Kendi ruhumuza derinlemesine bakarak bir çıkış yolu bulabiliriz

Değerli okurlar, 20. yüzyılda insan ruhunu anlama yolunda bize güçlü bir ışık olan Carl Jung şöyle demiş: “Bir kişinin en çok korktuğu şeyi bul, bu onun bir sonra gelişeceği yerdir”. Korku bizi hayatta tutan doğal güdülerin başında gelir. Sakınımlı olmak, tecrübelerden ders çıkarmak ve kendimizi koruma ihtiyacı ile belirli sınırlara dikkat ederiz. En alışılmış örnek, elini sobada yakan çocuğun bir daha sobaya dokunmaması şeklindedir ya da dilimizde sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer deriz. Ders çıkarmak, aynı hatayı tekrar etmemek ama aynı zamanda hayatımızı inşa etmek bilincimizde Satürn’ün  alanı içindedir. Satürn sayesinde şekil alır, bir düzen ve sınırlar çizmeye başlarız. Kendimizi tanımlamamız ve neler yapabileceğimizi fark edebilmemiz için Satürn gereklidir.

İlginç hatta paradoksal bir biçimde korkular aynı zamanda bizi alıkoyan, gerileten ve atalete uğratan psikolojik durumlardır. Buna şaşırmamak gerekir, dengeden uzaklaşmış, aşırıya gitmiş olan her şey zarar verici hale gelir. Psişemizde yer alan bir aktiviteyi yanlış ve abartılı şekilde kullandığımızda, onun yıkıcı ve zararlı yönleri ile karşılaşırız. Carl Jung bu sözünde, korkularımıza yapıcı ve bizi geliştirici yönde bakabileceğimizi hatırlatıyor. Çoğu zaman öğretmenlerimizden korkarız, kendimizi zayıf hisseder ve hata yapmak istemeyiz. Ancak en iyi öğretmen hata yapmaktır. Hata yaparak, deneyerek ve yine hata yaparak öğrenebiliriz. Ne zaman korkular bizim için bir hapishane haline dönüşür ise, o zaman denemekten vazgeçer, kendi içimize çökeriz. Korku karşısında büzüşürüz, daralırız ve iyice katılaşırız.

Marsilio Ficino

Eflatunu ve Plotinus’u çevirmiş olan, Rönesans düşünürlerinden birisi olan İtalyan astrolog Marsilio Ficino (1433-1499) Medici ailesinin patronajı altında çalışmıştı. Özellikle Corpus Hermeticum’un çevirisi üzerinde çalıştı. Ficino eserlerinde insan ruhu yani psişesi içinde evrensel güçleri, ve bu yönü ile sembolleri, astrolojik güçleri, yani gezegenleri aktif şekilde kullanmaya çalışan bir magus idi. Ficino aynı zamanda zihnimizde Satürn’ün temsil ettiği melankoli durumu üzerinde de durdu. Bu konuda Albrecht Dürer’in resmettiği bir gravür de (Melencolia I) vardır. Ruhsal durumumuz içinde açık bir Satürn imgesi olan melankoli, derin düşünme ve özellikle şanssızlıklarımız ve kaderimiz üzerine bir içsel gözlem yapabilme durumudur. Bu bilinç ve duygu durumu sonucunda hayatı daha iyi anladığımızı, yapabildiklerimizi ve yapamadıklarımızı, egomuzun nasıl terbiye olduğunu görebiliriz. Sağlıklı bir melankoli yerini daha güçlü bir kararlılığa ve anlayışa bırakır.

Korkularınızı sevin

Korkularımızı da bu gözle görebiliriz. Korkularımız hayatta kendimizi nerede sınırladığımızı ve yetersizliklerimizi gösterir. Korkularımıza ışık tutabilir ve içe çökmek yerine, onları anlamaya başladığımızda, kendimizi de daha iyi şekilde gözlemeye ve fark etmeye başlarız. İçinden geçtiğimiz bu dönemde, Satürn etkisini güçlü bir şekilde ortaya koymakta. Yakında Saka burcunda Güneş ve Satürn yıllık birleşmelerini yapacaklar. Hatta 1 Şubat’taki yeniay Satürn ile birleşmekte. O halde melankolik ve depresif durumların tam  merkezinden geçmekteyiz. Bugünlerde bizi sınırlayan, korkutan ve içe çökmemize neden olabilecek koşullar üzerinde durarak, bu karanlık durumu aydınlığa çevirebilir ve endişelerimizden, bizi kısıtlayan şeylerden yeni tecrübeler, farkındalıklar kazanabiliriz.