Geri Dön

Hania Rani: Hayatı olduğu gibi seviyorum

Polonyalı piyanist ve besteci Hania Rani, son yıllarda ülkenin, yurt dışında en dikkat çekici müzisyenlerinden biri olmayı başardı. Kuzeyin atmosferini yansıttığı minimal besteleriyle dikkat çeken Hania Rani, farklı müzisyenlerle yaptığı çalışmaların yanı sıra geçtiğimiz yıl yayımladığı Home albümüyle de büyük beğeni topladı. Tarzını karanlık ama bir o kadar da umut dolu olarak tanımlayan Hania Rani, Zorlu PSM Online kapsamında 19 Şubat saat 21.00'de müzikseverlerle buluşacak. Esja ve Home albümleriyle dikkat çeken Hania Rani, Zorlu PSM Online'daki bu özel çevrimiçi performansı öncesi sorularımızı yanıtladı.

Hania Rani: Hayatı olduğu gibi seviyorum

İhsan Dindar - milliyet.com.tr / ihsan.dindar@milliyet.com.tr

 

Bu pandemi nedeniyle siz Varşova'daki evinizden ben de İstanbul'daki evimden bağlanıp röportajı gerçekleştiriyoruz. Bizi bu koşullara iten pandemi ile başlamak istiyorum. Günleriniz nasıl geçiyor?

Başlangıçta, yani geçtiğimiz bahar aylarında çok sert ve zorlu koşullarda bir karantina sürecindeydik. Geçtiğimiz yaz, açık hava organizasyonların sosyal mesafeyle gerçekleştirilebildiği bir süreci yaşadık. Şimdi yine tüm mağazalar, kafeler, restoranlar kapalı ama en azından dışarıya çıkıp yürüyebiliyoruz. Bir yandan da kışın en zor günlerini yaşıyoruz. Düşünülenin aksine birkaç yıldır kayda değer bir kar yağışı olmamıştı. Şimdi bu denli yoğun kar yağışı insanlarda bir mutluluk yarattı. Benim açımdan bakıldığında ise şanslı olduğumu belirtebilirim. Hayatımda çok da büyük bir değişiklik yaşanmadı. Evet, geçtiğimiz yıl albümüm yayımlandığında bir turneye çıkıp epeyce seyahat etmiştim. Ama genel manada baktığınızda günlerim evde oturup müzik çalışarak geçer.

 

Sanırım bu durum pek çok müzisyen için de geçerli. Pek çok kez buna benzer yanıtlar aldım...

Her nasılsa bu süreçte daha da yoğun olduğumu hissediyorum hatta. Turne zamanlarımda beste yapmaya, çalışmaya vakit ayıramıyordum. Bu yüzden içinde bulunduğumuz şu süreci daha fazla üreterek geçirmem gerektiğini hissediyorum.

Hania Rani: Hayatı olduğu gibi seviyorum

Geçtiğimi yıl müzikseverlerle buluşturduğunuz Home albümünüze değinmek istiyorum. Albümde yer alan bestelere pandemi süreci ve o ruh hali etki etti mi?

Hayır, çünkü besteler daha pandemi başlamadan önce tamamlanmıştı bile. Müzikseverlerle buluşması biraz uzun sürmüştü. 2020'de yayımlanmış olsa da üretimi çok daha öncesine dayanıyor. Ancak albümün ismiyle yaşadığımız bu karantina sürecinin bu denli ilintili olabileceğini tahmin edemezdim. İlginç bir tesadüf oldu.

 

Konuşmamızın başında evde geçen bugünlerde ortaya çıkan yeni bestelerden bahsettiniz. Peki bu bestelerde nasıl bir ruh halinin yansıması var? Pandeminin etkisini hissedebiliyor muyuz?

Arkadaşım Dobrawa Czocher ile beş yıl sonra yeniden bir albüm kaydediyoruz. Bu, bizim birlikte kaydettiğimiz ikinci albüm. Karantina sayesinde yeniden bir araya gelip çalışabilecek zamanımız oldu. Kaydettiğimiz bu albümün umut dolu olduğunu söyleyebilirim. Evet, birazcık karanlık bir yönü de var. Biraz da felsefi. Önümüzdeki bahar aylarında tamamlayacağız. Bahar da canlanmayı, umudu simgeler. Albüm de öyle olacak.

 

Konuşmamız öncesi, hakkınızdaki yorumlara baktım. Özellikle bir yorum dikkatimi çekti. Home albümünüz için "karamsar ama bir o kadar da iyimser" denmiş.

Bu kişi doğru bir yorumda bulunmuş. Hayata dair yaklaşımım da biraz böyle. Her şey hayata dahil. Hayatı olduğu gibi seviyorum. Hayata dair her şeyle ilgileniyorum. Sadece mutluluk ve güzellikler değil; dayanışma hali veya acılar üzerine de... İnsanlarla temas kurmayı seviyorum. Bu sadece kalabalıklar değil aynı zamanda bireyler için de geçerli.

 

Minimal müziğe baktığımızda farklı ekol ya da tarzların olduğunu söyleyebiliriz. Biri İtalyan diğeri ise daha kuzeyli. İçinde İskandinav, İzlandalı, Alman ve sizin gibi Polonyalılar bulunuyor. Bulunduğunuz coğrafya ve iklim bestelerinizin yaratım sürecini etkiliyor mu?

Kesinlikle evet. Bunu reddetmek mümkün değil. Bu soğuk havayla müziğim arasında elbette bir bağ var. İskandinav müziğine baktığınızda sadece minimal müzik için değil İskandinav cazı için de bunu söylemek mümkün. Bu tür beni çok etkilemiş ve bana ilham olmuştur. Baktığınızda bu coğrafyada 20. yüzyılın öncesinde yaşamış ünlü besteci sayısı az. Dolayısıyla 20. yüzyıl sonrasında yeni bir dil anlayışı söz konusu. Buna bir yönüyle çağdaş müzik, yönüyle de minimal müzik diyebiliriz. İskandinav müzisyenler bu tarza pek çok yenilik kattı. Bizlere müzikte yeni bir yol gösterdiler. Bence hava durumunun yanı sıra deniz ve ufuk çizgisi de müziğimizi etkiliyor.

Hania Rani: Hayatı olduğu gibi seviyorum

Bu soğuk iklimin önemli müzisyenlerinden biri olan Olafur Arnalds ile ortak çalışmalarınız olmuştu. Gelecekte de benzer çalışmalar görebilir miyiz?

Umarım olur. Her an her şey olabilir. Yakında farklı isimlerle daha elektronik bazı çalışmalarımız da olabilir. Bakalım zaman bizlere daha neler gösterecek.

 

İki yıl önce İstanbul'da sahne almıştınız. Şimdi de Zorlu PSM Online kapsamında bir çevrimiçi performans sergileyeceksiniz. Çevrimiçi performans sizin için nasıl bir deneyim?

İnsanların karşısında çalmak elbette tamamen farklı bir deneyim. Tanımlamak biraz güç ama aynı zamanda daha stresli. Ancak çevrimiçi performansta kamera ve mikron dışında bir şey yok. Bu yüzden üzerinizde herhangi bir baskı hissetmiyorsunuz. Ancak elbette seyircili konserde de bir duygu transferi söz konusu.

 

Peki Zorlu PSM Online kapsamındaki bu performansın içeriği nasıl olacak?

Grubumla yaptığım bir kayıt olacak. Bu yüzden benzerini daha önce pek yaptığım bir şey değil. Polonya'nın en iyi salonlarından birinde kayıt gerçekleştiriyoruz. Orada çalmamıza müsaade edildiği için de çok mutluyum.

 

Son olarak performans öncesi iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

En yakın zamanda İstanbul'da olmak, müzikseverlerle buluşmak istiyorum.

 

Fotoğraflar: Marta Kacprzak

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber