Bu “Nerede” serileri sürer mi bilemiyorum, ama bu kez daha net bir cevap vereceğim buna eminim.

İsmini sarmaşık bitkisinden alan aşk kelimesini telaffuz etmek bile insana iyi gelmiyor mu? Oysa dünyaya akıl veren değerli üreticilerden aşkı dinlediğimizde pek içimiz açılmaz, değil mi?

Aşık, Ümit Yaşar Oğuzcan için ağır bir işçi, Platon içinse kördür. Shakespeare aşk adına baş kahramanını öldürmeye razıdır. Mevlâna ise başka bir aşkın peşindedir, yanmayana aşık demez.

Kimisi de aşka inanmaz, bu durumun limbik sistemin bir oyunu olduğunu savunur. Ve gülerek Feniletilamin (aşık insanda gözlenen kimyasal) azalınca görüşelim der.

İbn-i Sina son noktayı koyar bu hastalık haline, Aşık ile Maşuk'un tez kavuşması gerekir der. Veeee moralimiz düzelir.

Şimdi bütün mesele de bu ya! Bu söz konusu "maşuk" la nasıl buluşacağız.

Açıklıyorum; henüz bulamadıysak muhtemelen bir üst titreşim ve bir üst frekans katındadır.

Evren yasaları der ki; etrafındaki her şey sana göre hizalanır. Yani bize çok değer verecek, çok sevecek, çok sayacak bizi el üstünde tutacak aşığı beklerken; kendimizin hangi titreşimde olduğuna ve hangi manyetik çekim alanı yarattığımıza hiç dikkat etmeyiz.

Hayalimiz “Beyaz atlı Prens” / “Uyuyan Güzel”i hak ettiğimiz sanrısı iken, gerçek, kendine değer vermeyen, kendini sevmeyen, kendini saymayan bir insan olduğumuzdur.

Tam aradığımız, hayalimizdeki aşığın özelliklerini kaleme alsak muhtemelen kendimize layık görmediğimiz veya kendimize vermekte eksik bıraktığımız tüm durum ve duygular ortaya çıkar.

Ben farkında olmadığım bir değersizlik titreşimi ile dolaşırken bir üst katta yaşayan bana değer verecek insanı bulmam mümkün değildir. Ona ancak bir üst titreşim asansörüne binip tuşa basıp o kata çıkarak ulaşabilirim.

Sosyal medyada yeterince ilgi çekmiyorum, spora da gittiğim yok, e dışarı da çıkmak yasak nerede bulacağım ben bu mükemmel insanı?

Önce bir merkezimize bakalım nasıl titreşiyor, nasıl bir enerji yayıyoruz. Sevilmeye layık değilim titreşimi ile kendisi ile buluşamayız. Sevinelim ki çözümü var.

Benzer benzeri çeker!

Kendimize doğrulttuğumuz haksız duyguları bilinçaltımızdan temizleyip şu meşhur aşıktan beklediğimiz tüm özellikleri kendimize versek, bakın üst kattaki tüm favori aşıklar bize manyetik bir çekimle nasıl koşarak gelecekler.

Pazar sabahı TV de bahsettiğim gibi, bilinçaltımızdaki aşık ve aşk ilişkisi kavramlarını dönüştürsek ve hayatımıza girip de bizi mutlu etmeyen insanlarla, bizi ısrarla bir araya getiren ilişki kontratlarımızı da öğrensek ve onlarda da ince ayarlamalar yapsak. Ne hoş olur değil mi?

Geriye çift fotoğraflarınızda beni etiketlemek kaldı !

Bol aşklı, neşeli, öz saygılı bir hafta diliyorum.

Sevgi ve şifayla kalın.

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

@ebrudemirhan.ytm

+905324800228