Büyük bir tarihsel dönem kapanıyor, adeta saat 12’ye 5 kalayı yaşıyoruz.

Tüm bu yaşadıklarımızın bir rastlantı olabileceğini mi düşünüyorsunuz ? Tabii ki hayır. Dünya’da yaşam bir denge üzerine kurulu. Tüm istikrarlı sistemler, canlı ya da cansız bir denge üzerine kuruludur. Ancak biz insanlar arzularımız ve aşırılıklarımız nedeni ile sanki bu dünya üzerinde bir virüs gibiyiz. Esas virüs biziz. Özellikle geçtiğimiz bir yüzyıl içinde doğanın dengesini iyice bozmuş durumdayız. Ağaçları kesip yerlerine beton döküyoruz, dereleri, suları kurutup, çevremizi aşırı derecede kirletiyoruz. Deniz canlıları plastikle zehirleniyor. Aslında farkında olmadan, aşırılıklarımız sonucunda kendimizi de öldürüyoruz. Unutmamalıyız ki doğanın bir parçasıyız, bu doğa, fiziksel yaşamda ortaya çıktık kısaca bu dengenin bir parçasıyız. Ancak tıpkı mutasyona uğrayan bir virüs gibi parçası olduğumuz doğayı yiyip bitiyoruz.

Kuşkusuz bunun bir sonucu ve sonu olacak. Ya tecrübelerimizden ders alacak ve doğa ile bir olduğumuzu hatırlayacacağız ya da bu sürdürelemez denge içinde kendi kendimizi yok etmeye başlayacağız. Astrolojik açıdan bakıldığında, 2007’den bu yana Oğlak burcunda ilerleyen Satürn, daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi global anlamda bir uygarlık krizinden geçtiğimizi gösteriyor. Bu süreçte, 2020 başında Oğlak burcunda yan yana gelen Satürn ve Pluton en son sözü söyleyerek, tüm sistemleri, kurulu düzenimizi dönüştürmemizin zorunlu olduğu bir bilinç yarattı. Evet depresyondayız. Hem ruhsal, hem sosyal hem de ekonomik açıdan.

Yeni bir dünya kuruluyor

Yaşadıklarımızdan ders alıp, sadece tüketerek ya da karımızı maksimize ederek devam edebiliriz ? Bu tarihi süreç ve ait olduğumuz doğaya yönelik mecburiyetler, biricik hayatımız söz konusu olduğunda bu sistemi radikal bir şekilde gözden geçirerek değiştirmemizin, doğaya ve tüm hayata bakış açımızı yenilememiz gerektiğini anlatıyor. Büyük bir tarihsel dönem kapanıyor, adeta saat 12’ye 5 kalayı yaşıyoruz. İşte tam da bu dönemde, yine daha önce de değindiğimiz gibi, sosyal, ekonomik ve politik trendleri yenileyen yeni bir Jupiter ve Satürn döngüsünün başlamak üzere olduğunu görüyoruz.

Tarih olarak 21 Aralık 2020’de Saka burcunun ilk derecesinde gerçekleşecek olan Jüpiter-Satürn birleşimine çok dikkat etmeliyiz. Zira bu burç insanlıkla, sosyal alanla, akılcılıkla ve geleceğe yönelik umut ve beklentilerle ilgilidir. Bu döngünün başlaması ile birlikte, sosyal ve siyasi trendlerde çok daha yenilikçi bir süreç başlıyor, yepyeni siyasi söylemler ortaya çıkıyor olacak. Ancak daha önemli olanı bu önemli döngünün önümüzdeki 240 yıllık süreçte de hakim olacağıdır. Zira artık Jüpiter-Satürn birleşimleri hava elementi gerçekleşmeye başlayacak. Kısaca dünya tarihini değiştiren, muazzam derecede güçlü dinamiklerin içinden geçiyoruz. Kötümserleşmenin değil, doğaya ve sosyal alana çok daha farklı bir bakış geliştirmenin önem kazandığı bir zamandayız.