Bu içerik sağlık ve tıp ile ilişkili olup bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye veya tanı kriteri değildir.

DEPRESYON NEDİR, BELİRTİLERİ NELERDİR?

Depresyon, beş kişiden birinde görülen ciddi bir sendromdur. Çevresel değişikliklere uygun olmayan tepkiler gösterme ve iç yaşamda sürekli çelişkiler içinde olma hali olarak tanımlanabilir, psikomotor inhibe halidir. Duygulanım bozukluklarından biri olan depresyon; unutkanlık, karar vermede zorlanma, az veya çok uyuma, karar vermede zorlanma, hayata karşı ilgisizlik, suçluluk hissiyatı, kaygılanma, değersizlik hissiyatı, severek yaptığı işlerden zevk alamama, halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık veya iştah artışı, karamsarlık duygu ve düşünceleri ile fizyolojik fonksiyonlarda yavaşlama gibi belirtiler ile kendini gösterebilir. (DSM IV'e göre tanı için depresyon tanı kriterlerinin en az 2 hafta devam etmesi ve bir yas durumuna veya bir madde kullanımına bağlı olmaması gerekir.)

DEPRESYONA NEDEN OLABİLEN TIBBİ DURUMLAR:

-Beslenme Yetersizlikleri

-Endokrin Bozukluklar (Hipotiroid, hipertiroid, menapoz, diyabet...)

-Metabolik Bozukluklar

-Gastrointestinal Hastalıklar

-Cerrahi komplikasyonlara bağlı travmalar

-Wilson Hastalığı

-MSS Hastalıkları

-Kardiyovasküler - Pulmoner Hastalıklar

-Romatoid Artrit

-Enfeksiyon Hastalıkları

...

BESLENME YANLIŞLARI DEPRESYONA YOL AÇAR MI?

Günümüzde artık beslenme ile birçok hastalığın ve semptomun birbirleriyle ilişkili olduğu gözardı edilemez bir gerçek. Beslenme şeklimiz psikolojik rahatsızlıklardan kansere kadar birçok rahatsızlıkta önleyici, tedavi edici veya tedaviye yardımcı olarak rol oynayabiliyor.

Depresyonu olan bireyler incelendiğinde beslenmelerinin içerik bakımından oldukça yetersiz olduğu ve besin tercihlerinin de depresyona katkı sağlayacak besinlerden yana olduğu görülüyor.

Yapılan araştırmalar; beslenmedeki tiamin yetersizliği, B12 vitamini yetersizliği, folat eksikliği, piridoksin eksikliği, demir eksikliği, protein eksikliği, niasin eksikliği, omega-3 eksikliği veya olması gerekenden fazla şeker ve şekerli gıda tüketiminin depresyona yol açabildiğini göstermiştir.

DEPRESYON VE BESLENME TEDAVİSİ:

1) Triptofan ve Depresyon:

Beyindeki serotonin 5-HT seviyeleri ruh hali üzerinde etkilidir. Serotonin seviyelerindeki düşüşler bazı bireylerdeki depresyonun etiyolojisine katkıda bulunur. Seratonin sentezi için triptofan gerekmektedir. Triptofan seviyelerindeki düşüşler serotonin düzeylerini de azaltacaktır. Bu durum bireylerde depresyona yol açabilir. Serotonin eksikliği olan bireylerde triptofan, depresyonun azalmasına, uykuya geçişi kolaylaştırmaya ve gevşemeye yardım edebilir.

Yüksek miktarda şeker ve şekerli gıda tüketimi, alkol tüketimi, sigara tüketimi de var olan triptofanın serotonine dönüşümünü azaltır. Dolayısıyla beslenmemizde şekeri, alkolü olabildiğince azaltmakta fayda var.

Triptofan düzeylerini arttıran besinler: somon balığı, yumurta, tavuk (özellikle tavuk göğsü), hindi, koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz, fındık, badem, kaju, keten tohumu, peynir

2) Omega-3 ve Depresyon:

Beslenmenin omega-3 bakımından fakir olması depresyon riskini arttırmaktadır. Omega-3 yağ asidi yetersizliği hücre membran yapısında değişikliğe yol açarak serotonin alımında ve salınımında problemlere sebep olur. Omega-3 ile depresyon semptomları doğrudan ilişkilidir. Omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA'nın birçok mekanizma üzerinden antidepressant etki gösterdiği bilinmektedir.

Omega-3 düzeylerini arttıran besinler: balık (somon, sardalye, hamsi, uskumru), keten tohumu, ceviz, chia tohumu, soya fasulyesi

3) Magnezyum ve Depresyon:

Birçok vaka çalışmasında, her öğünde ve uyumadan önce magnezyum takviyesi verilen hastalarda 7 günden daha kısa bir sürede hızlı bir şekilde iyileşme gözlemlendiği belirtilmiştir.

Magnezyum düzeylerini arttıran besinler: koyu yeşil sebzeler, muz, soya fasulyesi, ceviz, badem, fındık, tahıllı gıdalar, hurma, balık

4) Folik Asit ve Depresyon:

Depresif hastalar, sağlıklı bireylere ve diğer psikiyatrik hastalıklara sahip bireylere kıyasla %15-38 oranında daha düşük folik asit düzeylerine sahiptir. Birçok araştırma folik asitten yetersiz bir beslenme düzeninden 4 ay sonra huzursuzluk, uykusuzluk, isteksizlik, yorgunluk, halsizlik gibi semptomların ortaya çıktığını ve folik asit bakımından yeterli bir beslenme düzeninden sonra semptomların iyileştiğini göstermiştir. Aynı zamanda serum folik asit düzeyi düşük olan depresif hastalarda serum folik asit düzeyi normal olan depresif hastalara göre depresif semptomlar daha şiddetlidir. Bu bireylerin antidepressant tedavisine yanıtları da düşük bulunmuştur.

Yapılan klinik bir vaka çalışmasında folik asitin tek başına depresyon semptomlarını iyileştirdiği gösterilmiştir. Birçok çalışmada ise antidepressant tedavisine ek olarak folik asit eklenmesinin tedaviye yanıtı arttırdığı ve iyileşmeyi hızlandırdığı gösterilmiştir.

Folik asit düzeylerini arttıran besinler: baklagiller, yumurta, kuşkonmaz, pancar, yeşil yapraklı sebzeler, turunçgiller, muz

5) B Vitaminleri ve Depresyon:

B vitaminlerinin santral sinir sistemi üzerinde doğrudan etkileri mevcuttur. Bu durum, düşük B vitamini düzeylerini nöropsikiyatrik bozukluklar ile ilişkili hale getirmektedir. Düşük B vitamini düzeyi hiperhomosisteinemiye yol açar. B vitaminleri düzeyinin düşük olmasına bağlı olarak artan homosistein düzeyi ise depresyona yol açabilir.

B vitaminleri düzeylerini arttıran besinler (*özellikle B12): alabalık, uskumru, ton balığı, karides, yumurta, karaciğer, süt, yoğurt, peynir

6) Çinko ve Depresyon:

Yapılan birçok çalışma çinko yetersizliği ile depresyonun ilişkili olduğunu göstermiştir. Çinko yetersizliği olan bireylerde depresyon görülme riski daha fazla olmakla birlikte çinko seviyeleri düşük olan depresyonlu bireylerde antidepressant tedavisine yanıt da olumsuz etkilenmekte.

Çinko düzeylerini arttıran besinler: yeşil mercimek, ıspanak, bamya, bezelye, tavuk, yumurta, kırmızı et, badem, kaju

Depresyon tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Mental sağlık ve fiziksel sağlık her daim birbiriyle etkileşim halindedir. Çözümleyemediğiniz sorunlarınız ve semptomlarınız için bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin.

Bu içerik sağlık ve tıp ile ilişkili olup bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Bireysel bir tıbbi tavsiye veya tanı kriteri değildir.

Diyetisyen & NLP Uzmanı Ecem Bozbel