Hali hazırda nefes almazken; "efsanevi" bir olgu olmayı üstlenmek kolaydır. Çünkü fiili olarak yoksan; günlük hareketlenmelerden de etkilenmezsin ve bir zamanlar -muhtemelen kısa süreli- ürettiğin esaslı birkaç çalışmayla anılır ve yoluna bakarsın.

Örneğin; The Doors için efsane kalmak kolaydır ya da Led Zeppelin adına verilen müzikal değerlerin tümü yerini sağlamlaştırmış haldedir. Jim Morrison'ın 60'lı ya da 70'li yaşlarını görememesi bireysel anlayışla bakıldığında oldukça üzücü görünmekle birlikte; ünlü frontman'in 30'larına dahi gelemeden hayata veda etmesinin; The Doors'u daha da kutsallaştırdığını söylemek yanlış olmaz..

Peki ya Led Zeppelin... 70'lerin ünlü Rock'n Roll topluluğunun, 80'lerin hemen başında kendini fesih yoluna gitmesi, hayranlarını elbette hayal kırıklığına uğratmış olmalı; ama bu dağılma; grubun aktif olduğu dönemi daha da önemli hale getirmiş ve gruba ait çalışmaların üzerinden daha da özenle geçilmesine yol açmıştır.

Diğer yandan 1960'lar denildiğinde akla gelen The Beatles'ı ve 1970'lerin başına kadar Psychedelic Rock'a sadık kalıp; hippi akımının sona erdiğinin farkına varmasıyla kendini Prograssive Rock'ın ılık sularına bırakan Pink Floyd'u da bu "efsaneliği cepte" olan topluluklara ekleyebiliriz. The Beatles'ın; Elvis Presley'nin çakmağındaki ateşi Birleşik Devletler'e hapsolmaktan kurtarıp, o ateşle tüm dünyayı kavurduğu ne kadar ortadaysa; Pink Floyd'un da, hiç kimsenin cesaret edemediği biçimde Rock'n Roll'u kutsallaştırdığı aşikar. Yine de Lennon'ın restiyle dağılıveren ve bateristini alkol komasına şehit vermesiyle geri basan iki gruptan söz ediyoruz.

Yukarıda sözünü ettiğim grupların tamamı; Rock'n Roll için çok şey ifade ediyor. Ürettikleri parçalarla ve temsil ettikleri -muhtemelen kurucusu oldukları- müzikal açılarla da günümüzde hala yansımalarına rastlamak mümkün. Yine de kendilerini; faal anlamda bugünlere taşıyamadılar ve "tarihi" olmalarını; tarihte kalmalarıyla pekiştirdiler.

Açıkcası The Rolling Stones'un dün yayımlanan yeni single'ı "Doom and Gloom"u dinlerken; bunları düşündüm. Grup üyelerinin değil; bizzat grubun 50 yılı devirmesine rağmen taş gibi bir şarkı ile dünya alemi selamlayışına hayran kaldım. "Efsanevi" olarak nitelenmelerini, 1962'den 2012'ye kadar geçtikleri yollarda bırakmayışlarına ve nefes alırken, bilinçli ve üretken bir halet-i ruhiye ile hayatı adımlarken, "tarihi" olmalarına büyük saygı duydum.

Keşke herşey yolunda gitseydi de, The Beatles; tıpkı 1960'larda olduğu gibi derhal yeni bir single çıkarıp; The Rolling Stones'a cevap verebilseydi. Her iki grup da faalken; liste savaşlarında ve popülarite ibrelerinde şans her zaman The Beatles'tan yanaydı. Son 40 yıla bakıldığında şansın karşı tarafa döndüğü ortada.

Bu şans ve bir yanıyla da riskli sorumluluk; Mick Jagger ve tayfasına ait.

Onlar birçok gruba bahşedilmeyeni yaşıyorlar ve efsane olmak için nefeslerinin kesilmesine de ihtiyaçları yok.

Twitter / @BekirzgrAybar