Güçlü iletişimin 8 kuralı

Özel ilişkilerimizde, iş hayatımızda, ailevi ve arkadaşlık bağlarımızda iletişimin ne kadar önemli bir yer edindiğini izah etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Ama gelin iletişim becerimizi en yüksek seviyeye çıkarabilmek ve kendimizi şekillendirebilmek için 8 kuralı belirleyelim:

1. Net olmak, kendini ifade etmek: Çok basit bir soru: “Karşınızdaki kişi neyi, nasıl anlamalı sizin anlattığınızdan?” Genelde yanlış ve belirsiz konuşuruz ve fakat karşımızdaki kişinin çaba gösterip bizi anlamasını bekleriz, anlamadığında da kırılırız. Ama düz, net ve açık ifade etseydik daha iyi olmaz mıydı? En azından birini anlamamakla suçlamak için bile doğru ve açık anlatmış olmak gerekmez mi? İletişim söz, eylem ve vücut diliyle bir bütündür evet ama en doğrudan anlaşılanı “sözdür”, bunu net ortaya koymayıp anlaşılmayı beklemek hayatımızı zorlaştırır.

2. Doğru hedef ve beklenti: Genel iletişimimizde sorun yaşamayız ama hedef ve beklentilerin dahil olduğu iletişimlerimizde karmaşa çıkar. Bunun için hedef ve beklentilerimizin devreye girdiği durumda hedef ve beklentiyi iyi belirlemek ve görmek gerekir. Aslında hedef her zaman içten gelen anlatım ve aktarımı dışa salmak ve karşı tarafa yönlendirmek olmalıdır. “Ben bunu anlatınca rahatlayacağım” diye düşünmeliyiz.

3. Karşı taraf odaklı olmamak: Bu aslında günümüzde en çok karşılaştığımız sorunun dönüşümüdür. Genelde kırmaktan ve kaybetmekten korkmak, tepkiden çekinmek ya da karşıdaki insanın ne diyeceğine ve ne yapacağına göre iletişimi şekillendirmek gibi yanlış dürtülere kapılıyoruz. İletişim kurarken odağımız “neyi aktarmak ve anlatmak istediğimiz” olmalı. Ne anlatmak istiyorsak bunu en iyi biçimde ama mutlaka aktarmalıyız.

4. Sonucu verecek dili belirlemek: Eğer karşımızdaki insanla ilgili ya da genel olarak bir konuda bir sonuca ulaşmak istiyorsak önce bunu amacı iyi bilmeliyiz. Sonrasında bu amaca ulaşabilmek için gerekli iletişim şeklini iyi görebilmeli ve kullanabilmeliyiz. Buna doğru manipülasyon bile diyebiliriz. Örneğin ilişkilerde bir taraf aslında sevgi ve ilgi görmek ister ama çoğunlukla ego devreye girdiğinde kendisi ilgisiz davranır. Öncelikle hangi hedefe ulaşmak istiyorsak onu bilmeli, görmeli ve uyumlanmalı; ardından ona göre de iletişim şekli belirlemeliyiz, öfkeden ve sitemden uzak ama amaca yakın.

5. Empati kurmak: Basit ve bilinen kuraldır. Karşımızdaki kişiyi iyi anlamak önemlidir. Onun yerine kendimizi koyabilmek bize iki kazanç verir: 1- Onu anlayabilmek 2-Sonraki adımı belirleyebilmek. “Ne düşünür, ne söyler, ne yapar?” sorusunun cevabına göre hamle belirlemek iyi bir iletişim yönlendirme yöntemidir.

6. Gard almadan dinlemek: Bir iletişimde beynimiz arka planda bir sürü şey yapar: dinler, süzer, analiz eder, cevap belirler vs. Bir de karmaşık durumlarda o kadar çok detaya takılır ki karşımızdaki kişinin ne anlattığını tam olarak anlayamayız. Mevcut bir iletişimde beklentiler, hedefler ve duygular karmaşık olmuşsa bazı detaylara çok takıldığımız için iletişimde gardımızı alırız. Genelde de taktığımız noktada olumsuz anlamaya güdüleniriz ya da kendimizi kandırmaya meyilleniriz. Bunun yerine gard almadan sadece konuşmak ve karşı tarafın ne söylediğini, ne anlatmak istediğini düz, koşulsuz ve altyazısız anlamak gerek.

7. Altyazıyı ve anlam yüklemeyi kaldırmak: Özel ilişkilerde çoğunlukla yaptığımız şeydir: “Şöyle demek istedi, bu dediğinden şunu anlıyorum.”. Evet iletişimlerde söze dökülenler dışında saklı anlamlar ve maksatlar vardır ama bahsettiğimiz şey bundan fazlasını yapıp aşırıya kaçan anlamlar yüklemektir. Bazen bir iletişimde ne anlatılıyor ve söyleniyorsa onu olduğu gibi alıp kabul etmek gerekir. “İşim var, yorgunum, canım sıkkın” ve benzeri birçok sözden birçok anlam çıkarılmaktadır, “Uzaklaştı, trip atıyor, beni anlamadı, ilgisiz…” gibi. Bir iletişimde iletişim bize olumsuz bir anlam yaratıyorsa bunu gerçekten iletişimin verip vermediğinden ya da kendi kendimize kurup kurmadığımızdan emin olmalı, içimize kuşku düştüyse de bunu yine bizzat iletişimin kendisiyle çözmeliyiz. Çok basit, altyazı yazma sor, dublajsız söylesin sana:)

8. Eşit görmek/Saygı: Unutmayalım hepimiz bir iletişimde eşitiz. Kimse kimseden üstün ya da aşağıda değil. Bir iletişimde kendimizi üstün ya da aşağıda görmemeliyiz. Biz onunla, o bizimle eşit. Herkes kendi cümleleri ve ifadeleriyle kendini anlatacak güçtedir ve hiçbir güzel söz diğerinden üstün olmaz. Karşımızdaki insanları küçük görmeden, hakir davranmadan, zorlamadan ve ezmeden, aklını küçümsemeden iletişim kurmalıyız. Kişilerin kendini daha zeki sanıp karşı tarafı küçümsemesi zamanın en çok karşılaşılan hatası.

Herkesi aynı akılda, eşit ve saygıda kabul edeceğimiz güçlü iletişimler dilerim.

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon