ORUÇ İBADETİNE HAYAT VEREN KAVRAMLAR: Ramazan, İmsak, Sahur ve İftar

Her ibadetin kendine özgü kavramları vardır. Bu kavramlar sayesinde o ibadet hayat bulur, tanımlanır ve tanıtılabilir. Söylendiğinde ve duyulduğunda doğrudan ilgili ibadeti hatırlatır. Bu yönüyle kavramlar ilgili olduğu ibadeti gösteren birer adres niteliğindedir. Mesela kıyam, rükû ve secde namazı; nisap, yardım ve yoksul zekâtı; Kâbe, tavaf ihram haccı hatırlattığı gibi ramazan, imsak, sahur ve iftar kelimeleri de oruç ibadetini hatırlatır.

Bu yazıda herkesçe malum olan bu kavramları ele almaktaki maksadım, oruçla ilgili kavramların sözcük anlamıyla zamanla kazandığı terim anlamları arasındaki münasebete ve bu münasebetle verilen ince mesajlara dikkatlerinizi çekmektir.

Sözlükte “günün çok sıcak olması, güneşin kum ve taşları çok ısıtması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması” veya “güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer” anlamına gelen ramazan kamerî yılın dokuzuncu ayının adıdır. Bu anlamıyla Ramazan ayı, rastladığı mevsim gereği çok sıcak ve yakıcı bir özelliğe sahip olduğu için bu adla anılmıştır. Diğer taraftan ateşin odunu yakarak yok ettiği gibi oruç ibadeti de oruç tutan kişinin günahlarını adeta yakarak yok ettiği için oruç ayı, “Ramazan” olarak isimlendirilmiştir.

Ayrıca “ramazan” sözcüğü “yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” anlamına da gelir. Güz yağmurlarının yeryüzünü yıkadığı gibi ramazan orucunun da müminlerin günahlarını yıkayıp temizlediği için bu aya “Ramazan” ismi verildiği ifade edilir. (DİA, 34/433).

Farsça rûze (günlük) kelimesinin Türkçe karşılığı olarak ifade edilen oruç, Kur’an-ı Kerim’de “savm-sıyam” kavramıyla ifade edilmektedir. Savm, bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak ve engellemek anlamlarına gelir. Bu anlamıyla “savm” kelimesiyle “imsak” kelimesi eş anlamlıdır. Bu nedenle ibadet maksadıyla yeme içme ve cinsel münasebetten uzak durma yani imsak, oruç/savm olarak isimlendirilmiştir. Aslında Fecr-i sadık olarak isimlendirilen; oruç ibadetinin başladığı vakte “imsak” denilmesinin sebebi de yeme, içme ve cinsel münasebet yasağının bu vakitte başlamış olmasındandır.

Bir ay süresince en temel ihtiyacı olan yeme içmeye karşı kendini tutarak gösterdiği kararlılık sayesinde insan, nefsinin isteklerini kontrol altına alacak güçlü bir irade oluşturur. Allah’ın emri doğrultusunda oluşan bu güçlü irade sayesinde, artık onun emrine aykırı olan her türlü kötülük ve ahlaksızlığa karşı güçlü bir bağışıklık kazanmış olacaktır.

“Sabah olmadan önceki vakit, gecenin son üçte biri” anlamındaki “seher” kelimesiyle aynı kökten gelen “sahur”, dinî bir terim olarak oruç tutmaya hazırlık olmak üzere fecrin doğmasından önce yenen yemeği ifade eder. Hz. Peygamber (s.a.v.) de “Sahur yiyin; sahurda bereket vardır.” (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45) buyurarak sahur yemeğinin önemine ve seher vaktinin faziletine, bereketine dikkat çekmiştir. Bu bakımdan bir yudum su ile de olsa sahur yapmak ve sahur yemeğini mümkün olduğunca, gecenin son vaktine denk getirmeye çalışmak uygun olur.

Kişi sahura kalkmakla kulluk bilincini artırmanın yani sıra duaların en fazla karşılık bulduğu seher vaktini, şanına layık bir şekilde değerlendirme fırsatı bulur. Ramazan’da edinilen bu alışkanlık, sair zamanlarda erkenden kalkıp sabah namazını eda etme alışkanlığını da pekiştirmiş olur. Böylece güne erken başlamanın vermiş olduğu huzur insanın ömrüne ve rızkına bereket katar.

“Orucu açmak, oruçluya orucu açtırmak” gibi anlamlarına gelen “iftar”, oruçlu kimsenin vakti gelince usulüne uygun biçimde orucunu açması” emektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde oruçlu için iftarın önemini şöyle ifade etmiştir: “Oruçlu için iki sevinç ânı vardır: Biri, orucu açtığı anki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu (mükâfatını aldığı) anki sevincidir.” (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163). Oruç tutarak bazı nimetlerden mahrum kalan kişi, iftarla birlikte yeniden bu nimetlere kavuşmanın şükrünü eda eder. Açlık, yoksulluk ve geçim sıkıntısı çeken insanların durumlarının farkında olur. Böylece oruçla geçen bir günün sonunda mide su ve yemekle iftar ederken dil güzel sözlerle, el hayır, hasenat ve ikramlarla, gönül güzel duygularla iftar eder. Sezai Karakoç’un ifadesiyle “oruç müminin kalbinde iftar eder.”

Bugünkü yazımızı Peygamberimizin (s.a.v.) şu duasıyla bitirelim: “Oruçlular yanınızda iftar etsin. Yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için dua etsin.” Âmin.