Doğru davranma ve niyet modeli

Mahabharata destanının bir parçası olan Bhagavad Gita’ daki “eylemde eylemsizliği, eylemsizlikte eylemi bulan kişi tüm insanlardan daha bilgedir” aktarımını çok severim, özgür ve mutlu bir insan olmanın da yolunu verir içinde.

Eylemlerimizde duygulara kapılmadan, içsel bir arzunun eylemini gerçekleştirir ve bu eylemin akışını sadece seyretmeyi seçersek bu eylemin sonucu önemsizleşir ve hazzı kişiyi donatır. Bunu neredeyse çokça yazımda uzun zamandır yazdım ve bugün Paramahamsa Prajnanananda’nın “Karma Yasası” kitabında tekrar karşıma çıkan bu yolu okudum. Savunduğum ve anlattığım bu izleme ve serbest bırakma modelinin aynı zamanda karma için “akarma” niteliğine dönüşüp onun eylemsiz kalmasına neden olduğunu okumak bana keyif verdi. Yani duygulardan ve bağlı düşüncelerden arındırdığımız eylemler aynı zamanda bizim için bir karma oluşturmuyor. Nedenini anlamak kolay, aslında eylemlerimizin karmasını yaşamayız; davranışlarımızdaki niyet ve duygularımızın, bunların etkilerinin karmasını yaşarız.

Örneğin aşkla gelen birine iki ayrı insan hayır demiş olsun, eylem aynıdır ama bu kişilerin “hayır” cevabındaki duygu, düşünce ve niyet farklılaşır ve belki de biri kendisi için bir karma yaratır.

Karmayı daha önce anlatmıştık, onu geçiyor ve eylem-ruh dengeleme önerilerini yazıyorum:

Eylemlerimize bağladıklarımızı kıralım: Her eylemin mutlak sonucunu bilemez ve buna göre hareket etmeyi seçemeyiz. Bu yüzden bir davranış ve hamle için beklentilerden ve emin olma halinden arınmak gerekir. Bu arınma için ise en önce buna karar vermek ve istekli olmak önemlidir.

Eylemdeki tek hazzı görmeliyiz: Eylemlerimizin karşı eylemlerine bakmak davranışlarımızın bize hissettireceği haz ve gücü görmemizi engeller. Örneğin hoşlandığımız birini aramayı düşündüğümüzde ya da aradığımızda hemen onun ne yapacağını da düşünürüz. Kendi eylemimiz değil, muhatap olduklarımızın eylemi bizi ilgilendiriyor olur. Ancak özgür eylem hazzı kişinin bizzat kendi yaptığı eylemden gelir, görürsen senindir, karşındakinin eylemine bağlarsan lütuf beklersin.

Eylemlerin tek nedeni “ben” olmalıdır: Ben her zaman içimden gelen eylemi yapmaya gayret ederim ve bu eylemlerin hepsinin tek nedeni vardır “ruhum, kalbim istiyordur”. Bunu yapmak ve başarmak kolay değildir. Kalpten gelen arzuyu gerçekleştirirken kalbin beklentisini susturmak zordur ama güzeldir, çabayı hak eder. Eylemlerimizin bize getirecekleri, sonuçları, kazançları ve kayıp olasılıkları değil, arzu eden “ben”in arzusuna kavuşması değerlidir.

Beni izliyorum (bana ve hayata holistik bakmak): Bu da zor olsa da inanılmaz güzel bir yaşam biçimidir. Ekranda sürekli sen vardır, seyir koltuğunda da bir sen. Hayat hikayeni, her saniyenin hikayesini dışarıdan izleyebilmek önemlidir. Bazen dışarıdan izlediğinizi düşünürsünüz. İzlediğiniz şeyle ilgili duygularınız aktive ise holistik (kuşbakışı) değildir o izleme ve içindesinizdir hikayenin. Ayrıca taraflı bir seyirci olmamak da önemlidir. İlk defa, hiçbir bilgimiz yokken bir film izler gibi her hikayemizi dışarıdan da seyredebilmeliyiz yani.

Yola dair niyet: Niyetlerimizi ya tam belirleyemez ya da yanlış ve fazla detayla belirleriz. Yaptığımız çalışmalarda niyetler hep elle tutulur halde tarif edilmiştir, sahil kasabasına yerleşmek, iş değiştirmek, ev değiştirmek… Bunlar hayal ve hedeflerdir ama “niyet” nedir? Gerçek t, kişinin ulaşmak istediği “duygu” ve “ben hali”dir. Kurduğunuz hayaller, belirlediğiniz hedefler, eylemler ve çıktığınız yollar için hangi size ulaşmak niyetinde olduğunuzu bilmelisiniz. Çünkü evren niyetinizi gerçekleştirir. Siz huzuru şehir değiştirmeye bağlamışsınızdır ve hedef yerine niyetinize odaklanırsanız şehir değiştirmeden de niyetinize kavuşabilirsiniz. Evren niyetinizi duyar ve ona hizmet eder, niyet için gösterdiğiniz bir yol varsa ona bakar, yol uzunsa yol uzar ama niyeti öne çıkarırsanız kestirme yol varsa sizi niyetinize daha çabuk ulaştırır.

Yani işin özü bedenimizin içindeki bizi düğüm düğüm düğümlediğimiz yaşam biçimimizde, içimizde olan biteni biraz serbest bırakmak ama onu hep seyretmek, niyetlerimizi ve hangi “ben” olma halini seçtiğimizi iyi bilmek, eylemlerimizi başka unsurlara bağlamadan sadece “ben” için yapmak iyi yaşama sanatıdır.

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon