Gebelikte düşük ve düşük tehdidi

Gebelik kadın için annelik duygularının başladığı ilk andır. Çoğunlukla kadın gebe olduğunu öğrenir öğrenmez annelik dürtüleri başlar ve onu bebeğini her şeyden koruma içgüdüsüyle davranmaya çalışır.

Bedeninde kendi varlığıyla beslediği bir canlının olduğunu bilmek, büyük bir mutluluğun yanı sıra büyük de bir sorumluluk hissi getirir.  Gebe olduğunu öğrenen anne adayı için özellikle ilk 3 ay olmak üzere ilk 20 haftalık süreç oldukça önemlidir.

 Anne adayının vücudunun gebeliğe hazır olması bu dönemde oldukça önemlidir. Özellikle vplanlı gebeliklerde anne adayı gebe kalmadan üç ay öncesinde prekonsepsiyonel tetkikler denen kan ve idrar testlerini yaptırmalı, detaylı bir jinekolojik muayeneden geçerek smear ve gerekiyorsa HPV testlerini yaptırmalıdır. Yine bu dönemde hem tetkik sonuçlarına göre saptanacak hastalıkların tedavisi, eksik vitaminlerin yerine konması ve folik asit takviyesinin başlanması gereklidir. Böylece gebeliğe en optimal şekilde hazırlanmak mümkün olur.

DÜŞÜK NEDİR?

Gebeliğin ilk 20 haftalık sürecinde oluşan gebelik kayıplarına düşük denilmektedir. İlk 3 aylık süreçte olan gebelik kayıplarına erken düşük, 3 ayı geçtikten sonra 20. haftaya kadar olan düşüklere gecikmiş denilmektedir. Henüz düşük gerçekleşmemişken ortaya çıkan düşükle sonuçlanma riski olan belirtiler de ‘’düşük tehditi’’ olarak adlandırılır.

DÜŞÜĞÜN NEDENLERİ NELERDİR?

-Anne karnındaki bebekte bulunan yapısal bozukluklar düşük nedenlerindendir.

-Anne adayının sağlık durumu ( tiroid problemleri, kronik hastalıklar, sistemik enfeksiyonlar vb) gebeliğin gidişatını belirleyen unsurlardandır. Bu sebeple risk faktörü olan anne adayı gebe kalmayı planladıklarında mutlaka ilgili branşlara da muayene olmalıdırlar. Tedavi olması gereken bir durum varsa tedavi edilmeli, vücutta eksik olan vitamin ve mineraller varsa belirlenerek yerine konulmalıdır.

-Anne adayının daha önceden düşük yapmış olması da sonraki gebelikte düşük nedenlerindendir.

-Yaş, obezite, sigara, alkol ve madde kullanımı da düşük nedenlerinden sayılabilmektedir.

-Anne adayının immünolojik bir bozukluğu mevcut ise, vücudu dışarıdan gelen herhangi bir şeye karşı antikor oluşturuyorsa bu durum da düşük nedenlerindendir.

-Servikal yetmezlikte serviks gebelik kesesini tutamayacak kadar güçsüz durumda ise düşük gerçekleşebilmektedir.

-Gebeliğin sağlıklı ilerlemesini sağlayan, östrojen, progesteron gibi gebelik hormonlarının vücutta yeterli salınamaması da düşük nedenleri arasındadır.

-Genetik bozukluklar yine düşük nedenleri arasında sık görülenlerdendir. Yirminci haftadan önce gerçekleşen düşüklerin %70 inin nedeni bebeğin kromozomal bir anomalisinin bulunmasındandır.

-Gebeliğin başlangıcından itibaren rahim bebeği yabancı bir hücre olarak kabul edip tanımaya çalışırken bir yandan da onu korur. Riskli gebelik olmadığı sürece normal şartlarda günlük hareketler gebeliğe zarar vermez. Ancak ciddi travmalar ve fiziksel şiddet durumları gebeliğin düşükle sonuçlanmasına neden olabilmektedir.

-Rahim içerisinde miyom ve polip gibi yapıların olması rahim içi dokuya bası yaparak veya bebeğin yerleşeceği endometrial yatağı bozarak düşüğe neden olabilmektedirler.

-Rubella, sitomegalovirus, listeria gibi enfeksiyonlar da düşüğe neden olmaktadır.

-Gebelikten önce geçirilmiş olan rahim içi enfeksiyonlar veya sert cerrahi işlemler nedeniyle oluşan rahim içi yapışıklıklar da düşüğe neden olabilmektedir.

-Anne adayında bulunan pıhtılaşma problemleri nedeniyle de gebelik düşükle sonuçlanabilir.

-Gebelikte beslenme oldukça önemlidir. Gebelikte tüketilen bazı bitki çayları gebelik döneminde düşüğe neden olabilmektedir.

DÜŞÜK TÜRLERİ NELERDİR?

Erken düşük; Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde yani 12. haftaya kadar olan düşüklerdir.

Geç düşük; Gebeliğin 12. haftasından 20. haftasına kadar olan düşüklerdir.

Spontan düşük; Dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan kendiliğinden oluşan düşüklerdir.

Abortus imminens (düşük tehdidi); Gebeliğin 20. haftasına kadar olan vajinal kanamalar düşük tehdidi olarak değerlendirilir ve mutlaka hekime bildirilmesi gereken durumlardır.

İnkomplet abortus (tam olmayan düşük ); Gebelikte vajinal kanama ile birlikte gebelik materyalinin bir kısmının atılıp geriye kalan kısmın içeride kalması durumuna denir. Bu durumda gebeliğin devam etmesi mümkün değildir. Düşüğün kendiliğinden tamamlanmasının fazla kanamaya ve rahim iltihabına yol açacağı düşünülürse müdahale edilerek gebelik sonlandırılır.

Rest abortus; Düşük ya da kürtajın üzerinden 10 günden fazla zaman geçmesine rağmen hala içeride gebelik materyali kalması durumudur. Bu durumda da uygun koşullar sağlandıktan sonra kalan materyalin alınması gerekebilir.

Komplet abortus (tam düşük); Gebeliğe ait olan dokuların kanama ve rahim kasılması ile tamamının dışarıya atılması durumudur. Komplet abortustusta çoğunlukla rahimi temizlemek için revizyon küretaj yapılmasına gerek kalmaz.

Boş gebelik; Gebelik kesesi ve amniyon kesesi oluşurken içinde fetüsün gelişememesi durumudur. Bu duruma karar vermek için gebelik kesesinin belli bir boyuta gelmesini beklemek gereklidir. Boş gebelik tanısı kesinleştiğinde tıbbi tahliye yapılması gerekir.

Missed abortus; Rahim içerisinde bebek öldüğü halde rahim kasılmaları olmadığı için düşük gerçekleşemez ve anne adayı bebeğim kaybedildiğini anlayamaz. Bu duruma missed abortus denilir. Bu durum tespit edildiğinde rahim tahliyesi yapılmalıdır.

Elektif abortus; İsteğe bağlı olarak gebeliği sonlandırma durumudur. Halk arasında kürtaj kelimesinin karşılığı olarak bilinen durumdur.

Septik abortus; Düşük sonrası enfeksiyon durumudur. Özellikle hastanın evde kendi kendine düşük yaptığı ve sonrasında antibiyotik tedavisi almadığı durumlarda görülür.

Habitüel abortus; Gebeliklerin arka arkaya düşükle sonuçlanması durumudur. Bu durumda mutlaka düşüklerin sebebi araştırılmalıdır. Tıbbi olarak habitüel abortus demek için kişinin en az iki düşük yapmış olması gerekir.

DÜŞÜK BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Gebelikte düşük belirtilerinden en önemlisi vajinal kanamadır. Gebelikte lekelenme ya da aktif kanama olursa mutlaka gebeliğinizi takip den hekiminizi bilgilendirmelisiniz. Bu durumun istisnası gebelik testinin yeni pozitifleştiği ve çoğunlukla beklenen bir sonraki adet tarihine denk gelen günlerde oluşan leke şeklindeki kanamalardır. Bunlar her zaman düşük belirtisi değildir. Yerleşme kanaması olarak adlandırılan bu kanamalar herhangi bir müdahale olmadan kendiliğinden geçebilir.

-Gebelikte adet dönemindekine benzer hafif bel ve sırt ağrıları görülebilir. Bu ağrılarınız çok şiddetli oluyorsa ve hareketinizi engelleyecek boyuta varıyorsa mutlaka doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekir.

-Şiddetli ve geçmeyen karın ve kasık ağrısı da düşük belirtilerindendir. Mutlaka doktorunuza bilgilendirmelisiniz.

-Kanamalı akıntı ya da pıhtılaşmış doku gelmesi durumunda da düşük tehditinden bahsedilir ve doktora başvurma gerekliliği vardır.

DÜŞÜK TEDAVİSİ NASIL OLMAKTADIR?

Düşük eylemi başlamışsa ne yazık ki bunu durdurmanın bir yolu yoktur. Düşük tehdidine yol açan neden belli ise (örneğin hormon yetmezliği, servikal yetmezlik gibi) ona yönelik tedavi ve tedbirler düşüğü önlemede faydalı olabilir. Yine yatak istirahati ve yeterli hidrasyon da özellikle rahime yapışma güçlüğü nedeniyle ortaya çıkan durumlarda faydalı olabilir. Her şeye rağmen düşük eylemi başlamışsa, riskleri önlemek, kanamayı azaltmak ve hastanın bu süreçten psikolojik olarak en az etkilenmesini sağlamak amacıyla kürtaj ile müdahale edilebilir.

Tüm gebelerimize risklerden ve problemlerden uzak, sağlıklı ve keyifli hamilelik süreçleri diliyoruz.

Op. Dr. Meral Sönmezer

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

www.drmeralsonmezer.com

 

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet