Olumlamalar değişmeye yetmez

Yeni çağın bize getirdiği “kişisel gelişim” konusunun iyi ve kötü yanlarını daha önce yazmıştım. Ancak o zamandan bu zamana bu değişim ve dönüşüm süreçlerinin insanları sürüklediği yer de tabi başkalaştı.

Değişim ve dönüşüm çabası gösteren herkes kendinde mükemmel sonuçlar aramaya ve değiştirdiğini düşündüğü halde aynı yerden hata yaptığında kendini suçlamaya, hatta yıkıma uğramaya başladı. Neden?

Çünkü değişim ve dönüşüm için çok çaba harcıyor ve bu çabanın sonucunda mükemmel bir varlığa geçtiğine inanıyor insanlar. Bu inanç sonrasında ise yanlış düşünce ya da hata sonucunda kendisiyle ilgili hayal kırıklığı yaşıyor. Al işte yeni bir değişim, dönüşüm ve şifa konusu! Bitmiyor da bitmiyor!

Haydi size doğrudan anlatayım:

1. Değişim ve dönüşüm bize mükemmel olmayı vermez, bize farkındalık verir. Farkındalık, her zaman hayat akışı kadar hızlı ilerlemez ve gözünüz kulağınız kendinizde olmadığı sürece değiştirdiğinizi ve dönüştürdüğünüzü sandığınız huylarınız bir yerde tekrar açığa çıkar. Çünkü bu beynin Limbik sisteminin sonucudur. Beyne giden her olayın çoğunda bunun olması olağandır, insanız ve bunun nedeni duygudur. Duygusal beynin eski düşünce ve davranışı tekrarlaması olağandır. Bunu ancak tetikte beklerseniz fark eder ve fark ettiğiniz anda yolun başında ya da ortasında düzeltebilirsiniz.

2. Yaşantınızda, duygu ve düşüncelerinizde yarattığınız değişimlerin yüzde yüz başarı vereceğine inanmanız hatadır. Burada bakacağınız şey, eski halinizle şimdiki haliniz kıyasında yüzde kaç karlı olduğunuzdur. Yani “%20 düzelttiysem bile bu kardır” demelisiniz. Böyle bakmanız ve hesaplamanız gerekir. Gerçekte en büyük hata herkesin “ben oldum ve tamamım” demesidir. Kusursuzluk değil, kar arayacaksınız!

3. Değişim ve dönüşüm bazı sözlerin (olumlama adında) tekrarlanmasıyla- “oldu oldu oldu” demeyle- olacak şey değildir. Doğrusunu yapmadığınız için kar oranınız azdır ve beklentiniz fazla olduğundan hayal kırıklığınız çoktur. Gerçek bir değişim-dönüşüm, özümseyeceğiniz, yavaş yavaş alışacağınız, uzun solukta beyninizi ve ruhunuzu onunla uyumlayacağınız bir şeydir. Bunun için içsel inanç yaratmayan olumlama adındaki cümlelerle tam olduğunuzu düşünmek, kendini kandırmak yerine yerine “o insan olmak” için yaşamaya başlamalısınız. Örneğin stalklama huyunuzdan arınmanız gerekiyor. Bu durumda “iptal iptal iptal” demenin ne faydası var, telefonu elinize aldığınızda bu vazgeçmeyi kendinize söyleyecek, takip edecek, uyaracak ve huyunuzun aktive olduğu her anı yakalayıp çıkaracaksınız o alandan kendinizi. Bu öğrendiğiniz olumlama lafları gerçek olsaydı şeker hastaları “iptal iptal” der tatlı yer, kalp hastası “oldu oldu oldu” der ve damarlarının açıldığını görürdü ya da bir dua ile hepimiz cennetlik olurduk! Değişmek için fiili çaba gerekir sihirli sözler değil!

4. Kendinize aldığınız her şeyi ve kendinizden çıkardığınız her şeyi unutmuyor, biliyor ve farkına her zaman varıyor olacaksınız. Bilinçli farkındalık, fark ede ede, bilince yerleştire yerleştire, gözlemleyerek, hissederek ve özümseyerek yaşamaktır. Kendinize hep bakacaksınız yani.

5. Kendinize merhametli olmalısınız. Zihninizin hata yapmasına kabulünüz olmalı ve ama daha az hata yapması içinde beyninizin iplerini elinize almalısınız. Kalbinize şefkatli olmalısınız. Birini sevebilir, yanlışa düşebilir, kırılabilir ve üzülebilir, ona zaman vermeyi unutmayın. Ruhunuza dinleyici olmalısınız. Daralabilir, bunalabilir, sıkışabilir, hayattan uzaklaşabilir ya da sizden bir şeyi çok istiyor olabilir, onu dinlemelisiniz.

Bu anlattıklarımın anlaşıldığından eminim ama bu doğrultuda herkesin değişim ve dönüşümler yaşaması için şimdi ben de diyeyim:

Oldu, oldu, oldu :)

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon