Yurt dışındaki üniversitelere kabul için sosyal sorumluluk projeleri fark yaratıyor

Çoğu öğrencinin hayallerini süsleyen yurt dışındaki prestijli üniversitelere giriş konusunda, sosyal sorumluluk projelerinde yer almak ve gönüllü çalışmalara katılmak kurtarıcı oluyor. Peki bu projelerin önemi nedir? Öğrenciler insanlığa faydalı olurken aynı zamanda köklü bir üniversitenin kapılarını nasıl aralar? Bu yazıda sizlerle bu konudaki görüşlerimi paylaşacağım.

Yurt dışında yer alan üniversitelerin kabul süreçlerinde en önem verdikleri konulardan biri de sosyal sorumluluk projeleri ve gönüllü çalışmalar. Öncelikle, kabul sürecinden bağımsız olarak belirtmem gerekir ki, çevresi ve genel olarak insanlığa katkı sağlamanın değerini kavrayan öğrenciler; öz farkındalığı yüksek, değerleri olan bireylere daha hızlı dönüşüyorlar. Kendilerine yaptıkları bu yatırım, tabii ki kabul sürecinde de önemli bir rol oynuyor. Zira üniversiteler de sosyal sorumluluk projelerinin ve gönüllü çalışmaların öğrenciye katkısını biliyor. Bu projelere destek olan öğrencilerin, değerleri ve vizyonu konusunda da doğal olarak fikir sahibi oluyorlar. Üniversiteler, her zaman belirttiğimiz gibi hayata katkı sağlayabilecek, çevresine ve insanlığa fayda sunabilecek bireyler arıyor. Öğrenci, yaptığı çalışmalarla kişiliğini yansıtırken, üniversitelere “aradığınız kişilik özelliklerine ve insani değerlere sahibim” mesajı vermiş oluyor.

Peki, öğrenciler sosyal sorumluluk projelerinde ya da gönüllü çalışmalarda görev almak için nasıl bir yol izlemeli? Bu noktada vakıfların büyük önemi var. Çünkü, bazı vakıflar seçtikleri öğrencilere, gönüllü çalışma desteği veriyor. Bu gibi durumlarda öğrenciler ilgi duyduğu, bilgi ve becerilerini geliştirmek istediği alanda problem tespitinden tutun, projenin planlanmasına, işleyişine, yürütülmesine, sonuçlandırıp değerlendirip raporlanmasına kadar projenin her aşamasında aktif olarak rol alabiliyor.

Öğrencinin çalışmak istediği sosyal sorumluluk alanını nasıl keşfedeceği ve hangi alana yöneleceğini nasıl belirleyeceği konusu ise işin en kolay kısmı aslında. Hedefini belirlemiş ve o hedefe doğru planlı bir şekilde ilerleyen bir öğrencinin doğal olarak alanıyla ilgili algıda seçiciliği güçleniyor. Bir yandan yaptığı çalışmaların kendi gelişimine nasıl katkı sağlayabileceğini planlarken ilgi duyduğu alanla ilgili kendisinin nasıl bir değer yaratacağını da düşünüyor. Bu nedenle gerek akademik, gerekse sosyal çevrede ilgi alanına yönelik yapılan çalışmaları elinden geldiğince takip ediyor. Okullarında ya da bir sivil toplum örgütünde kendi ilgi alanlarına giren bir çalışma duyurulduğunda bu çalışmalarda görev almak için gönüllü oluyor.

Örneğin, geçmiş yıllarda danışmanlık verdiğim öğrencilerimden bir tanesi, anne-babasının da mesleği nedeniyle otizmle ilgileniyordu. Otizmle ilgili okuyor, araştırma yapıyor, nasıl bir katkı sağlayabileceğini düşünüyordu. Çok basit gibi görünen ama iki tarafa da değer katacak bir gönüllü çalışmaya imza attı ve otizmli çocuklara keman öğretmek için kolları sıvadı. Sonuçta özel gereksinime ihtiyacı olan, iletişimi zor bir kitle ile çalışmak özellikle bir lise öğrencisi için kolay olmadı ama bürokratik prosedüre rağmen projesini hayata geçirdi. Bununla da yetinmedi proje sürecini görsel olarak belgeledi ve okul çapında bunları sergileyerek arkadaşlarında bir farkındalık yaratmaya çalıştı. Bu çabası karşılıksız kalmadı ve başvurduğu pek çok prestijli okuldan kabul aldı.

Öğrenciler, yerel bir sivil toplum kuruluşunda görev alabileceği gibi global kuruluşların Türkiye’de gerçekleştirdiği projelerde de görev alabilir. Aslına bakarsanız burada önemli olan öğrencinin görev aldığı çalışma ile insanlığa ne kattığıdır. Bu katkının ölçeğinden öte amacı önemlidir. Öte yandan, projede yer almak için harcadığı çaba, projeye katılma hikayesi, öğrencinin kişiliği hakkında da önemli ipuçları vermektedir. “Okulda öğretmenimiz böyle bir proje var, katılmak ister misiniz dediğinde çok heyecanlandım” ile “bazı yaban hayvanlarının soylarının tükenebilecek olması beni çok endişelendiriyordu fakat endişelenmek yetmezdi. Kendi çapımda neler yapabileceğimi sormak için WWF ile iletişime geçtim ve onlar bir projelerinde gönüllü çalışmam için beni Türkiye sorumlularına yönlendirdi” arasında da fark var tabii.

Sonuç olarak, sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde olmak, gönüllü çalışmalar yapmak elbette ki çok değerli fakat tek başına başına asla yeterli olmadığı da unutulmamalı. Her üniversitenin başvurularında göz önünde bulundurduğu akademik kriterleri var. Bu kriterlerin karşılanmasında esneklik gösterseler de, bu esneklik minimal düzeyde kalabiliyor. Zaten sözünü ettiğimiz türden köklü ve prestijli okullara giriş için dünya çapında büyük bir rekabet var ve rakiplerin çoğunun akademik başarıları birbirine denk. Ancak gönüllü çalışmalar, sosyal sorumluluk projeleri öğrenciyi böyle bir rekabetin içinde öne çıkarıyor ve rakiplerinden sıyrılmasını sağlıyor. Tüm bu süreçleri doğru yönetmek için de konuya hakim olup doğru yönlendirme sağlayabilecek profesyonel kariyer koçlarından yardım alınmasını tavsiye ediyorum.

 

Pınar Konrot

pinar@studylon.com

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet