İçine doğduğumuz aileyle görünen ve görünmeyen birçok bağ kurarız. Anne ve anne atalar, baba ve baba atalarla DNA aracılığıyla doğrudan bağlanırız. Bağlar pozitif olabileceği gibi negatif de olabilmektedir. Kurulan bağlar yaşamımızı etkileyebilir.

Anne ile çocukları arasında rahimde geçen dönem, DNA bağ aktarımları ve yaşanmışlıklarla birlikte çeşitli ve derin bağlar kurulabilir. Bu süreç annenin kaderini izlemek ya da tekrar etmek şekline dönüşebilir. Günlük yaşamın içinde “Ön teker nereye arka teker oraya”, “Ailemizde mutlu olan kadın yok”, “Aynı benim gibisin” gibi cümlelerin tekrar edilmiş olmasıyla kurulan bağlar üçlenebilir.

Evrensel sistemde her yeni neslin öncekine göre daha iyi şartlarda yaşaması esastır. Görülen ve görülmeyen kader bağları ile aile çizgisinin dışına çıkmadan aynı döngüleri tekrar eder halde buluruz kendimizi. Oysa ki yeni nesil içten içe döngüyü kırmak ve daha iyiye ilerlemek ister. İzlenen ve öğrenilen yaşam, görünmeyen bağlar kişiyi engelledikçe iç huzursuzluğu, yaşamdan memnuniyetsizlik artar.

Anne sorunlar karşısında suskun olmayı seçmiş ve haklarını savunmamışsa çocuklar da bu yöntemi öğrenip aynı davranışı ilişkilerinin içine yerleştirebilirler. Ya da olaylar karşısında sinirli ve öfkeli davranırsa bu şekilde rol model olmuş olabilir. Kader bağı kuran çocuklar kaçınılmaz bir şekilde bir gün anneleri gibi davrandıklarını görürler. Genellikle de bundan pek hoşlanmazlar. Oysa ki bağlardan arınmak kaderin getirdiği ağırlıkla yaşamaktan daha kolaydır.

Çalışma önerisi;

Ayakta durun, annenizi karşınızda düşünün. İç sesle “Sevgili anneciğim, anneliğini onurlandırıyorum. Senin kaderine ve yaşamına saygı duyuyorum. Senin kaderini sana bırakıyorum. Ben kendi kaderime gidiyorum. Beni kendi yoluma bıraktığın için teşekkür ederim” konuşmasını yapabilirsiniz. Dilediğiniz kadar tekrar edebilirsiniz.

Sevgi ve şifayla kalın,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com