Astroloji insanlık kültüründe merkezi bir yer tutar.

Sevgili okurlar, hocam Prof. Dr. Fatmagül Demirel Kutadgu Bilig’te astroloji ile ilgili beyitler olduğunu söylediğinde hiç şaşırmadım, zira kültür tarihi içinde şekillendirici bir öneme sahip olan astrolojinin kadim bilgilerin de merkezinde yer aldığını söylemek iddialı bir sav olmaz. Kelime anlamı ile “mutluluk veren bilgi” olan Kutadgu Bilig 11. yüzyılda Karahanlılar döneminde, Balasagunlu Yusuf tarafından aruz ölçüsü ile yazılmış ve dönemin hükümdarı Buğra Han’a sunulmuştur. Bu eseri ile yazarı has hacip unvanı ile taltif edilmiştir. Dilimizdeki “kut” kelimesi, tanrı tarafından onanan mutluluk, şans, talih ve aynı zamanda devlet anlamına gelmektedir.

Kutadgu Bilig bize sadece bir devlet felsefesini, siyasetnameyi değil aynı zamanda dönemin Türk gelenekleri ve sosyal kabulleri çerçevesinde bir yaşama biçimi ve öğütler sunuyor. Devlet yönetiminde temel teşkil eden hak ve adalet, yönetim, erdem ve iyiliğin, devlet görevlilerin gereklilikleri ve aynı zamanda farklı toplumsal tabakaların yerleri de bu eserde ele alınmıştır. Kuşkusuz bu ifadeler, kozmik açıdan da dikkat çekicidir. Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’te dört ana karakter üzerinden, dört kavram ortaya koyduğunu görürüz. Bunlardan doğru yasa ve adalet Gündoğdu anlamına gelen Kün-Toğdı ilig, mutluluk, talih ve devlet ise Aydoldu anlamına gelen Ay-Toldı olarak simglenmiştir. Bu karakterlerin astrolojik unsurlar, Güneş ve Ay olarak ifade edilmesi dünyadaki düzen ile kozmik düzenin insan imgeleminde bir eşleşim oluşturduğunu, tıpkı “yukarıda ne var ise, aşağıda da o vardır” ünlü ezoterik ifadesinin doğal bir sonucu gibidir. Eser toplumsal değerlere, akla, erdeme ve iyiliğe odaklanarak yaşam biçimimiz ve sorumluluklarımız üzerinde durur.

Kutadgu Bilig’in asıl metninin hemen başlarında bahar mevsiminin (kozmik açıdan ve astrolojik anlamda ilkbahar bir başlangıcı temsil eder) betimlenmesi ile birlikte Ulu Buğra Han’a yönelik övgüler görürüz. Hemen ardından ise, yedi gezegenin ve oniki burcun tasvirleri yer alır. Bu beyitler bize antik evren anlayışını, Mezopotamya, Mısır, Grek felsefe ve inançlarından kaynaklanan dünya düzenini anlatır. Yusuf Has Hacip şöyle der: “Gökteki yıldızın bezek kimi, Kimi kılavuz, öncü kimi, Bir kısmı ışıktır yaratılmışa, bir kısmı kılavuz yol yitirmişe” Bu dizelerde astrolojinin bir yardım, işaret ve danışmanlık yönünde ele alındığı açıktır. Antik kozmografya eşliğinde, Satürn’den başlayarak, en altta yer alan Ay’a kadar kısa deyişler buluruz. Örneğin savaş gezegeni Mars için şöyle der: “Üçüncü Mars’tır, öfkeyle dolaşır, Baktığı yerde yeşermiş kurur”.

İlerleyen bölümlerde bilginlerden yoksullara kadar farklı toplumsal rollerdeki kişilere nasıl yaklaşılması gerektiğini anlatan ifadeler buluruz. Yıldızcılarla ilişkiyi söyler başlığında ise astronom/astrologları buluruz. Bu grubun hesap kitap, ölçüm işini ama aynı zamanda danışmanlık yönünü de anlatır. Şöyle der Yusuf Has Hacip: “Hesap bozulursa dünya, ahiret işi de, Ey iyi insan bozulur onunla birlikte, Eğer bir işe başlamak istersen, Sormak gerek zaman iyi mi kötü mü bunun için, Gün ve ayların kutlusu var yine kutsuzu, Sor ve bunların kutlu olanını seç ey düzgün insan”. Şaşırtıcı değil, yazar burada astrolojiden elde edilebilecek faydalara işaret ederken, bilgi edinmenin önemi vurgular ve yine şöyle ekler: “Sözü onlara sor ama hemen inanma, Her şeyi bilen Tanrı’dır, sıkı sarıl ona.”

Uygur Türklerinin devlet geleneği ile birlikte, adaletin hedeflenmesi ile birlikte iyiliğin ortaya çıkacağı ve bu nedenle olumsuz duygulardan uzak durulması ve kötülerin cezalandırılması gereği eserin ana izleğini oluşturmuştur. Kuşkusuz antik dünyada kozmik düzen de bunun için önemli bir altyapı sağlamıştır.