Hazırlıksız G.Saray

11 Ocak 2026

Yeri, zamanı ve formatıyla bir kötü Süper Kupa organizasyonunu daha geride bıraktık. Kupa galibi Fenerbahçe’nin dün getirip bugün oynattığı transferiyle gol perdesini açması, ilk yarım saatte gülen tarafın sarı lacivertliler olacağını hissettirdi. Guendouzi büyük maçlarda baskıyı kıracağını, oyun hakimiyetini artıracağını gösterdi.

Galatasaray’ın üst üste üç pas zincir kuramaması, takımın bireysel performanslarının altında kalmasıyla birleşince oyun kurmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Kanatlardan üstünlük kurulabilecekken, Fenerbahçe’nin kalabalık olduğu merkezden delmeyi denediler ve ikinci topların çoğunu rakibe bıraktılar. Oyunu rakip yarı sahaya yıktıklarında ise ön alanın hareketsizliği nedeniyle tehdit üretemediler. Sane, Yunus etkisizdi; Icardi zaten uzun süredir yok. Sarı kırmızılılar, Godot’yu bekler gibi aylardır Icardi’nin dönüşünü bekliyor.

Fenerbahçe her sezon şampiyonluğu istiyordu ama ilk kez buna gerçekten hazırlanan bir yönetim

Yazının Devamı

Kalite farkı kapanıyor

9 Ocak 2026

İlk defa turnuva şeklinde düzenlenen Süper Kupa’nın neden şimdi oynatıldığı sorusuna takılmamaya çalışarak bizi nasıl bir maç beklediğine bakalım. Birbirleriyle oynadıkları son maçta ortaya çıkan kalite farkını yeni transferleriyle kapamaya başlayan Fenerbahçe’nin orta sahada yaşadığı eksikler sebebiyle Guendouzi’ye de süre vermesini bekliyorum. Eşleşmelerdeki düelloların ön plana çıkacağı, Galatasaray’ın özellikle rakibin zayıf sol kanadına Sane ile üstünlük kurma ihtimali, Semedo yetişemediği takdirde Barış-Mert eşleşmesi de eklenince, Fenerbahçe’nin her iki kanadına da tehdit yaratacaktır. Musaba’nın yaratıcılığı ve Icardi’nin zekasının skora nasıl etki edeceğini ise göreceğiz. Ancak sonucun psikolojik etkisi hem lige hem de yönetimlere transfer baskısı olarak mutlaka olacaktır. Şimdilik plan, maçın Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynatılması. Ama o gün beklenen hava şartları bunu pek mümkün kılmayabilir, ki dilerim kılmaz. Çünkü zamanında futbolcuyken, bir maç sonu Tolga

Yazının Devamı

Herkes futbolu biliyor

4 Ocak 2026

Geçenlerde eski bir manken, sosyal medyada futbol yorumcusu bir arkadaşımıza sataştı. Cümleler tanıdık, üslup tanıdık, özgüven fazlasıyla tanıdıktı. Aslında mesele o manken de değildi. O, Türkiye’de yıllardır süren bir alışkanlığın görünür hale gelmiş bir başka örneğiydi sadece.

Çünkü bu ülkede futbol, herkesin sevdiği bir oyun olmaktan çoktan çıktı; herkesin bildiğini sandığı bir alan haline geldi. Takım tutmak, uzmanlıkla; maç izlemek, yetkinlikle; yüksek sesle konuşmak, bilgiyle karıştırılıyor. Ortaya çıkan tablo tanıdık: Futbolcuya futbol öğreten seyirci, teknik adama taktik çizen sosyal medya kullanıcısı, spor yorumcusuna, “Sen futboldan anlamıyorsun” diye parmak sallayan bir kalabalık.

Oysa kimse ekonomiden bu kadar emin konuşmuyor. Kimse enflasyon üzerine “Bence böyle” diye ahkâm kesmiyor. Kimse Merkez Bankası’na tweet atıp faiz öğretmeye kalkmıyor. Çünkü ekonomi zor. Terminolojisi var, literatürü var ve en önemlisi: Cahil görünme korkusu var. Futbolda ise

Yazının Devamı

Aynada yüzünü tanıyamamak

29 Aralık 2025

2025, Türk futbolunun ne olduğunu değil ne olamadığını gösteren bir yıl oldu. Rekor transferler yaptık, altyapıda finale çıktık, Dünya Kupası hayalini diri tuttuk. Ama aynı zamanda güven, şeffaflık ve sürdürülebilirlik konusunda hâlâ yolun başında olduğumuzu gördük.

Aynı yıl içinde hem gurur duyduk hem utandık. Çünkü Türk futbolu, bir yandan vitrinini parlatırken diğer yandan yine temeline bakmamayı tercih etti. Bir kez daha takvimle değil, krizlerle ilerleyen bir yılı geride bırakırken, 2025’e damga vuran, kronolojik değil ama etki sırasına göre 10 önemli olayı ben de kendimce dizmek istedim.

Fenerbahçe’yi Kerem eledi!

10- Türkiye Kupası’nın kimsenin anlayamadığı yeni formatı açıklandı. Daha çok takım, daha çok maç ile yayıncı dışında kimseyi mutlu etmeyen yeni formatın ilk serzenişleri de yılın son günlerine denk gelen maçlarla başladı.

9- En ilginç başlıklarından biri, Kerem Aktürkoğlu’nun Türkiye’ye dönüşüydü. Konu sadece ezeli rakibe transfer değildi.

Yazının Devamı

Yıldız futbolcu hoca savaşları

23 Aralık 2025

Yıldız futbolcuları yönetmek neden zordur? Neden bazı hocalar ile oyuncular arasındaki gerilim, soyunma odasında kalmaz da kamuoyuna taşar? Ve bu savaşların sonunda gerçekten kazanan olur mu, yoksa herkes biraz mı kaybeder ki.

Konu yıldız futbolcu ve hoca arasındaki ilişkiye gelince orada artık sadece taktik, formasyon ve maç planı konuşulmuyor. Güç, otorite, ego, marka değeri ve kulüp siyaseti aynı masaya oturuyor. Ve çoğu zaman da o masadan birileri kalkıyor. Bir zamanlar yıldız futbolcu, sahada fark yaratan oyuncuydu. Bugün ise sponsorluk anlaşmaları olan, sosyal medyada milyonlara hitap eden, forma satışlarını etkileyen ve kulübün küresel görünürlüğünü belirleyen hatta taraftarın ruhunu temsil eden bir “marka.” Bu da doğal olarak güç dengelerini değiştiriyor.

 

Teknik direktör hâlâ oyunun aklını temsil ediyor olabilir ama yıldız futbolcu artık oyunun ekonomisini temsil ediyor. Ve futbol tarihinde neredeyse bütün büyük çatışmalar tam da bu noktada başlıyor. Bir teknik direktör için “herkes

Yazının Devamı

Maç değiştiren oyuncu

30 Kasım 2025

İki takımın da Avrupa maçlarından mutlu dönmediği derbi öncesi sahaya daha rahat çıkacak taraf uzun bir aradan sonra Fenerbahçe görünüyor.

Her ne kadar Galatasaray, Kadıköy’de son mağlubiyetini ta Torrent zamanı almış olsa bile, yeni yönetimiyle yakaladığı olumlu havayı arkasına alan Fenerbahçe, karşısında sarı-kırmızılılar, hem lider unvanını koruma stresi hem de eksik oyuncuları sebebiyle baskı altında maça başlayacaktır. Bunu değerlendirmeyi amaçlayacak Fenerbahçe’nin maça yoğun baskıyla başlayacağını düşünüyorum.

Bu baskıdan gol çıkarabilmesi ise Osimhen’in olup olmayacağına bağlı. Osimhen gibi “maç değiştiren” bir oyuncunun varlığı, mevcut tüm faktörleri ortadan kaldırıp Galatasaray’ı favori yapacakken, Fenerbahçe’nin nasıl oynayabileceğini de belirleyecektir. Zira Osimhen varlığında belki de Galatasaray’ın en çok isteyeceği şey, Fenerbahçe’nin presli oyunu tercih edip hata yapması olacaktır.

Orta sahada Torreira ve İsmail’in kazanacağı ikinci toplar oyunun

Yazının Devamı

Milli Takım taraftarı olmak

18 Kasım 2025

Her milli maç aynı tablo. Tribünler dolu, insanlar maça gidiyor, ekrana kilitleniyor ama milli takım tribünü hâlâ bir kimliğe sahip değil. Bursa’daki Bulgaristan maçında da benzer bir görüntü vardı: Seyirci sayısından kimsenin şikayeti yok, hatta bilet bulamamaktan yakınanlar va.
İnsanlar milli takımı desteklemeye gelmiş ama bu kalabalık içinde bile derin bir boşluk vardı: Tribün kültürü boşluğu. Milli takım forması yerine kırmızı tişört ve Bursaspor formasıyla gelenler çoğunluktaydı. Rakip Bulgaristan’ın kırmızı-yeşil-beyaz renklerine karşın bizim tribünlerde kırmızı-yeşil renklerin buluşmuş olması ironikti.
İngiltere veya Almanya’nın herhangi bir milli maçını açtığınızda ise bambaşka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz: stat neredeyse tamamen milli formalarla dolu, tezahüratlar bir ritüelin parçası. Üstelik o ülkelerde kulüp taraftarlığı Türkiye’den daha az yoğun değil hatta çoğu yerde daha agresif, daha köklü.
Buna rağmen milli takım kültürü ile kulüp

Yazının Devamı

Avrupa Dönüşü Sendromu

11 Kasım 2025

Avrupa geceleri büyülüdür. Şampiyonlar Ligi müziği çalar, stat ışıl ışıl olur. O sahnede her futbolcu biraz daha büyür. Alınan bir galibiyet sadece puan değil, prestij, kimlik ve güç gösterisidir. Ancak o büyü kısa sürer. Üç gün sonra sahne değişir; Amsterdam’daki ışıkların yerini Kocaeli Stadı’nın rutubetli havası, Rayo Vallecano’nun gösterişsiz zemini, Brentford’un güçlü presi alır. Ve devler tökezler.
Bu hafta da öyle oldu. Galatasaray, Ajax’ı 3-0 yenip Avrupa gecesinin yıldızı olurken, ligde Kocaelispor’a 1-0 kaybetti. Real Madrid, Rayo Vallecano deplasmanında golsüz dönerken, Bayern Münih, Union Berlin’le berabere kaldı, Liverpool, City karşısında silik bir oyunla mağlubiyet aldı, Newcastle, Brentford’dan üç gol yedi. Beşi de Avrupa sahnesinden döndü, beşi de liginde puan kaybetti. Bu döngü, Avrupa maçları dönüşü kanıksadığımız bir hal aldıysa mesele tesadüf olmaktan çıkar; adını koymak gerekir: Avrupa dönüşü

Yazının Devamı