D vitamini, vücudun fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getirebilmesi açısından son derece önemli bir vitamin. Eksikliğinde, pek çok sağlık sorunu ortaya çıkabiliyor. Özellikle çocuklarda kemiklerin gelişememesi ve şekil bozukluğuyla ilerleyen raşitizm hastalığına yol açabiliyor. Uzmanlar, besinlerden ve güneşten yeterince alınamayan D vitamininin destek şeklinde tüketilebileceğini söylüyor. Ancak D vitamini kullanımıyla ilgili kafalar karışık… Covid-19 salgını ile mücadele ettiğimiz bu dönemde, bağışıklığı güçlendiren D vitamininden yeterince faydalanmak ise büyük önem taşıyor.

Hayvansal ve bitkisel içeriklere sahip olan D vitamininin pek çok formu da var. Bu konu da ailelerde kafa karışıklığına yol açabiliyor.

Ecz. Mehmet Müderrisoğlu ile çocuklarda D vitamini kullanımıyla ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Önemli başlıkları sizinle de paylaşmak istedim…

Çocuklarda önerilen, olması gereken D vitamini değerleri nedir?

Sağlık Bakanlığı, 2005 yılından beri bütün bebeklere yaşamın ilk gününden itibaren 400IU miktarda D vitamini önermektedir. Bebekler anne sütü ile D vitamini ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamıyor. Anne sütünün 1 litresinde 12-60IU D vitamini bulunmakta ve bu miktar bebeklerin günlük 400IU olan gereksinimini karşılamamaktadır. Benzer şekilde bu dönemdeki bebeklerin aldığı diğer besinlerde de D vitamini yetersizdir. Bu yüzden yaşamın ilk günlerinden itibaren D vitamini takviyesine başlamak önemlidir.

Bu değerlerin takip edilmesi için kan testine ihtiyaç duyuluyor. Bu test ne sıklıkla yapılmalı, rutin olarak D vitamini seviyelerine baktırmak gerekiyor mu?

İlk bir yaşına kadar günlük D vitamini ihtiyacı 400IU, daha sonra ise 600IU'dir. Eğer çocukta eksiklik belirtileri varsa mutlaka kandaki D vitamini düzeyine bakılıp doktor kontrolünde D vitamini verilmelidir. Çocuk ve bebeklerde doktor tarafından önerilmediyse yüksek doz D vitamini kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Çocukta D vitamini eksikliği olduğunu akla getirecek hangi belirtiler/şikayetler ortaya çıkabilir?

Yapılan son çalışmalar D vitamini eksikliğinin; raşitizm, immün sistemi zayıflığı, tip 1 diyabet, bağırsak hastalığı, duygu-durum bozuklukları, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, besin alerjileri, astım gibi rahatsızlıklar da düşük D vitamini düzeyleri ile ilişkilendirilmiştir.

Beslenme ve D vitamini arasındaki ilişki hakkında bilgi verebilir misiniz? Maalesef besinlerden yeterince alamıyoruz ama mutlaka beslenme programında bulunması gereken gıdalar hangileri?

D vitamini, karaciğerde ve böbrekte metabolik olarak aktif formlarına dönüşen bir ön hormondur. D3 vitamini ciltten ultraviyole ışınları yani güneşin yararlı ışınlarını alarak vücutta çözülerek faydalı hale dönüşür. Bu yüzden de günlük doz D vitamini ihtiyacını besinlerden karşılamak söz konusu değildir.

Gebelik döneminde D vitaminin öneminden bahsedebilir misiniz?

Gebelik döneminde hem annenin hem de bebeğin sağlığı için D vitamini takviyesi yapılması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı da serum düzeyine bakılmaksızın, bütün gebelere doğum öncesi 6 ay, doğum sonrası 6 ay olmak üzere 1 sene boyunca D vitamini takviyesi yapılmasını önermektedir. Takviyelere ek olarak, bütün gebeler ve bebekler günde 10-15 dakika süre ile kol ve bacakları açık şekilde gün ortasına yakın saatlerde güneş ışınlarından faydalanabilir. D vitamini eksikliği hem annede hem bebekte sağlık risklerinin artmasına neden olabilir.

Toplumdaki yaygın inanışa göre, kış aylarında D vitamini seviyeleri azalıyor. Bu doğru mu, bu konuda ne tavsiye edersiniz?

Kemiklerin ve bağışıklığın güçlenmesi için D vitamini son derece önemlidir. Vücudun D vitamini gereksinimi, büyük ölçüde güneş tarafından sağlanır. Fakat güneşten D vitamini sentezlenebilmesi için bazı koşulların bir araya gelmesi gerekir. Güneş ışınlarının dik bir şekilde herhangi bir engelle karşılaşmadan gelebilmesi gibi… Türkiye’nin bulunduğu enlem nedeniyle kış aylarında yeterli D vitamini sentezi yapılamayabilir. Ayrıca D vitamini sentezi için cam arkasından değil, açık havada güneşlenilmelidir. Çocukların yaz-kış açık havada zaman geçirmeleri, güneşten D vitamini almaları için önemlidir. Fakat yazın çocukların güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde uzun süre güneşte kalması, fayda yerine zarar verebilir. Sağlıklı bebekler ve çocuklar için D vitamini seviyesinin yeterli düzeyde olması şart, güneşten günlük dozu karşılayabilecek düzeyde D vitamini alınamadığında takviye olarak D vitamini kullanılması gerekir.

Özellikle son zamanlarda D vitamininin pek çok çeşidi ortaya çıktı. Ampülden spreye, haptan damlaya… Birbirlerinden farkları nelerdir ya da farkları var mı?

D vitamini damla, kapsül, ampul ve sprey olarak kullanılabilmektedir. Form tercih ederken en çok yapılan hatalardan biri de doktor önerisi olmadan yüksek doz D vitamini içeren ampullerin kırılarak ekmeğe dökülüp tüketilmesidir. Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı, farklı sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Son dönemde, sprey formatının kullanışlılığı nedeniyle çok daha fazla tercih edildiğini görüyoruz. D vitamini kaynakları koyun yünü yağı (lanolin) ve sentetik içeriklerden elde edilebildiği gibi, bitkisel içerikli de olabilir. Hayvansal kaynaklı yerine bitkisel kaynaklı olanları tavsiye etmekteyim. Algler bu açıdan çok daha temiz, saf ve çevreye duyarlı bir D vitamini kaynağıdır. Ayrıca D vitamini yaşamın ilk zamanlarından itibaren kullanıldığı için bitkisel kaynaklı olanları tercih etmek daha temiz bir içerik sunacaktır. Besin destek ürünlerinde doz ve hammadde kökeni çok önemli, D vitamini kullanırken de bu iki kritere özellikle dikkat etmek gereklidir.

Covid-19 ve D vitamini arasında bir ilişki var mı?

Koronavirüs nedeniyle izole yaşamaya alıştığımız bugünlerde güneşten uzak kalmak, artan stres ve kış şartlarının etkisiyle, pek çoğumuzun D vitamini seviyelerinde düşüş yaşanıyor. D vitamini normal bağışıklık fonksiyonuna katkıda bulunuyor.