Bu yazıda sizlere Yengeç-Oğlak karşıtlığından söz edeceğim

Sevgili okurlar, doğamızda zevklere yönelmek ve acıdan kaçma ilkesi güdüsel olarak vardır ve insanoğlu doğduğunda diğer canlıların pek çoğuna göre daha uzun bir süre annesine, korunmaya, kollanmaya ihtiyaç duyar. Astrolojik sembolizm içinde, bu durumu bize anlatan Yengeç-Oğlak burçları arasındaki karşıtlıktır. Astroloji’de Yengeç insanların, Oğlak ise tanrıların kapısı olarak betimlenmiştir. İnsan yetişmemiş, henüz büyümemiş, olgunlaşmamış hali ile muhtaçtır, doğa karşısında bile zayıf ve kırılgandır. Beslenmek, korunmak ve bir yere ait olmak ise en temel güdülerdir. Nitekim Yengeç burcunun yöneticisi Ay, hayatımızda bedensel ihtiyaçlarımızı, güven ve konfor alanımızı, annemizle ile ilişkimizi ve genel olarak ailevi konuları, koşulları açıklar. Bu nedenle, Yengeç burcunun yücelim yöneticisi de Jüpiter’dir. Jüpiter korumayı, kendini geliştirmeyi ve hayatı anlamak için idrak ve büyüme zenginleşme kapasitemizi, sosyal alanda entegre olma ihtiyacımızı anlatır.

Diğer yandan Oğlak burcu, tanrıların kapısı olarak her zaman daha talepkar, katı ve kimi zaman acımasız özellikler gösterir. Çoğu zaman bu burcun anlattığı sorumlulukları, düzeni ve sistemi kabullenmekte, kendimizi zora koşmaktan kaçınırız. Halbuki zaman içinde kendi kendine yeter olabilmek, bireyselleşmemiz ve kendimizi gerçekleştirmemiz için en önemli unsurlar olurlar ve bu süreç bir günde tamamlanmaz. Oğlak burcunun yöneticisi Satürn ancak uzun vadede gerçekleşebilen, yıllara ihtiyaç duyan, bir bakıma hayatımızı inşa eden, kendimizi toplum içinde bir yer, bir iş, bir işlev edinmemize karşılık gelen yeteneklerimizi gösterir. Sorumluluk almadan kendimizi gerçekleştiremeyiz. Diğer yandan bu burcun yücelim yöneticisi Mars, bu olgunlaşma sürecinde önemli olan mücadeleyi ve kararlı olma, çaba gösterme yönümüzü anlatır.

Haritamızda Yengeç-Oğlak karşıtlığı

Dikkat ederseniz, Yengeç’in yücelim yöneticisi Jüpiter iken, Oğlak’ın ki Mars’tır. Jüpiter kolaylaştırıcı ve iyicil, Mars ise yorucu ve kötücül olarak görülür. Ancak kötücül gezegenleri sadece kötülük peşinde koşan, bizi zorlayan, ya da cezalandıran güçler olarak göremeyiz. Bu görünümler de hayatın doğal bir parçası olarak karşımıza çıkarlar. Bu iki kutbun, karşılıklı durumun farkında olalım.

Astrolojik haritamızda baktığımızda, Yengeç-Oğlak burçlarının hangi ev ekseninde olduğuna dikkat edelim. (Örnek olarak 1-7, 2-8, 3-9 vb.) Hangi burç tarafında bir ağırlık var ? Ay mı ön planda, Satürn mü ön planda ve daha güçlü? Jüpiter bizi ne kadar destekliyor, Mars bizi ne oranda zora sokuyor ve mücadeleci yönlerimizi anlatıyor? Yengeç, Ay ve Jüpiter’in daha fazla ön planda olması çocukluğumuzdan itibaren daha fazla korunma, hassasiyet ve duygusal paylaşım içinde olduğumuzu gösterirken, Oğlak, Satürn ve Mars’ın daha dikkat çekici yerlerde, güçlü bir durumda ve daha çok açı yapıyor olması, hayat içindeki sorumluluklarımızı, mücadelemizi ve bu yönde gerçekçi ve olgun bir tutum elde edebilme, kendi kendimize yeterli olabilme kapasitemizi gösterecektir.

Kuşkusuz bu karşıtlıklar, bu kutuplaşma denge içinde olmalıdır. Eğer Yengeç, Ay, Jüpiter tarafı daha ağır basıyor ise, bu bizi sonunda sürekli başkalarına bağlı, tembel ve ürkek, olduğu yerde kalmaya mahkum olan birisi kılabilir. Oğlak, Satürn ve Mars tarafı ağır basıyor ise bu durumda hayat içinde sürekli bir mücadele, engeller ve çatışmalar içinde yaşıyoruz demektir. Dengeli bir durum ise, kendi duygusal ihtiyaçlarımızı göz ardı etmeden, sadece kendimiz için değil, başkaları için, toplum için daha kalıcı ve dengeli şeyler yapabilme, olgunlaşma ve kendimizi gerçekleştirme kapasitemizi anlatıyor olacaktır.