Zihnimizi nasıl terbiye ederiz?

Hazır nefis terbiyesinin en derin hissedildiği Ramazan ayındayız, biz de korku ve kaygılara ya da olumsuz durumlara neden olan zihnimizi nasıl terbiye edebileceğimizi anlatalım.

Bunu iki benzetme ile göstermek isterim. İlki “nefis/nefs terbiyesi” olacak. Ramazan ayında sahurdaki niyetle akşam ezanına kadar yememe iradesini sınar insan dünyamız. Aç kalmayı deneyimler, açlığı anlar, başarabildiğinde gücünü hisseder ve ruhunu olgunlaştırır. İşte tam buradan baktığımızda “açlık duygusu” yerine her türlü duygu ve düşünceyi koyabileceğimizi anlayabiliriz en önce. Üstelik açlık duygusuna direnmeyi 30 gün boyunca başarabilen insan varlığı, bize bu dirençlerin başarı vaat ettiğini de verir ve bu iyi bir motivasyondur.

O halde gereksiz merak duygumuz, melankolimiz, kaygımız ve korkumuz gibi birçok olumsuz düşünce ve duygumuzu buraya koyabilir ve ona direnç gösterebiliriz. Bunun için en önce niyet gerekir, yani bu duyguyu direnerek kırma ve gücünü zayıflatma isteği. Bu niyetlenme için bir süre belirleyebilir ve bu süre boyunca oruca niyetlenir gibi niyet edebiliriz.

Kişi oruç tutarken bile zaman zaman niyetli olduğunu unutur ve bu unutmanın dini olarak affı var denir. Dolayısıyla bir düşünce ve duyguyu terbiye etmek istediğiniz zaman, bu iradeyi ve isteği arada unutabilmeye kabulünüz olmalı ama niyetinizi unutmama gayretiniz olmalı. Bu yüzden bu direnç için niyet iradesinden sonra niyeti unutmama iradesi gerekir. Yani kendinizde kaldırmak ya da değiştirmek istediğiniz duygu ve düşünce için nasıl bir değişim istediğinizi belirleyecek, buna istekli olacak, bu isteği unutmayacak ve bir gün değil uzun bir süre terbiye etmek için direnç göstereceksiniz.

Diğer ele alacağım benzetme de avukat yanımla “nefsi müdafaa” olacak. Meşru müdafaa dediğimiz bu hukuki deyimde, kişinin kendisini korumak için orantılı bir güç kullanmasından bahsedilir. İşte buradan da kendimizi korumak için direnç kırmak için gerekli oranda güç kullanmamız gerektiğini öğreniriz. O halde kendimizi korumak yerine kendimizde değiştirmek istediğimiz düşünce ve duygu için de onu değiştirmeye yetecek oranda güç uygulamamız halinde başarabileceğimizi anlayabiliriz.

İşte az evvel dediğim gibi düşünce/duygu terbiye etmek için niyetlendiğimiz bir süre boyunca gerçek ve önemli bir direnç gerekiyor. Bu direnç de “karşı güç” olmalıdır. Nefsi müdafaa olayında bize karşı yönelen bir eylem, Ramazan ayında ise bizi zorlayacak bir açlık duygusu vardır, bunlar da beyne önemli bir güç uygular. Bir duygu ve düşünceyi değiştirmek için onun bizi mağdur edişi bize tek başına yüksek motivasyon vermez. Bunun için motivasyon olacak şekilde karşı güç uygulamamız gerekir.

Değişim zaman ister ve bu zaman da safi zaman değildir, bu zaman boyunca çaba şarttır. Bu yüzden değişim için belirli bir niyet koyacağız kendimize. Bu niyete sahip çıkıp inanacağız. Bu inancı kendimize unutturmayacağız, bu unutturmama sürecinde kendimize o duygu ve düşüncenin zararını ya da tersinin yararını karşı güç olarak anlatıp duracağız.

Örneğin terkedilme korkumuz var. Bu korkuyu yenmeye niyet ettik ve irademizle bu korkuyu terbiye edeceğiz. Ramazan ayında açlığı deneyimlemek ve açlığın mümkün olabileceğini anlayabilmek gibi terkedilmenin hayatın olağan ihtimallerinden biri olduğunu kendimize anlatacağız. “Terk edilebilirsin ve bu durumda ölmezsin, terk edilmeyebilirsin de. Terk edilmek diye bir gerçeklik var” diyeceğiz. Bunun için kendimize zaman vereceğiz ve bu zaman boyunca bu cümleyi ve yenme arzumuzu kendimize hatırlatacağız. Bu hatırlatma güçlü olacak, çok içten ve yüksek bir inançla yapacağız hatırlatmamızı. Onu yenebileceğimize inanacak, kendimize inanacak ve başarmak için azimle direneceğiz.

Sıramız belli: niyet et, iradene seslen, zaman belirle, hatırlatıcı bir güç yarat, direnç göster, ara düşüşlere affını unutma ve tekrar iradene dönüş yapıp devam et.

Betül Yergök

İnstagram: @betulyergok

Youtube: @mentalizasyon