Geçenlerde telaş içinde bir yerden bir yere koştururken bindiğim takside taksici beyefendiyle kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Her an aydınlanmaya ve her insan buna vesile olmaya devam ediyor, ne kadar güzel değil mi?

Kızılderililer ve bilgelik üzerine konuşurken Kızılderililerin az konuşarak çok şey anlattıklarının ve anlaştıklarının farkındalığındaydık. İşte tam o an kendi gerçeklerim üzerine size bir perde aralama fikri geldi çattı.

Hayatımın çokça uzun bir zamanında çokça fazla konuşma ve anlatma çabasında oldum. İyi bir aktarımcı olmak bir meziyet ve bundan memnunum ama kastettiğim bu değil elbetteki.

İnsan bildiğini yani kendince bilgeliğini anlatma çabasına düşüyor. Başarılarını, bakış açılarını, geldiği yolları, kurallarını, ahlak anlayışlarını vs. Kimi zaman alkışı almak kimi zaman onaylanmak ve kimi zaman da duygusal değeri kazanabilmek için. Saygınlık ya da sevilmeye değer olabilme güdüleri ile onaylanma arzusu evet, çoğumuzda var olan şey.

Kendini öven biri olmadım hiçbir zaman ama türlü nedenlerle insan değer yakalamak ya da değerini ortaya koymak istiyor, ben de istedim zamanında. Şahsım için geçmiş neden ve güdülerim bana kalsın, biz şimdi bunun sonrasına geçelim.

Kendini anlatma uğruna çok konuşma eylemselliği bir gün aniden bıraktığım bir bağımlılık gibiydi benim için, bir anda gerek görmemeye başladım. İşte bu aslında kendini sevmenin ve doğru bilgeliğe giden yolun başlangıcı oldu. Bilgelik bildiklerini göstermek, onaylanmak ve alkışı almak değildir. Kendini bilmek, bu bilgiyi içinde taşımak ve kendi değerini kendi ruhunda pişirmektir doğrusu.

Yanlış anlaşılırsın ya da yanlış bir davranışın olur açıklarsın, savunma sıran gelir kendini savunursun, anlatman gerekir anlatırsın ama bunlar gerçekten şartı vuku bulmuşsa olmalıdır. Çünkü bu zorundalık anları haricinde insan cam gibidir, bilinmesi ve ilk bakışta keşfedilmesi gereken topraklarını kendi kendine sergiler. Kaldı ki karşındaki insan seni göremiyorsa ya görmek istemiyor ya da görme yetisi zayıftır ve zorla göze sokmanın hiçbir lütfu yoktur.

Bir danışanıma yaptığım seansta ilginç bir detay yakalamıştım zamanında. Bedeninin neredeyse her bölgesinde pozitif açıklama güdüsü çıkmıştı ve tüm beyin beden denkleminde bu fazlalık, dolayısıyla da sorun veriyordu. Düşünsenize fazla pozitif olmak da fazla açıklayıcı olmak da bir sorun ve kemiklerinizden, organlarınızdan ve beyin matrislerinizden bu tespit edilebiliyor, hayatına etkisiyse cabası.

Evet, kendinizi çok anlatmanıza, her şeyi açıklamanıza, anlaşılma çabanıza, keşfedilme ilhamınıza inanın gerek yok. Cümlelerinizi azaltın, bu çabanızın altını kısın ve bırakın auranız sizi dışarıya sözsüz aktarsın. Bütün bu çaba sadece insanın kendine doğru olmalı. Kendinize açıklayın, kendinizi anlayın, kendinizi keşfedin, yaşadığınız ve taşıdığınız şeyler zaten sahnede sizi parlatacaktır.

Bugün taksici beni caddenin diğer ucundan fark ettiğini ve arada biri el etse de bu taksinin benim şansım olduğunu hissettiğini söyledi. Tam ben şansı yanıma çağırdığım anlardı ve hiç konuşmadan tanımadığım biri tarafından çok uzaktan anlaşılmıştım hem evren hem de şansıma elçi taksici tarafından.

Yeterince konuştum, gerisini kalpten kalbe anlaşalım.

Sevgiler

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon