İkili ilişkilerimiz yani partner ilişkileri hayatımızın can damarlarından birisidir. Hayatın olmazsa olmaz parçası, öğrenmenin vazgeçilmez öğretmenleridir. Yaşanan her partner ilişkisi ruhsal anlamda öğrenme ve öğretmenin en etkili yoludur.

Bilinçaltının duvarında bir partner ikonu olduğunu düşünün. AVM’lerdeki tuvaletlerde yer alan kadın – erkek sembolleri gibi hayal edebilirsiniz. Atalardan, aile kayıtlarından partner ile ilgili getirdiğimiz her şey burada kayıtlıdır. Bu ikonu bir mantar pano gibi kullanır, üzerine her türlü deneyimi ekler. Özellikle de günlük hayatta dikkati verdiğiniz konuyu ilk maddelere alır. Zamanla burada bir model oluşur. Oluşan modeli enerji bedene iletir ve ona göre frekans üretilir. Bu frekansa cevap verenler, bilinçaltının partner tanımına uygun olanlar gelir.

Aklımız farklı kişiler, modeller istese de bilinçaltı için asıl olan kendi partner ve ilişki tanımıdır. Zamanla maddeler ve özellikler değişebilir. O vakit yeni bir frekans oluşur ve yeni bir çekim başlar.

En önemli konulardan birisi de dikkatimizi hangi kişisel özelliklere verdiğimizdir. Örneğin, “Nasıl bir partnerin olmasını tercih edersin?” sorusuna “Cimri olmasın” cevabının geldiğini varsayalım. Öncelikle bilinçaltı aynı anda iki negatif kelimenin olduğu bir cümleden pozitif bir anlam üretemeyebilir. Cimrilik negatif bir durum, olmasın reddetme ifadesidir. Belli ki kişinin dikkati cimrilikte. Tanıştığı kişinin cimri olup olmamasına dikkatini veriyor, hareketlerini cimrilik üzerinden ölçüyor olabilir. Oysa ki asıl niyet “cömert” insanla bir araya gelmektir. Dikkat hangi konu ya da özellikte ise bilinçaltının maddelerinde yer alan odur.

Hep aynı partnerlere rastlıyor ve ilişkinizi dilediğiniz gibi yaşayamıyorsanız dikkatinizin hangi konuda olduğuna ve aynı zamanda niyetinizin ne olduğuna bakın. Mutlaka tutarsızlık vardır. “Hep sorumsuz insanlar beni buluyor” diye dillendirdikçe dikkat sorumsuzlukta olduğu için yeni gelen de aynı listede yerini alıyor.

Gerçekten ne istediğinize odaklanın. İstemediğiniz özellikleri dile getirmeyi bırakın. Hele ki taleplerinizi yazarken, söylerken, iç sesinizle kendinize anlatırken kendi gücünüzü hatırlayın ve gerçekten hayatınıza gelmesini beklediğiniz özellikler, model ve ilişki şekline önem verin. Olanı ve olmayanı geride bırakın. En azından niyetlerinizden çıkarın.

Sevgiyle kalın,

Ebru Demirhan