Ne olduğuna pek bir anlam veremesem de hoop diye istemsizce içine çekildik bu “yeni normal” in…

Uzunca bir evde kalış süresinin ardından memlekette sanki aniden görünmez bir kapı açıldı ve hepimizde farklı yankılar yaratan bu zorlu süreç bir başkasına evrildi. “Temizlikten vazgeçemem” diyen de, sokakları bekleyende bu yeni normalin içinde birlikteyiz artık.

Bence bu dönem birkaç ay öncesinde başlamıştı; dünyada sistemlerin, düzenin değişeceğine dair birçok ipucu vardı aslında hayatımızda. Hatta ondan öncesine, geçen senelere şöyle bir bakarsak hepimiz için bir kaos ortamı olduğunu söylemek de pek tabi ki mümkün. Hızla geçen, hiçbir şeye yetişemediğimiz, içinde ruhen de kaybolduğumuz o dönemi unutmuş olamayız herhalde… Daha “dün” gibi :)

Gerçekten de “dün” dünde kaldı ve yeni bir dünyaya uyandık. Tabi ki eski hayatımızın yankıları önümüzdeki günlerde devam edecek ancak bu bireysel bir süreç bana sorarsanız. Herkes istediği şekilde yönetmekte serbest, kimimiz evde kalmaya devam derken kimimiz sokağın ritminde kaybolacak. Tabi ki 3 kurala dikkat ederek; “maske”, “mesafe”, “temizlik” …

Ben bunun neresinde yer alacağım henüz bir kararım olmasa da burnumda tüten, pandemi bittiğinde gideceğim dediğim ilk 5 mekandan bahsedeceğim bu hafta sizlere. TV programımda hepsine yer verdim, detaylı olarak mönülerine göz atmıştık bir de pembenar ailemle paylaşmak istedim. İşte parmaklarınızı yedirecek, sizleri müdavim edecek o mekanlar…

1/5

OZZIE’S

İddiaa ediyorum, İstanbul’un en lezzetli kokoreçlerini yapan, eski Dolapdereli yeni Asmalı Mescitli bir yer burası.

Her şeyden önce kokoreç bir kültür meselesi ve muazzam hijyen isteyen bir sokak lezzetimiz. Sakatat ile beraber anılan hijyen eksikliği burada söz konusu bile değil.

Dükkanın sahibi Oğuzhan, bu işi 1968’den bu yana devam ettiren babasını kaybedince kolları sıvamış, gereken tüm hijyen ve lezzet şartlarını yerine getirerek kaliteli ve leziz kokoreci sizlerle buluşturuyor.

Mekana rezervasyonla gidiyorsunuz. Kokoreççiye rezervasyonla gitmek?! Kulağa çok havalı tınlasa da aslında tamamen müşteri memnuniyeti adına. Yani taptaze, kaliteli ürünü sofraya koyabilmek için.

Dışı nefis şekilde pişen kokorecin içinde uykuluk var ve öyle alıştığınız baharatlarla şişirilmiş bir şey yemiyorsunuz. Baharatı çok kullanmak, kötü kokoreci maskelemenin en iyi yöntemiymiş bu işin ustalarına göre.

Gerçek kokoreç lezzetini en iyi şekilde alabileceğiniz, bitmesin isteyeceğiniz bir yer burası. Ekmek arası ve porsiyon kokoreç en çok tercih edilenlerinden ancak bana sorarsanız babasının adını verdiği “Aliş Kebap” da denemeye değer.

2/5

GÜLER OCAKBAŞI

İstanbul’da en iyi 3 ocakbaşından biri de Güler Ocakbaşı’dır bana göre. Çocukluktan itibaren istisnasız ailemin her üyesiyle gittiğim bu leziz mekan, şimdi de dost meclisimizin buluşma noktası.

1981’den beri Elmadağ’da müşterilerini fevkalade bir hizmetle ağırlıyor Güler. Sofrada yer alan her şey özenle işleniyor; mezesinden kebabına, seçim yaptığınız her bir lezzeti tekrar tadacağınız anı eminim iple çekeceksiniz.

Etlerini Balıkesir ve Trakya’dan temin ediyor ve buradaki usta kadrosu ile özel bir şekilde işliyorlar, yani bu lezzet öyle tesadüfen ortaya çıkmıyor pek tabii. 40’a yakın kebap seçeneğinin yanı sıra günlük olarak tam 50’yi aşan meze çıkarıyorlar. Kendilerine has lezzetleri “Fıstıklı Kaşarlı Kebap”, “Kaşarlı Fıstıklı Tavuk Kebabı” yıllar içinde müdavimlerini yarattı.Özellikle size tavsiye edeceklerim ise fıstıklı kaşarlı kebap ve şaşlık olur, bunları yemeden dönen çok şey kaybeder bana göre!

Arkadaşlarla buluşmak, iki lafın belini kırmak, türk sanat müziği eşliğinde en kaliteli kebabın tadına bakmak için en iyisi Güler’dir Güler….

3/5

POKEMATE

Poke kültürünü ülkemize taşımış şehirli bir mekan Pokemate.Küp şeklinde kesilerek hızlıca marine edilen çiğ balıklara verilmiş genel bir isim poke. Günümüzde içine başka malzemelerin de eklenmesiyle pokebowl olarak anılıyor.

Hawaii mutfağının hem hafif hem de lezzetli seçeneklerini şehrimize getiren Pokemate, eşine pek rastlanmayan yeni nesil sushileri ile de pek meşhur.

Eğer bowl tercih edecekseniz tabağınızı kendiniz oluşturuyorsunuz; sosundan, pirincine hatta icine koymak istediğiniz balığın çeşidine kadar seçim yapma şansınız var. Bowllar haricinde mutlaka tadın diyebileceğim lezzetse “Sushi Hotdog”. Daha önce böyle bir lezzeti denediğinizi pek sanmam; dışı çıtır çıtır, içi içine sığmayan bir lezzet bu. Abartmıyorum tek başına bitirmeniz de pek mümkün değil baya hürmetli.

Sushi severlerin uğrak noktası haline gelecek eminim, burnumda tüten mekanlar arasında…

4/5

PIZZA MODA

Amerikan tarzı pizza severlerin asla vazgeçemeyeceği bir yer Pizza Moda… 2013’den beri Moda’da çok şirin butik bir pizzacı da desem yanlış olmaz.

Moda son dönemlerin gastronomi konusunda göz bebeğiyken, bu bölgenin tek pizza restoranı Pizza Moda’ya geldiğinizde samimi ve sıcak bir ortam karşılıyor sizi.

Pizzanız ise özel bir reçeteyle incecik ve çıtır hamurlu olarak hazırlanıyor. New York Style pizzası ilk günden itibaren geniş bir müdavim kitlesine ulaştı ancak buraya geldiğinizde daha başka birçok çeşit de bulmanız mümkün.

Özellikle vegan vejetaryen yaşam tarzını benimseyenleri de unutmayan Pizza Moda neredeyse 30 çeşit pizza var. Benim favorimse “Portobello” ve “ Yam Yam Pizza”.

5/5

CROSS FINGERS

İstanbul’un ilk sokak lezzetlerinden biri olan Cross Fingers, Bomonti’nin “mahalle” haline gelmesinde ve yıldızının yükselmesinde de büyük rol oynuyor.

Mekanın çok net, sade bir menüsü var. Bu sayede aslında seçenekler içinde kaybolmuyorsunuz ve ne yiyeceğiniz konusu kafa karışıklığı yaratmıyor.

Menüde yer alan burger, taco, hot dog, burrito ve wrap gibi sokak lezzetlerinin demir başı seçenekler eminim "bir daha ne zaman geleceğiz" sorusunu akılınızda uyandıracak. Hepsinin yeri tabi ki ayrı ama bende yer eden lezzet Brisket ve Çıtır Tavuk Taco! Sanırım şehrin en iyi tacolarını Cross Fingers yapıyor. Hem de yerken bitmesin diyeceğiniz türden!

Geldiğinizde şu bahsi geçen tacoları a denemeden dönmeyin derim, bir de yanına hot dog söylerseniz değmeyin keyfinize. Arkadaşlarla Bomonti çıkartması yapmak için daha iyi bir neden olamazdı!

Ezgi Kasapoglu

ezgi@imagean.com