Gülüş tasarımında yaprak porselen mi yoksa bonding mi yaptırmalıyım?

Bugünkü yazımda sizlere gülüş tasarımının minimal invaziv üyeleri olan yaprak porselen (porselen lamina, porselen veneer, veneer, yaprak diş) ve bonding (kompozit lamina, kompozit veneer, kompozit diş) arasındaki farklılıklardan bahsedeceğim. 

Gülüş tasarımı; kişiye özel gülüşü estetik ve doğal bir şekilde yeniden planlamaktır. Tüm bunları yaparken de en önemli detay ana dişlere zarar vermeden orijinal diş dokusunu maksimum seviyede korumaktır.

Gülüş tasarımında yaprak porselen mi yoksa bonding mi yaptırmalıyım

Gülüş tasarımı; kişinin yüz tipi, ten rengi ve karakteristik özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Mükemmel bir gülüş tasarımı için sadece dişlerin tasarlanması yeterli değildir. Aynı zamanda diş etlerinin de bir harmoni içerisinde olması gereklidir. Eğer diş etinde asimetriler varsa, işleme başlanmadan önce mutlaka giderilmelidir. Bazı kişilerde de gummy smile dediğimiz, diş eti gülümsemesi olarak da bilinen, güldüğü zaman diş etlerinin normalden fazla görüldüğü bir durum söz konusudur. Bu gibi bir durumda da problemin boyutuna göre diş eti şekillendirmesi veya botox ile dudağı yukarı çeken kasların fonksiyonları azaltılarak, diş eti görünürlüğü azaltılabilir. 

Tüm bu ön çalışmalar tamamlandıktan ve problemsiz bir zemin hazırlandıktan sonra materyal seçimi aşamasına geçmekteyiz. Burada önemli olan detay, orijinal diş dokusuna hemen hemen hiçbir zarar vermeden mümkün olan en estetik gülüşü tasarlamaktır.

Orijinal diş dokusuna hemen hemen hiç zarar vermeyecek işlemler arasında ise en başta porselen lamina (yaprak porselen) ve kompozit lamina (bonding) gelmektedir.

Kompozit lamina, çoğu zaman herhangi bir labaratvuar işlemine gerek kalmadan, diş hekimi tarafından klinikte dişler üzerine direkt olarak uygulanır. İndirekt yöntemler yaygın değildir. Kompozit laminalar ile diş arası boşluklar kapatılabilir, bazı asimetriler ve minimal çapraşıklıklar hızlı bir şekilde giderilebilir. Renk uyumsuzlukları ve mine yüzeyindeki anomaliler giderilebilir. Eğer hekim uygun görürse, diş boyları uzatılabilir. Çok titiz bir hekim çalışması gerektirir. Hastanın koltukta geçirdiği süre uzundur fakat tek seansta sonuç alınması, özellikle zaman problemi olan hastalar açısından büyük bir avantajdır. Günümüzde kompozit esaslı materyallerle dişteki dentin, mine gibi katmanlar kademeli uygulamalar yapılarak orijinale oldukça yakın bir görüntü sağlamaktadır. Kompozit laminalar genellikle direkt olarak klinikte hasta ağzına uygulanır ve polisaj, cila gibi işlemleri de ağızda tamamlanır. Dolayısıyla kompozit lamina tercih eden hastaların, maksimum 6 ayda bir diş temizliği ve hekim gerekli görürse parlatma işlemini tekrar yaptırması gerekir. Bu şartlar sağlanmaz ise kompozit laminalarda zamanla renk değişimleri söz konusu olabilir. Düzenli bakım şartları sağlandığı takdirde kompozit laminaların renklenme oranı, doğal dişle çok yakın bir hale gelir ve uzun süre kullanılabilir. Olası kırılmalar durumunda, tamiri çok pratik ve hızlıdır. Bu işlemde labaratuvar maliyeti olmadığı için hastaya yansıyan bedel porselen laminalara göre daha düşüktür. 

Yaprak porselenler (Porselen Veneerler) ortalama 0,3-0,7 mm kalınlığında, çok ince ve estetik materyallerdir. Bu işlemde de bazen dişlerde hiçbir işlem yapılmaz, bazen de ihtiyaca göre minimal preperasyonlar yapılır. Hekim, diş yüzeyindeki aşamaları tamamladıktan sonra hastadan ölçü alır ve labaratuvar aşaması başlar. Burada dijital diş hekimliği devreye girer. Birçok aşama bilgisayarda 3 boyutlu gülüş tasarımı yapılarak, hassasiyet oranı çok yüksek cihazlarla tamamlanır. Kompozit lamina ile giderilebilen tüm estetik problemler yaprak porselenlerle de giderilebilir. Yaprak porselenlerin mükemmel bir ışık geçirgenliği vardır ve hassas bir çalışma yapıldığı takdirde çıplak gözle orijinal dişten ayırt edilmesi hemen hemen imkansızdır. Yaprak porselenler titiz bir labaratuvar çalışması gerektirir ve tasarımları yapıldıktan sonra labaratuvar ortamında özel cihazlarla fırınlanırlar. Dolayısıyla çok pürüzsüz bir yüzeyleri vardır ve zamanla renk değiştirmeleri, sararmaları söz konusu değildir. Porselen veneerlerin yapıştırma aşaması çok özel ve zahmetli bir işlemdir. Fakat tüm prosedürlere uygun olarak yapıştırıldığı takdirde düşme veya kırılma olasılığı darbe, travma gibi sıra dışı durumlar haricinde yoktur. Yaprak porselen kullanan hastaların da tıpkı kullanmayanlar gibi rutin diş bakımlarına özen göstermeleri, diş etlerinin uyumunu ve formunu korumak için 6 ayda bir diş temizliği yaptırmaları restorasyonların uzun dönem başarısı ve diş eti ile uyumunun muhafazası açısından faydalı olacaktır.

 

Unutmayalım ki; gülmek herkesin hakkı... Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle

Instagram: https://www.instagram.com/dentistkoray/

Facebook: https://www.facebook.com/dentistkorayatik/