Hayatı ve zaman ilerleme prensibiyle işler, durmayan, bitmeyen devinimlerdir. Her ikisinin de zeminindeki doğal akış ve eylem ilerlemek üzerinedir. Gün ilerler geceye döner, gece ilerler güne döner. Dünya yörüngesinde ilerler. Mevsimler değişerek ilerler, zaman ilerler. Tecrübelerimiz, bilgilerimiz ilerler. Tarih ilerler, bilim ilerler. Doğa hep ilerler. Kadim bilgiler ölümü bile doğadaki ilerlemenin parçası olarak görür ve bir son değil sadece bir değişim olarak ifade eder. Hiçbir şey sabit değildir. Her şey bir enerjidir ve enerji formundaki atom altı parçacıklar sürekli devinim halindedir.

Hayat ve zaman ilerlerken durmak, geriye bakmak, yavaşlamak, oyalanmak ise kişinin bilinçli ya da bilinçaltı seçimleridir. Hayat durdu, zaman dondu, her şey bitti gibi ifadeler kullanırız. Oysa duran, donan ve biten insanların eylemleridir. Peki her şeyin, varlığın doğasında ilerlemek varken insan neden ilerleyemez?

Sadece günlük hayattaki fiziksel eylemlerimizin yapısını bile takip ederek zamanla, hayatla ve ilerlemekle ilişkimizi kabaca anlayabiliriz. Evden çıkıp oradan oraya koşup halletmeyi planladığı yedi işin üçünü hallederek dönen bir kişi de en az evden günlerce çıkmayıp işlerini erteleyen kişi kadar durmaktadır. Daha doğrusu ilkinin yorucu ve işlevsiz bir hareketi vardır ve bu ilerlemek değildir, ikinci kişi ise kelimenin tam anlamıyla duruyordur.

Hayatın zamanın ve bizlerin doğasında ilerlemek var. Güvenle ve uyumla ilerlediğimiz bir yaşam sürmek niyetiyle.

Hayatın yol göstericiliğine inanın.

Yaşamınızın bereketle ve bollukla eşleşip birleşmesine niyeten,

Şifa olsun,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

@ebrudemirhan.ytm