Yaşama ve yaşlanma modelin ne?

Bazen akmakta olan hayatımıza dair kararlar alıp durur ve onu uygulayamadan unuturuz. İşte şimdi dünya yeni bir çağda yuvarlana sallana giderken gelin gelecekten bugüne bakıp buradan da geleceğe yeni bir plan yazalım:

Nasıl yaşlanmak istersin ya da yaşlanma planın nedir?

Genetik yaşlılık planımız emekli olmak, çalışmamak, torun ve torba işleri üzerine. Şimdilerde geldiğimiz dünya çağı sahil kasabasına yerleşme hayallerini de kurdurmuyor sanki biraz! Ama daha derinden soruyorum ben, bastığımız dünya değil bakmadığımız beyninin yapılabilir planını soruyorum.

Hangi yaşta olursak olalım en temelde kendimizi “var etme” ve “buradayım” deme güdüsüyle hareket ediyoruz. Hep bir çaba, para, aşk, çocuk, evlilik, kariyer, başarı… Gün içinde beynimiz sürekli tonlarca şeyi hesaplıyor, ne giyeceksin, ne yapacaksın, iş planın, flört planın, çocuğun okulu, evlilik teklifi, yalnızlık…

Yaşlanmış insanlar daha genç insanlara yorucu gelir, bunun da nedeni işte tam burada. Çünkü yaşlanınca beynin gündemi azalıyor, hesaplaması, çabası, beklenti ve motivasyonları. Yaşlandıkça “kendimizi var etme” ve “yaşama amacı” konularında sorun yaşıyoruz.

Gözlemlerim sonucunda yaş ilerledikçe ruhumuz ve varlığımız etrafa “buradayım”, “ben de varım” deme çabasına giriyor. İş hayatında yaş ilerledikçe var olma çabamız, ebeveynliklerimizdeki davranışlarımız ve hatta evlat sahibi olma güdümüz bile buradan geliyor. Hem maddi hem manevi olarak varlık gösterme güdüsüne giriyoruz ve üstelik bunu bilinçli yapmıyoruz.

Bize sürekli nereye gittiğimizi soran, sitem eden anne ve babamızın bundan başka “buradayım” deme alternatifi kalmamış demek. İş hayatımıza ya da seçimlerimize karışmaları, anneliğimizi ya da babalığımızı bile sorgulamaları ve eleştirmeleri hep bu yüzden. “Ben yaşlandım ama biliyorum, hala yapabilirim” diyerek varlık gösteriyor yaş ilerledikçe insan.

İşte hepimizin planlı plansız yolu böyle gidiyor. Bırakırsan olağan yaşlanma modelin bu bilesin. Hele ki yaşadığımız yıllara, içine girdiğimiz yeni dünya çağına bakarsak global disosiyatif bozukluklarımız bu geleceği bile daha belirsizleştiriyor, kötüleştiriyor.

Peki o en sevdiğin “akışa bırakma” olayını burada da işletecek misin? Yani yaşlanma planın bu mu?

Japonların uzun ve mutlu yaşama sırrı (Ikıgaı kitabı) sürekli çalışmak, düşünmek, zihni ve bedeni çalıştırmak. Çünkü kendine o insanlar yaşlanmayı kabullenip sessiz “buradayım” deme çabası yerine yaşamayı seçmişlerdir. Üretmek, merak etmek, çalışmak ve zihni sürekli çalıştırmak gerek.

Henry Ford’un “insan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır” sözü çok kıymetli açılımlar taşıyor. Hangi yaşta olursan ol “tamamlanmışlık” hissi beynen ve bedenen yaşlanmayı başlatıyor. “Ben çok yaşadım gördüm” ahkamı en büyük zehir ve öğrenme arzusu gençlik sırrı. Daha daha öğrenmek, daha daha deneyimlemek, daha daha gezip görmek ve yapılmamışları yapmak, okumak ya da eğlenmek gençlik sırrı. Doğal yaşlanma akışına teslim olmamak yani, iyi bir plan değil mi?

Şimdiden kendini şuna alıştır “her an her yaş öğrenme arzusunda olacağım”. Çünkü asla bitmeyecek yakıt o.

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon