Benim bedenim ama ben beden değilim

Benim bedenim benim kararım sloganını hepimiz duymuşuzdur.  Kadının bedeni üzerinden yapılan her türlü baskı ve yönlendirmelere kadınların vermiş olduğu genel bir tepkiydi.  İyi kötü bir çok yerde paylaşıldı, dillendirildi, yazıldı çizildi.

Geçen gün internette gezinirken yine bu içeriklere rastladım.  Aldı beni bir düşünce…

Eteğin boyu kısa, kadın gülmez, kadın şöyle yapar, böyle yapmaz gibi bir çok şey aklımdan geçti.  Sonra biraz daha araştırdım. O kadar çok ses getirmiş ki bu slogan ardı arkası kesilmemiş.  Herkesin hem fikir kaldığı ortak nokta yok.  Her kafadan bir ses çıkıyor. 

Ben gerçekten  beden miyim? Beni insanlar neden beden gibi algılıyorlar ve bana sadece et parçası gibi davranıyorlar diye.

Kendimle konuşmaya önce, beden miyim diye sorarak başladım.  Evet bedenim ama kendimi bir bedenle sınırlı olarak tanımlamak dar, sıkışık, hapis hissi verdi.  Evet cinsiyet olarak kadınım; ama neden  bu toplumda veya dünyanın herhangi bir toplumunda kadın olmak bu kadar zor ve kısıtlayıcı? diye devam ettim.

Sizce de çok saçma değil mi? Cinsiyeti, milliyeti veya teninin rengi farklı olduğu için dışlanmak, zorluklarla karşı karşıya kalmak aklın alabileceği veya biraz olsa mantıklı davranan birinin anlayabileceği bir şey değil.

İnsanları iki şey ile şekillendirebilirsiniz. Korku ve sevgi.  İkisi birbirinin zıddı gibi duruyor ama değildir.  Sadece sevginin olduğu yerde korku, korkunun olduğu yerde de sevgi olmaz.

İkisi de insanın  davranış kalitesini bozan veya yükselten duygulardan.  Duygular ise insanın tüm hayatını beynin, mantığın önüne geçerek yöneten güçlü frekanslar.  İkisi insanlar arasında çok kolay yayılabiliyor. İkisi de zorlayıcı ve düzenleyici etkisi var.

Konuyu dağıtmadan yine kadın bedenine dönelim. Doğurganlık yani hayatiyetin başladığı bir bedenin sadece cinsellik üzerinden değerlendiriliyor olması da  işin cabası.

İnsanların kadını bu kadar sevip bu kadar korkuyor olmasının ana sebebi sanırım tanımlamada yapılan hatalardan ve toplumlarda insanların duygulardan çok çabuk etkileniyor olmalarından.

Koruma içgüdüsü tamamen korkudan kaynaklanan bir durum. Kaybetme korkusu, sahip olamama korkusu vb.  Korkuları istediğiniz kadar çoğaltın.  Kıskançlık, sahiplenme,  üzüntü, keder ve bir  çok duygu sevginin olmadığı yerde ortaya çıkan ve bedeni kasıp kavuran duygulardan. 

Sevgide sahiplenme olmaz, kıskançlık, üzüntü ve ne derseniz deyin olmaz. Sevgi olan yerde bunlara gerek olmaz. Sevgi kendi frekansıyla bütün duyguları bastırır.  Seven sadece sevdiği için birlikte olur.  Başka bir nedene bile gerek duymaz.

Korkuda ise her şey nedene dayalı olarak sürer gider. Onu yaparsan bunu yaparım. Böyle davranmalısın. Vs vs…

“Benim bedenim” demek bile  bir sahiplenme değil mi sizce?  Bedenini insan neden sahiplenir ki?  Neden korkuyordur?   Hemen söyleyeyim;  kadının içinde sevgi yoktur da ondan.  Kendini bahaneler, kimlikler, savunmalarla avutur, suçlar, kavga eder durur. Aslında kavgalı olduğu şey içinde sevgi olmayan düşüncesini bedeni ile tanımlıyordur. İster istemez bu düşünce yapısı da bedenini et beden sanıp orası burasıyla tanımlıyor ve dışa vuruyordur. 

Bu durumda daha korkak olan karşı tarafın da saldıracağı tek bir yer kalıyor “Senin bedenin”.

İnsanlar kendilerini  tanımladıkları kimlikleri, davranışları üzerinden yani bir çeşit görünmez elbiseleri üzerinden anlaşılır. İnsanlar size baktıklarında kendinizi nasıl tanımlıyorsanız o yüzünüzü görürler.

Bedenseniz beden, insansanız insan.

Evren ayna misali döner durur. Aynaya nasıl bakarsanız o yüzünüzü görürsünüz.

Korkmadan, üzülmeden, çekinmeden yani sevgi ile bakarsanız elbette evren de size aynı yüzünü gösterecektir ya da tam tersi.

Gelelim son söze;  insan ancak kendindekini çeker.  Bedense bedeni ile ilgili konuları,  korkuysa korkuya yönelik konuları.

Bütün bunları düşündükten sonra kendime en zor olan soruyu sordum?  İnsan mıyım yoksa kadın mı? İnsan olduğuma karar verdim ve aslında bütün sorulan sorunlar çözüldü.  Kendimi alt kimliklerimle tanımlamayı bıraktım.  Yanlış anlaşılmasın bu cinsiyetsizlik değil asla.  Tamamen alt kimliklerimin hakkını vermek.  Sevgi her şeyi kapsar çünkü…

Kalın Sağlıcakla.

Hande Özmert

Kadın Sözlüğü

@fairytale

https://kadinsozlugu.com/