Sevmeye aç olan var mı?

Hayata ilk bakışı attığımız gün ile o bakışın son kez atılacağı gün arasında göz ucuyla görülmüş bile olsa hepimizin bir sevgi hikayesi mutlaka vardır.

Biri geçmişte çok çekmiştir, bir diğeri hala çok mutludur. Hiç birini bir diğeriyle kıyaslamadan tek ortak noktaları; sevgi olsun konumuz.

Önceliği ise çoğunluğun çok iyi bildiği sevilmeye verelim.

Çünkü sevilmek ile başlayan bir hayatımız olduğu tartışılmaz. İlk tanıştığımız sevgi türü -ne yazık ki- karşılıksız sevilmek. Geçen zaman bize bunun her ilişkide olmadığını kanırta kanırta öğretene kadar süren beleş mutluluk besini.

Sevmek ise sonradan keşfettiğimiz pek bir zahmetli duygu. Hem sevilmek kadar konforlu değil hem de çaba gerektiriyor.

Oysa ne güzeldi kapıya bırakılan bir paket gibi; alıyor, açıyor ve sindiriyorduk sevilmeyi, yapmamız gereken hiç bir şey olmadan.

Sevmek için ise üretiyor, paketliyor ve gönderiyoruz hem de adrese teslim kapıya. Alıcı memnuniyeti de cabası.

Bu yüzden daha zor görünse de herkes bilir ki; tek başına üretmek bile iyi hissettirir.

Sevin.

Çünkü üreteceğiniz tüm sevgi; sizin içinizde var olduktan sonra sevdiğinize geçer. Fakat önce içinize sindirir tüm güzelliklerini. Öyle geçer; zerresi ziyan olmadan geçmesini dilediğinize. Hani sevgiyle bakar ya gözleriniz sevdiğinize, işte o içinizde üretilen sevginin daha paketlenme aşamasında dışarıya sızan ışıltısıdır.

Sevilmek çabuk doyurur ve tok tutar, sevmek ise iştahı arttırır sevdikçe sevesiniz gelir. Eğer açlığınızı severek gidermezseniz, sadece sevilmek beslemez sizi tıpkı hazır gıdalar gibi. Mutfağa girin ve kendiniz için, içinizdeki güzelliğin ışıldaması için sevgi üretin.

Sevilmeyi beklemeden sevin. Sevilmeyi şart koşmadan sevin. Sevilmeyi istemeden sevin. Sadece sevin.

Haberin Devamı

Hayat; sadece hayatı sevseniz bile güzelleşir.

Birol Boyacıoğlu
brlbo.com