Yeni yılda hayatını değiştirmek ister misin?

Yeni yıla girmemize sadece 7 gün kaldı, tam bir hafta sonra zorlu geçen 2020 senesi sona eriyor. Size ilginç bir teklifim var: yılın son 7 gününü nasıl geçirirseniz yeni yılı da aynı şekilde geçirebilirsiniz, şaka değil. Nasıl mı? Size yöntemi anlatıyorum.

Bu yılın herkes için son derece yorucu ve stres dolu olduğu bir gerçek; tarih boyunca gerçekleşmiş salgınları tarih kitaplarından okuyorduk ancak birebir olarak yaşamanın ne kadar farklı bir deneyim olduğunu gördük. Düşünün ki veba salgını çeşitli yüzyıllarda tekrarlayarak dünya genelinde 450 milyona yakın insanın hayatını kaybetmesine yol açmış, son derece yıkıcı bir salgındı. Bundan 200 yıl öncesinde vebaya yakalanmak ölüm anlamına geliyordu ama zamanla ilaçları bulundu ve etkisiz hale getirildi, yani her şey zamanın süzgecinde eriyip gidiyor. Öte yandan, dünya genelinde yaşanan şok dalgası 2020 senesine damgasını vurdu ve insan hayatında en büyük zenginliğin sağlık olduğunu bizlere bir kez daha göstermiş oldu.

“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…” Kanuni Sultan Süleyman.

Tüketim çağında kendimizi sosyal medyaya ve teknolojiye kaptırdık oysa bunları yaparken kendi ruhumuzdan ve aslında sevdiğimiz insanlardan uzaklaştık. Instagramda bize like atmasını beklediğimiz arkadaşlarımızı arayıp sormak aklımıza bile gelmedi, like atmayanlara mesafe koyduk; “Acaba beni sevmiyor mu?” diye düşünmeye başladık, özetle çocukça tavırlara soktu bizi bu sosyal medya!

Aynı zamanda sosyal medya her insanın içinde yatan gizli narsist çocuğu da ortaya çıkardı ve bizlere gösterdi, bir çeşit yüzleşme yaşadık ve bunu kabullenmek istemedik, başkalarının övgüsüne ve ilgisine ne kadar muhtaç varlıklar olduğumuzu görmezden geldik. Oysa her şey apaçık ortadaydı.

Bazı insanların bütün bu yaşananlardan hiçbir ders alamadıklarını geçtiğimiz Ağustos ayında iki günlüğüne gittiğim Bozcaada’da fark ettim, salgın sonrası yasaklar kalkınca herkes yazlık mekanlara akın etmişti ve kumsallar pet şişeler ve çöplerle doluydu. Demek ki insanoğlu doğaya ihanet etmeye her zaman devam edecek ve duyarlı olmayı asla öğrenemeyecek. Son yüzyılda gerçekleşen çok büyük teknolojik gelişmelere rağmen binlerce yıldır insanın içinde yer alan şiddet, zorbalık ve duyarsızlık güdülerinde hiçbir değişiklik olmuyor, sizce de enteresan değil mi?

Belki bunları okumak bile insanı yoruyor ancak kuru kuru yeni yıl dileklerinden oluşan bir yazı yazmak yerine gerçekleri (her zaman olduğu gibi) ortaya koymak istedim, çünkü bugün kaçtığımız gerçekler yarın yine karşımıza çıkacak.

Bütün bu duyarsızlıkların temelinde birçok insanın hayatından memnun olmaması yatıyor, mutlu olmayan bireyler duyarsızlaşıyor ve amaçlarından uzaklaşıyorlar. Şöyle bir psikoloji içerisine giriyorlar: “Benim hayatım berbat halde, bana ne doğayı kirleten insanlardan?!” ya da “Dünyayı ben mi kurtaracağım, kumsalları kirleten insanlar beni hiç ilgilendirmiyor!”

Bir insan hayatını nasıl değiştirebilir bu noktaya değinelim, çünkü zannedildiği kadar imkansız bir durumdan söz etmiyoruz. Bu çalışmayı danışanlarımda uyguladım ve her zaman güzel sonuçlar aldık,

Ana başlığımız: “Hayatını harekete geçir!”

Hayatımızın büyük ölçüde kendi yaptığımız seçimlerle şekillendiğini görmek istemeyiz, suçu genelde bizim dışımızdaki koşullara ya da insanlara atarız oysa içinde bulunduğumuz şartlar ve çevremizdeki insanlar da dahil olmak üzere birçok şey bizim seçimlerimizden ibarettir, dolayısıyla öncelikle değişim isteği bizim içimizden gelmelidir, dışarıdan değil.

Değişebilen ve hayatını olumlu yönde dönüştürebilen her insan bu değişimi kendi ruhunda başlatmıştır. Aniden bir sabah yataktan daha motive ve hırslı halde kalkması bile onun hayatında büyük bir dönüşüm başlatabilir. Gün boyunca tek bir ufak değişim bile onun hayata daha sıkı sarılmasını sağlayacaktır.

Genelde yapılan hatayı size aktarıyorum: Sabırsızlık ve sonrasında yaşanan hayal kırıklığı, bu iki hata insanların değişimden kaçmasına neden olur. Bir sabah yataktan kalkıp hayatınızda kötü giden her şeyi 24 saat içinde değiştiremezsiniz, çünkü hayatınızdaki yanlışlar belki de yılların birikimi olabilir ve tek bir gün içerisinde bunları düzeltmek imkansızdır, demek ki sabırlı olmalı ve kendinize ciddi bir iş planı yapmalısınız, buna “Değişim Haritası” diyoruz.

Önümüzdeki 7 gün boyunca kendinize bir değişim haritası hazırlamanızı öneriyorum, mesela şu şekilde olabilir:

Birinci Gün: Uzun zamandır görüşmediğim ve aramaktan çekindiğim kim varsa arıyorum, hepsiyle konuşuyorum ve geçmişten gelen kırgınlıklar varsa bunları çözüyorum, en azından ben elimden geleni yapıyorum. Onlar bana olumsuz yaklaşsalar bile olay benden çıkıyor, eski dosyaları kapatıyorum.

İkinci Gün: Spor yapıyorum, uzun zamandır kardiyo ve ağırlık çalışmadım, gücüm olmasa bile en azından 20 adet şınav çekiyorum, on dakika bile olsa yürüyorum, spor yapmak kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacak.

Üçüncü Gün: Uzun zamandır stalkladığım (gizlice takip ettiğim) eski sevgilimi her yerde takipten çıkıyorum ve numarasını siliyorum, artık hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar verdim, eski defterleri karıştırmaya gerek yok.

Dördüncü Gün: İşimden uzun zamandır memnun değilim ama yeni bir işe başvuracak cesareti kendimde bulamıyordum, CV mi güncelliyorum ve bazı iş ilanlarına başvuruyorum çünkü bu adımı atmak bana hiçbir şey kaybettirmeyecek.

Beşinci Gün: Bir süredir benimle görüşmek isteyen bana mesajlar atan birisi var, hala saplantılı şekilde eski sevgilimi düşündüğüm için ona bir şans vermemiştim, en azından bir görüşme yapabiliriz belki de ilgimi çeker, yerimde saymak istemiyorum ve özel hayatımla ilgili harekete geçiyorum.

Altıncı Gün: Uzun zamandır birisinin bana hediye etmesini istediğim bir çanta vardı ama hayatımda kimse yok ve bu hediyeyi kendime almak için ne kadar bekleyeceğimi bilmiyorum; kendimi şımartmak istiyorum ve bu çantayı kendime hediye ediyorum.

Yedinci Gün: Uzun zamandır sosyal medyada vakit geçirmekten kendime zaman ayıramıyorum, kitabımı alıp hafif bir müzik eşliğinde kendimi sayfalarda kaybetmeyi özledim, ruhumla baş başa kalmak istiyorum, kendimi teknolojiden ve sosyal medyadan uzaklaştırıyorum ve gece loş ışıkta müziği açıp sabaha kadar kitap okuyorum çünkü kendimle baş başa kalmamın zamanı geldi.

Yeni yıla girerken, kendi ruhunuzla barışın ve kendinize kızgın ya da öfkeli bir ruh halinde girmeyin. Hayatınızda yapacağınız en büyük değişiklikler bile ufak hamleler ile başlayacaktır, birdenbire büyük değişimler beklemeyin, sabırlı olun ve daha güzel günler için inancınızı asla kaybetmeyin…

Herkese şimdiden iyi seneler…

Yeni yılda görüşmek üzere

Seviliyorsunuz…

Adil Yıldırım