyarıcı hormonuysa, projesteron ise vücudun sakinleştirici hormonudur. Adet dönemi yaklaşırken vücut sakinleştiricilere ihtiyaç duyar ve beyne bunun sinyallerini gönderir. Sonuç olarak iyi bir sakinleştirici olarak yoğun nişastalı gıdaları (ekmek, makarna, vs..) tüketme isteği duyar. Burada karbonhidrat tüketiminiz kontrollü bir şekilde gitmeli ki sonrasında kilonuzda artış yaşamayın. Tüketeceğiniz karbonhidrat miktarları 1/3 porsiyonları geçmemeli. Kahve ve alkol tüketimine dikkat etmelisiniz. Ayrıca işlenmiş ürünler yerine doğal ürünlerden yana tercihinizi kullanmaya özen gösterin.

Yani, regl öncesi iştah artışı projesteron seviyesinin artması sonucunda meydana gelen bir durumdur.

Adet dönemi öncesi nasıl beslenilmeli? Nelere dikkat etmeliyiz?

-

Yazının devamı...