Herkese merhabalar,

Kadın erkek ilişkilerinde popüler konular neredeyse haftalık bazda değişiyor; öte yandan bazı başlıklar var ki bunların modası asla geçmiyor. Bu yazımda sizlere popüler konuları aktarırken, gözlem ve anektotlarımı da detaylı olarak ortaya koymak istiyorum.

1) İlk sırada hiç şüphesiz aile konusu geliyor, bunu biraz açıklayalım; bana her gün binlerce e posta gelir ve bu dijital mektuplardaki konu başlıkları dönemsel olarak değişim gösterir ancak bir başlık vardır ki modasını asla yitirmez;“Sevgilimle aramız çok iyi ancak ailesi beni istemiyor…”Danışanlarıma genelde erkek arkadaşlarının annesiyle aralarını iyi tutmalarını tavsiye ederim çünkü bir erkeğin kalbine giden yol midesinden değil annesinden geçer. Nokta.Bu önemli tavsiyemi dinleyip buna göre davranırlar, en fevri kadın bile bu bilgiye hakim olduktan sonra sevgilisinin annesini alttan alır, anlayışlı davranır ve mümkünse onunla hiçbir münakaşaya girmez, ki bazı anneler kızla tanışırken onu adeta üniversite sınavına sokarlar, yine de soğukkanlı olmak ve üslubu belli seviyede tutmak anne üzerinde çok iyi bir izlenim yaratacaktır.

Öte yandan bazen işler böyle yürümez çünkü kız ne yaparsa yapsın kendisini sevdirmeyi başaramaz ve zamanla bu durumu dert edinip kendine kızmaya başlar;“Ben nerede hata yapıyorum?” ve “Bu kadın beni neden sevmiyor?” gibi sorularla zihnini sürekli meşgul eder ve eline hiçbir şey geçmez. Şu basit bilgiyi görmezden gelir: “Acaba bu kadının bana karşı bazı ön yargıları olabilir mi?”Bizim toplumumuzda sadece erkek annesinin değil, her iki tarafın tüm akrabalarının ilişkilere ve özellikle evliliğe müdahale ettikleri bir sır değildir, hatta çoğu zaman üçüncü kişilerin yoğun müdahalesi ve fesatlıkları sebebiyle ilişkilerin sona erdiğine şahit oluruz. Bunun en büyük sebebi kültür farkı ve ön yargılardır.

Ön yargıya klasik bir örnek verecek olursak, toplumumuzda çocuklu veya çocuksuz boşanmış kadına yönelik son derece yanlış ön yargılar halen devam etmektedir. Boşanma modern hayatın bir parçasıdır ve herkesin başına gelebilir, evlendiğiniz insanla bir süre sonra çeşitli sebeplerle anlaşamadığınız zaman doğal olarak boşanma yoluna gidersiniz. Boşanmış erkeğe karşı ön yargı çok düşük seviyelerde kalırken boşanma yaşamış kadınlara yönelik ön yargı mutlaka sona ermek zorundadır. Üzerinde çalıştığım vakalarda şu durumla maalesef sıklıkla karşılaşırım: “Adamla ilişkimiz harika gidiyor ancak annesi boşanma yaşadığım için beni kabul etmiyor ve kesinlikle bu evliliğe onay vermiyor.”Bu durum yaşandığı zaman en kritik konu erkeğin annesine karşı aldığı veya alamadığı tavır olacaktır. İlişkisine sahip çıkamayan ve savunamayan bir erkek ile evlenmek de pek akıllıca değildir.

2) İkinci sırada evliliğe ikna etme konusu geliyor. Bu konu son derece hassas çünkü erkek aklı ile kadın aklı her konuda olduğu gibi bu konuda da farklı çalışıyor ancak bu farklılık iyi giden ilişkileri bize bozabilir. Şöyle ki, erkek bir kadınla evliliği düşünebilmek için o kadını tanımalıdır ve erkekler kadınlar kadar detaycı ve gözlemci zekaya sahip değillerdir. Bir kadın tanıştığı adamın kendisine ne kadar uygun olduğunu ikinci görüşmede bile anlayabilir ancak erkeğin tanıması, gözlem yapması ve güvenmesi en az altı ay alacaktır. İşte bu sürecin sonunda aşağı yukarı kafasında bir şeyler belirmeye başlar, eğer mutlu ve uyumlu bir ilişkisi varsa aklından evlilik veya benzeri senaryoları geçirir. Evlilik konuşması yapmak ince bir iştir ve üslubun son derece yapıcı olması gerekir, bunu yaparken ilişkide en az altı aylık süreyi geçirmenizi tavsiye ederim. “Benim o kadar vaktim yok” diyenler, en az altı aydır tanımadığınız bir adamla bütün hayatınızı geçirmeyi planlıyorsanız, size iyi şanslar!

3) İlişkilerde en popüler konular sıralamasında üçüncü sırada “Biz konuşacak bir şeyler bulamıyoruz” sendromu geliyor. Son haftalarda bu konuyla ne kadar sık karşılaştığımı bilseniz siz de şaşırırsınız. Bana öyle geliyor ki iki insan birlikte mutlu ve uyumlu olduklarında zamanın nasıl akıp gittiğini bile anlayamazlar; çünkü tamamlanırlar. Konuştukları konunun pek de bir önemi yoktur çünkü her konuda birbirlerine laf atmaktan, düşüncelerini paylaşmaktan çekinmezler. Bakın burada hassas bir detay var; iyi anlaşan ve iletişimi güçlü çiftler üzerinde yaptığım analizlerde şunu açıkça gördüm: bu insanlar kesinlikle alıngan değiller ve rahatlıkla şakalaşıyorlar. Alıngan insan ile bir şeyler konuşmak isteseniz bile çekinirsiniz çünkü sizin söylediklerinizi dinlerken bile kendisine yönelik alınacak bir malzeme aramaktadır ve arayan insan mutlaka küsecek, alınacak bir şeyler bulur… Bu da dördüncü maddemiz oluyor.

4) Alıngan ve küsen erkekler. Bu erkek modelinin modası asla geçmez. İletişime kapalı, tepkisini küserek ve uzaklaşarak gösteren bu tip erkeklerin en büyük sorunu olgunlaşma denen süreçten haberlerinin olmamasıdır. Olgunlaşma nedir? Hoşunuza gitmeyen olayları da kabullenme sanatıdır çünkü hayatta her şey sizin istediğiniz şekilde gelişmez. Ruhen olgunlaşmış her insan bunu gayet iyi bilir, dolayısıyla ilişkisinde hoşuna gitmeyen olayları anlamak ve çözmek için sağlıklı iletişim yolunu kullanır. İnsanlar sorunlarını konuşarak çözerler, zamanında konuşulmayan problemler gittikçe büyür ve taraflar arasına sessiz bir duvar örer. Küsen erkek aslında ilgi isteyen ve “Seni bensiz olmakla cezalandırıyorum” mesajı veren erkektir, bunun altyapısında bir tutam narsist kişilik bozukluğu da yatıyor olabilir.

5) İlişkilerde en popüler konular arasında “Bir erkek iki kadın arasında kaldığında hangisini tercih eder?” başlığını koyabiliriz. Örnek verelim; boşanmış bir adam ancak eski karısıyla halen dolaylı veya direk yoldan bağlantısı var, sık görüşüyorlar ve hatta aralarında son derece samimi bir diyalog olduğunu görüyorsunuz. Bu arada adamla yaklaşık üç aydır tanışıyorsunuz ve henüz adamın karakteri hakkında yeterli bilgiye sahip değilsiniz ancak devam edip etmeme konusunda şüpheleriniz var çünkü aynı anda eski karısıyla olan bu yakın iletişimi sizin midenizi bulandırıyor. Bir erkek böyle bir sahneden inanılmaz derecede tahrik olur çünkü aynı anda iki kadın ona ilgi göstermekte ve egosunu kabartmaktadır. Hangi erkek bunu istemez? İstenilmek, arzulanmak ve ilgi görmek sadece kadınların değil erkeklerin de en büyük fantezileri arasında yer alır.

Öte yandan, eski karısının gözünün halen bu adamda olduğunu görmenize rağmen ses çıkarmadan ilişkinize devam ediyor ve “Zamanla bana bağlanır” diye düşünüyorsanız çok büyük hata yaparsanız. Bu hatanız size sadece bu adamı kaybettirmez aynı zamanda bundan sonraki ilişkilerinizde en çok ihtiyacınız olan özgüveninizi de zedeler. Ne yapmalısınız? Hemen, hiç vakit kaybetmeden resti çekmeli ve eski karısıyla arasına mesafe koymasını söylemelisiniz. Aksi halde, adam sizden bu hamleyi görmediği sürece sizi ciddiye almaz.


İnsan ilişkileri “Hamle yapma sanatı”dır. 


Doğru hamleyi yaparak kelimelerin gücünü kullandığınızda erkekleri dize getirebilirsiniz.

 
Görüşmek üzere,
Papatyalara sevgilerimle…


Adil Yıldırım

Twitter: @authoradilyldrm

Instagram: @adilyildirimyazar

YouTube: Adil Yıldırım