Antiperspirant (Ter önleyici) Ürünler sağlığımıza zararlı mı?

Yaz tüm sıcaklığı ile kendini hissettiriyor. Eski yazların bu kadar yakıcı ve nemli olduğunu hatırlamıyorum. İlerleyen yıllar beni yazseverlikten bahar ve kış aylarını seven biri haline getirdi. Tatil anlayışımda deniz-kum-güneş üçlüsü alt sıralarda yer aldığı için yaz aylarını sadece bu üçlünün beden ve ruh sağlığına kattığı faydası açısından seviyorum.

Sıcak yaz aylarının bedenimiz üzerinde yarattığı fazlaca terleme etkisini klimalı ortamlarda yaşayarak, günde bir iki kez duş alarak ve kozmetik ürünler kullanarak azaltmaya çalışıyoruz.

Haberin Devamı

Terleme, vücudun bizi serin tutan -bir egzersiz ya da zorlanma sonucunda aşırı ısınmamızı engelleyen- doğal bir mekanizmasıdır. Vücudumuz hormonal değişiklikler sırasında, güçlü duygular ve stresli durumlarla karşılaştığımızda ter üreterek enfeksiyonlarla mücadele etmede önemli rol oynar.

Normalde vücudumuz günde yaklaşık 1 litre ter üretir. Ancak bunun çoğu biz farkında olmadan kısa sürede buharlaşır. Ter üretimi egzersiz yaparken ya da sıcak ortamlarda 10 litreye kadar çıkabilir.

Vücut kokuları, ergenlik çağında koltuk altı terlemesi ve apokrin bezlerinin (koku bezleri) çalışmasıyla başlar. Vücudumuzda doğal olarak milyonlarca zararsız bakteri bulunur. Bu bakteriler apokrin bezlerinden çıkan ter salgıları ile beslenir ve vücut kokusunu artıran atıklar bırakır. Ilık ve nemli ortamlar bakteri gelişimi için idealdir. Koltuk altı bölgesinde buharlaşma daha az olduğu için bu bölgede kötü koku oluşabilir.

Aşırı terleyen insanlarda fazla ter üretimi olduğundan aşırı vücut kokusu görülebilir. Vücut kokusu yediğiniz yiyeceklerden de etkilenebilir. Güçlü kokulu baharatlı gıdalar ter kokusu yapabilir.

Ter kokusunu önlemek için en doğal ve sağlıklı yöntemler: Duş almak, yediklerimize dikkat etmek, pamuklu giyecekler tercih etmektir. Son yıllarda “Antiperspirant,” ter önleyici kozmetik ürünlerin oldukça çok tercih edildiği görülmekte, kişisel hijyen sağlamak adına bu ürünlerle terleme ve vücut kokusu kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.

Antiperspirant ve deodorantlar arasında farklar vardır. Antiperspirant ürünler ter ve vücut kokusunu cilt yüzeyine ulaşan teri engelleyerek ve -antimikrobiyal içerikler yoluyla- kokuya neden olan bakterileri azaltarak kontrol altına almaya çalışır. Deodorantlar ise antimikrobiyal içerikleriyle vücut kokusunu önlemeye çalışır. Ter akışını kontrol etmezler. Her ikisi de kokuyu maskelemek için güzel kokular içerirler.

Haberin Devamı

Antiperspirant ürünler cilt yüzeyine uygulandığında terlemeyi önleyici bileşenler -genellikle alüminyum tuzlar- koltuk altı cilt yüzeyindeki ter ve nem içinde çözünürler. Alüminyum tuzlar antiperspirantların aktif içerikleridir. Bunlar cilt yüzeyine ter akışını azaltmak için çalışır. Sprey ve roll-on ürünler alüminyum klorohidrat, stick, jel ve diğer katı ürünler alüminyum zirkonyum denen alüminyum tuzları içerirler.

Alkol, antiperspirant ve deodorantların aktif içeriklerinin çözünmesini sağladığından uygulandığı anda çabucak kurumasını sağlar ve serinlik duygusu verir.

Vücut kokusunu gidermeye çalışan doğal deodorantlar kokuyu oluşturan bakteri oluşumunu engellemek için doğal mineral tuzlar kullanırlar. Bu mineral tuzlar cilt üzerinde bakteriler için dostça olmayan bir bariyer oluştururlar. Doğal içerikli bu ürünler vücudumuzu istenmeyen kimyasallarla dolduran çoğu popüler deodorantlara karşı sağlıklı bir seçenektir.

Haberin Devamı

Mineral tuzlar hemen hemen yediğimiz tüm yiyeceklerde, içtiğimiz suda ve soluduğumuz havada bulunurlar. Mineral tuz içeren ürünlerde kullanılan Alum adı verilen doğal mineral tuz bir alüminyum bileşiğidir ve doğada oksijen ve silikondan sonra en çok bulunan üçüncü elementtir. Mineral tuzlar (Alum) gözenekleri tıkayarak terlemeyi durdurmayı amaçlayan alüminyum klorohidrat ve alüminyum zirkonyum ile karıştırılmamalıdır.

Antiperspirantların insan sağlığına zararlı olmadığını, göğüs kanserine yol açmadığını ve güvenle kullanılabileceğini savunanlar bulunmaktadır. Savunmalarını bu konuda fazlaca bilimsel çalışma ve kanıt olmadığına dayandırmaktadırlar. Öyle bile olsa, vücudumuzun çalışma sistemine dışarıdan bu şekilde müdahale edilmesinin elbette ki sakıncaları vardır. Doğal olanı değiştirmeye çalıştığımız her alanda bunu açıkça görmekteyiz. Bunun için bilimsel kanıt aramanın mantıkla ters düşeceği aşikârdır!

Sevgiyle ve doğal kalın.

Elçin Oltulu Şahin

Web: http://dogalivarken.com

Facebook: http://facebook.com/dogalivarken

Instagram: @dogalivarken