Pek çok kişinin ilişkilere dair en büyük şikayeti güvensizlik. Güven sorunları çok farklı veçheleriyle kendini gösterir. Peki güvende hissettiğimiz yeri, güvenilir olanı bulmak neden bu kadar zor oluyor? Tüm insan ilişkilerimizin ve bizi ilgilendiren tüm kavramlarla kurduğumuz ilişkilerin iskeleti aynıdır. Zorluğun kaynağı da anne karnında olduğumuz zamandan itibaren şekillenmeye başlayarak ilk çocukluk yıllarında formu netleşen bu iskelettir.

Öncelikle ilişki tanımı altına giren bağların her an ve her yerde olduğunu fark ederek başlayalım ki bu konuya hakkı olan önemi verebilelim. İlişki sadece partner, eş, çocuk ya da ebeveynlerle ya da arkadaşlarla aramızda ürettiğimiz bağlarla sınırlı değildir. Duyduğumuz, gördüğümüz, düşündüğümüz, hissettiğimiz her şeyle aramızda bir ilişki vardır. Hayatla ilişkimiz var. Kendimizle aramızda bir ilişki var. Geçmişle, gelecekle, zamanla, mekanlarla, parayla, kazançla, doğayla, havayla, yediklerimizle, sevgiyle, öfkeyle, huzurla, endişeyle, yalnızlıkla, uykuyla, işimizle ve daha binlercesiyle aramızda bir ilişki ve bağ vardır.

Haberin Devamı

Partner ilişkilerinde güvende hissetmiyorsanız, güvenilir insanlarla denk gelemiyorsanız, paraya güvenmiyorsanız, özgüvenle ilgili sorunlar yaşıyorsanız, geleceğe güvenemediğinizden ondan korkuyorsanız, sürekli aldatılmaktan endişe ediyorsanız, insanlar ya da durumlar savaşmanız ya da boyun eğmeniz gereken otoritelere dönüşüyorsa, hiç kimseyle yakınlaşamıyorsanız, ilişkilerin temelinin atıldığı zamana dönmek ve bakmak gereklidir.

Bebeğin rahimde geçirdiği sürede, doğum anında ve emme dönemi boyunca ebeveyn davranışlarıyla birlikte şekillenen bağlanma biçimlerimiz yaşam boyu üreteceğimiz her ilişkinin de iskeletini oluşturur. Güvenli bağlanma gerçekleşmediğinde güvensiz bağlar ve ilişkiler devreye girer.

Bağlanma kuramı, bağlanma şekillerimizi dört başlıkta kategorize ederek açıklar. Bizse bugün konuyu ruhsal boyutuyla ele alıyoruz.

Rahimde kaldığı süre boyunca bebeği hayatta tutan en temel ve ilk bağ kordon bağıdır. Bu fiziksel bağdan daha önce, yine bebek için çok önemli duygusal ve ruhsal bir bağ daha oluşur. Tabii ki babayı da unutmamak gerekli. Baba ile bebeğin duygusal ve ruhsal bağı daha dolaylı biçimde, anne üzerinden kurulur. Bu soyut bağı da bir tür kordon bağı gibi hayal edebilirsiniz. Bağın yapısı, formu, uzunluğu, akışkanlığı ve hangi duyguların o bağdan akarak bebeğe ulaştığı çok önemlidir.

Haberin Devamı

Güvenli bağlanmak annenin sevgisi ve babanın güveniyle beslenebilmektir. Buradaki sevgi ve güven hem temel malzemelerdir hem de birer temsilcidir. Yani sevgiyi sadece anne verir babanın vermesine gerek yok gibi anlaşılmasın. İnsanın, annesinden ve babasından onu duygusal olarak doyuranları alması, bunlarla beslenebildiğini ve böylece güvende olduğunu bilmesi esas olandır.

Anne ve babalarımızın nasıl insanlar olduğunu, hayatta olup olmadıklarını, sevgi dolu ya da sevgisiz olmalarını bir kenara bırakıp kendimiz için, zihnimizin sınırlarını aşarak sadece niyet edelim: “her an annemin sevgisi ve babamın güveniyle yaşamla güvenle bağlıyım”.

Haberin Devamı

Hayatın yol göstericiliğine inanın.

Yaşamınızın bereketle ve bollukla eşleşip birleşmesine niyeten,

Şifa olsun,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

@ebrudemirhan.ytm