Çocuğunuzu Harvard’ın bahçesinde kep atarken görmek istemez misiniz?

Çocuğunuzun dünyanın en köklü üniversitelerinden kabul almasını mı istiyorsunuz? Bunun için nasıl bir yol izlemelisiniz, biz velilerin üstüne düşen görevler nelerdir, ilk yazımda sizler için cevapladım.

Dünyanın en köklü ve seçkin okulları arasında yer alan Harvard Üniversitesi’nden mezun olmak pek çok öğrenci ve ailesinin rüyasıdır. Yoğun bir çaba gerektirse de bu rüyayı gerçekleştirmek planlı bir çalışma ile mümkün.

Sorumluluk sahibi, planlı ve programlı ilerleyen ve en önemlisi ne istediğini bilen, hedeflerinin farkında olan ve kendini tanıyan bir çocuğunuz varsa şansınız var demektir. Özellikle ABD’nin önde gelen okulları söz konusu olduğunda başvuru yapan öğrencinin notlarının yüksek olması beklenir fakat çocuğunuzun asıl fark yaratacağı nokta kendi hikayesidir. Şöyle ki, ABD’de ülkemizin aksine tek bir üniversite giriş sınavı sonucuyla öğrencilerin geleceğine karar verilmiyor. Üniversiteler akademik başarının yanı sıra öğrencinin kendini anlattığı, deneyimleri ve kazanımları ve gelecek hedeflerini ortaya koydukları makalelere de kabul sürecinde büyük önem veriyorlar. Kısacası, öğrencinin kişiliğini, hedeflerini ve yaratıcılığını kağıda döktüğü bir makale yazması veya güçlü bir referans mektubu temin etmesi öğrenciye Harvard’ın kapılarını aralıyor. Öte yandan lider ruhlu bir araştırmacı ya da yetenekleri kanıtlanmış bir sporcuysa Harvard’ın kapıları sonuna kadar açılmakla kalmıyor, öğrenci burs bile kazanabiliyor.

Aileleri olarak bizler, özgün yetenek ve yetkinliklere sahip çocuklarımızı iyi tanımalı ve sahip oldukları özellikler çerçevesinde onlara destek olmayı sürdürmeliyiz. Unutmayalım ki, çocuklarımızı ne kadar iyi tanırsak, çocuklarımızın geleceklerine yön vermelerinde onlara o kadar iyi destek olabiliriz.

Doğru Analiz Doğru Hedefleri, Doğru Hedefler İse Başarıyı Getirir

Çocuklarımıza doğru hedefler belirleyebilmek ve onları doğru yönlendirebilmek için en büyük önceliğimiz kuşkusuz onları daha iyi tanımaya ve anlamaya çalışmak olmalı. Çocuklarımız kendilerini daha çok tanıdıkça gelecek hakkındaki beklentileri daha da somut olmaya başlayacak. Bu nedenle, bırakın çocuğunuz dilediği gibi hayal kursun. Geleceği hakkında kendine sorular sorsun, bu soruların cevaplarını bulmaya çalışsın. Kararsızlıklarında ona sorular sorarak onu yönlendirin. “Ne olmak istiyorsun” değil de “35 yaşında nerede olduğunu hayal ediyorsun, güzel bir gününü nasıl geçiriyorsun” gibi sorularla hayal kurmasına yardımcı olun. Onun bu hayallerini gerçekleştirebilmek için nasıl bir ortam yaratabileceğinizi düşünün. Henüz çocuğunuzla böyle bir diyalog kurmadıysanız bile geç kalmadınız. Hemen bir fırsat yaratın ve çocuğunuzun hayallerini paylaşmaya başlayın.

Biz ebeveynlere düşen bu görevlerin yanında elbette atılması gereken başka profesyonel adımlar da var. Öğrencinin eğitim hedeflerinin doğru belirlenebilmesi için karakter ve kariyer envanterlerinin yapılması, profil analizi çıkarılması, hayallerin hedefe dönüştürülmesi için yıllık planların oluşturulması ve takibi… İşte bu süreçte kabul süreçleri ve şartları konusunda uzmanlaşmış profesyonellerden destek almakta mutlaka fayda olacaktır. Doğru analiz, planlama ve planların gerçekleştirilmesi için zamana ihtiyaç olduğu göz önüne alınırsa, büyük hedeflere ulaşabilmek için öğrencinin bu yolculuğa sekizinci, bilemediniz dokuzuncu sınıfta başlaması gerekir.

İyi Okullardan Kabul Almak İçin Fark Yaratmanın Yolları

Harvard, Princeton Yale gibi seçkin okullardan kabul almak için öncelikle tüm bu süreçlerin doğru olarak yürütülmesi gerekir. Bu süreçteki en ufak bir hata, kabulü tehlikeye sokabilir. Böyle bir riski ortadan kaldırmak için en akılcı yöntem, kabul süreçleri konusunda uzmanlaşmış bir danışmanlık firmasından destek almak olacaktır.

Kabul sürecinde akademik not ortalaması en önemli kıstasların başında gelmektedir. Profesyonel kariyer koçlarının planlama yaparken üstünde durdukları en önemli nokta da öğrencilerin kabul olmak istediği okula uygun kriterle ulaşmalarıdır. Öğrenci, akademik başarısının yanı sıra, alınmak istenen eğitime yönelik önceden yapılmış çalışmalar -araştırma projelerine katılım, akademik yaz okulları, sertifika programları, stajlar, gönüllü çalışmalar ve atölye çalışmaları ile bu başarısını perçinlemelidir. Çünkü, bu tarz üniversitelerin üzerinde durdukları en önemli konulardan biri de öğrencilerin kendilerini geliştirmesidir.

Bunun yanı sıra, köklü üniversitelerin başvuru süreçlerinde, öğrencinin sosyal hayatı, üye olduğu topluluklar, ilgi alanları, hobileri ve keyif aldığı aktiviteler de büyük önem taşıyor. Okullar, öğrenci profili hakkında önemli ipuçları verdiği için sosyal hayatlarına da dikkat ediyor. Üniversiteler gece gündüz akademik başarı için yarış atı gibi çalışan “proje çocuklar” yerine hayata katkı sağlayabilecek, çevresi ve insanlık için verecek bir şeyleri olan bireyler arıyorlar. Bu nedenle, akademik başarısı herkesin üstünde olsa da insanlığa ufak bir katkı yapmaya çaba harcamamışsa, çocuğunuzun kabul alma şansı azalabilir. Öğrencilerin eğitim dışı aktiviteleri konusundaki arayışları ortaokuldan itibaren başlamalı ki hobileri mümkünse hayat boyu sürecek bir tutkuya dönüşsün. Deneyimlerimize göre şunu söyleyebilirim ki, hobilerini ve derslerini bir arada yürütebilenler, yarışa bir sıfır önde başlıyor.

Dünyanın köklü ve seçkin okullarından kabul almak için gerekli bir husus da fark yaratabilmek. Çocuğunuz, arkadaşlarından farklı olarak öyle bir şeyler yapmalı ki öğretmenli referans mektuplarında bundan söz etsin. Bu nedenle bırakın çocuğunuz tek tip insan olmaktan sıyrılsın, üstesinden geldiği zorlukları hikayeleştirebilsin, hayatında kendine kattıkları ile birlikte ilerlesin. Unutmayın ki sözünü ettiğimiz türden okullara giriş için dünya çapında büyük bir rekabet var ve rakiplerin çocuğunun akademik başarıları birbirine denk. Çocuğunuz rakiplerinin arasından kendi kişiliğiyle, yaptıklarıyla, hikayeleriyle sıyrılsın. Bir müzik grubuna ait olması, okul gazetesinde editörlük yapması, girişimci ruhuyla okulda yeni bir kulübün açılması için uğraşması… Bunlar başvurduğu üniversitelerin çocuğunuzun kişiliği hakkında bir fikir sahibi olmasını sağlayacaktır.

Unutmayın ki, Harvard, Princeton, Yale gibi dünyanın en iyi okulları, kurumun vizyonuna uyum sağlayacak, kendisini temsil edebilecek öğrenciler isterler. Öğrencilerinin liderlik vasıfları taşımasını, başkalarını önemsemesini, yaratıcı olmasını, öğrenme aşkını sürdürmesini isterler. Çocuğunuz, hikayesinde bu kriterlere sahip olduğunu gösterdiğinde üniversitelerin kapıları ona sonuna kadar açılacaktır.

Veliler ve profesyoneller olarak bizim görevimiz de hayallerine ulaşmada çocuklarımızı doğru yönlendirmek ve destek olmaktır.

 

pinar@studylon.com

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet