Hangi aşktan pişmansın?

İnsan aşktan yana pişman olmaz. Pişmanlık dediğimiz şey bir aşka dair yapılan ve yapılmayan eylemlerin yarattığı duygudur. Belki fazla ısrarcı olmuşsundur, sevdiğini göstermek ve ikna etmek için. İçine atmış ve ardından gereksiz yere patlamış olabilirsin veya söyleyemediğin cümleler içinde koca koca dağlar gibi sıralanmış olabilir.

Ya gerçek duygularımızı saklamış ya da gerçek duygularımızı biraz saklamamız gerekirken aşırıya kaçacak şekilde ifşa etmişizdir. Ya zamanı yakalayamamış ve sevdiğimiz kişiyle bir olasılığı kaçırmış ya da kendi yarattığımız koşullarla arkamızı dönüp içimizde bunun sesini susturmaya çalışmışızdır.

Aşka dair bir duygudan pişmansak, örneğin birini sevdiğimizden pişmansak onu gerçekten sevmemişizdir. Kendimizi bir sevme eylemine sürüklemiş ve ardından bunun farkına varıp bu eylemden pişman olmuşuzdur. Bazen de karşımızdaki insanın eylemleri yüzünden onun sevgimizi hak etmediğini düşünmüşüzdür. Burada da onun eylemleri ve onun hak edip etmediği devreye girmiştir yani.

Üniversite yıllarımda bir sevgilim vardı ve sevgili olmanın nasıl bir şey olduğunu sanırım ikimiz de pek bilmiyorduk. Asker arkadaşı gibi olmamız bir yana anti romantik kişilik sergilemesi nedeniyle kısa zaman sonra benim isteğim üzerine ayrıldık. Bir süre sonra durumu toparlamak için beni yemeğe çıkardı. Yemekten sonra bana bir şey vermek istediğini söyledi ve evlerine uğradık. Evde bizim koloni ekibimiz, arkadaşlarımız vardı. Beni bir odaya götürdü ve odadaki dolaptan bir buket çiçek çıkardı. Benimle barışmak istiyordu ve romantik olarak beni ikna etmek istiyordu ama bana aldığı çiçek neden dolapta duruyordu? “Bu çiçeği sana aldım ama dolaba geri koyalım, ben evde kimse yokken çiçeği çıkarır getiririm” dedi. Hala romantik olmak ona utanç verici geliyordu. Seneler sonra bir konuşmamızda bana “Senden sonra birine değer verdiğimde çiçek aldım hemen, o gün benim pişmanlığımdır.” dedi.

Gerçek bir sevginin, aşkın normalde pişmanlık dürtüsü gelişmez. Geriye pişman olmadan nasıl sevebiliriz sorusu kalıyor? Eğer kavuşmamış isek, yani mutlu bir son yoksa her durumda pişmanlık belirebilir. Bilgelik seviyesinde farkındalığımız yüksek olsaydı ve Limbik sistemimizi komple kontrol altında tutabilseydik pişman olmamayı başarabilirdik.

Mutlaka duygu dünyamıza hitap eden kişiler, eylemler ve kalbimizdeki hisler herhangi bir pişmanlığın nedeni olmaya devam edecek. “O sözü söylemeseydim, o kıyafeti giymeseydim, oraya gitmeseydim” diye seslendirdiğimiz ya da sessizce hissettiğimiz pişmanlıklarımız devam edecek. Kalbimiz sevmeye devam ettiği sürece, bir gün bir yerde yine yeniden bir şeylere pişman olduğunu bize söyleyecek.

Pişman olmamanın yolu olsa hiç sevmemek olurdu, seçerseniz! E o halde pişmanlık denilen mecburi duyguyu kabul etmeyi, normalleştirmeyi ve pişmanlıklarımızı sessizleştirip azaltmayı deneyelim.

Bunun için sadece duygu dünyasının bu anlattığım gibi bir bütün olduğunu, pişmanlığın sevmeye dair bir parça olduğunu, sevmenin ve pişmanlığın da herkese ait olduğunu bilelim. Sen ve o, sırası ve zamanı bilinmez ama biri birini mutlaka sever ve mutlaka bir pişmanlığı da ruhuna eker. İnsanız ya, bunu normal kabul edelim yeter. En azından pişman olmaktan korkup aşktan kaçanlar yapsın yeter!

Aşkla aramın pek iyi olmadığı zamanların şimdilerinde, sevgili dostum Emrah Arıca’nın “Belki Dönmem” şarkısı katman katman aşkın perdesini araladı bana. Bir aşkın hem pişmanlıklarını hem de kabule dayanan güzelliğini anlatan şarkısı, daha ilk dinlediğim andan beri “her şeyiyle sevmek ne güzel!” dedirtti bana, çok zaman sonra. Güzel sesine ve aşkı dirilten sözlerine sağlık.

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon