Türkiye’de intiharın iç yüzü

Dünyada ortalama olarak her üç saniyede bir kişi intihar girişiminde bulunuyor; her kırk saniyede bir kişi intihar sonucu yaşamını yitiriyor. İntihar, günümüzdeki tüm ülkelerdeki ölüm nedenlerinin ilk 10 nedeni arasında sayılırken; WHO verilerine göre Türkiye'de her yüz kişiye düşen intihar ortalaması sekiz kişi olarak tespit edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2018 yılında 3 bin 161 kişi intihar etti. Bu da her gün ortalama 9 kişinin hayatına son verdiği anlamına geliyor. TÜİK verileri resmi kayıtlara intihar olarak geçen vakaları içeriyor. 2002’de 2 bin 301 olan intihar sayısı 2003’te 2 bin 707’y yükseldi. Bir kaç yıl boyunca bu seviyelerde seyreden intihar sayısındaki en ciddi artış 2012 yılında yaşandı. 2011’de 2 bin 677 olan intihar sayısı 2012’de 3 bin 287’ye yükseldi.

Türkiye’de intiharın iç yüzü

Peki, insanlar neden intihar ediyor? Yine resmi kayıtlara geçen sebeplere bakılırsa intiharların büyük kısmının sebebi bilinmiyor. TÜİK verileri 2018 yılındaki 3 bin 161 intihardan bin 155’inin (yüzde 37) sebebini “bilinmeyen” olarak gösteriyor. İntihar sebeplerinin yüzde 27’si ise “diğer”. Ancak bu ifadenin neleri içerdiği bilinmiyor. Sebebi bilinen intiharların başında ise yüzde 21 ile hastalık geliyor. “Geçim zorluğu”ndan intihar edenlerin sayısı ise 246 (yüzde 8).

İntihar İstatistikleri 1998 verileri doğrultusunda, nedene göre intihar yüzdeleri şöyledir: Hastalık %31.5, aile geçimsizliği %26.5, geçim zorluğu %14.6, hissi ilişki ve istediği ile evlenememe %13, ticari başarısızlık %6, öğrenim başarısızlığı %4.1 ve diğerleri %3.9 dur (38,44). Türkiye’de intihar edenlerin çoğunluğu asarak intihar etmektedir. 2009 yılı İntihar İstatistikleri verileri doğrultusunda şekline göre intihar yüzdeleri şöyledir: %53.7’si kendini asarak, %26.2’si ateşli silah kullanarak, %5.8’i kimyevi madde kullanarak, %8.7’si kendini yüksekten atarak, %5.6’sı diğer yöntemleri kullanarak intihar etmiştir.

Uzmanlar, intihar vakalarının yüzde doksanına yakın kısmında psikolojik sorunların ve yaygın olarak da ciddi bir depresyonun etkili olduğuna dikkat çekiyorlar. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, yoksulluk ve ekonomik kriz, intihar oranlarını artırırken, erkeklerin intihar eğilimi kadınlardan daha yüksek.

Ancak toplu ve/veya bireysel intihar vakalarında bu olayı yoksulluk gibi tek bir sebeple gerekçelendirmek tahmin edilenden daha yıkıcı bir tablo ortaya çıkmasına sebep olur. Özellikle sosyal medyanın bu kadar güçlü olduğu bir dönemde kaleme alınan her yanlış yönlendirmede kamuoyu bu tür durumlarda intiharın kaçınılmaz olduğunu düşünüyor ve intihar düşüncesi zaten olan insanlarda bu haber dilinin yıkıcı bir etkisi olabiliyor. Resmi verilere ve uzman raporlarına göre; intihar düşüncesi zaten genellikle bir dakikadan kısa bir süre içerisinde oluyor ve bu eşikte bulunan insanların tek bir gerekçe üzerinden bu mesajı almaları intiharı tetikleyebiliyor. Dolayısıyla ülkede yaşanan sosyo-ekonomik olaylar sonucunda ortaya çıkan kriz  durumlarında yoksullar intihara yönelir, intihar eder şeklinde bir mesaj vermemek gerekir.

Tüm bu yaşananlardan sonra birey ve  toplum olarak yaşanan bütün olaylardan ders çıkararak, en önemli soruyu sormamız gerekiyor; yasa yapıcıların, yerel yönetimlerin, sivil toplumların neden toplumun artık insanları bir arada tutamadığını, insanlara güven vermediğini, neden iyileştirici gücünü yitirdiğini de sorgulamamız gerekiyor.

 

Avukat Elif Akar

www.instagram.com/lawmeditation/?hl=tr

www.facebook.com/av.elifakar/

https://twitter.com/avelifakar