Değişen kavramlarla birlikte işin yaşam kalitesini ne seviyede yönettiğini anladık ve “Ruh işimi arıyorum” demeye başladık. Bazen başardıklarımızla gurur duyuyor ‘İyi ki bu işi yapıyorum’ diyoruz. Bazen yoruluyor bırakıp gitmek istiyoruz. Hatta işi bırakamadığımız için şehri terk etmeyi bile düşünebiliyoruz.

Her evin, sohbetin konusu iş hayatının zorlukları. ‘Mutlu eden iş yoktur’, ‘Her iş zor’, ‘Ter olmadan para kazanılamaz’, ‘Ekmek aslanın midesinde’ ve benzeri birçok konuşma tekrarlandıkça zihinlere kazınıyor. Ulaşılamayan hedefler, kendi yeteneğine, bilgisine ve eğitimine uymayan işlerde çalışmak, tatminsizlik, yaptığın işin karşılığında beklenen ücreti kazanamamak, stresle başa çıkamamak, uzun ve yorucu çalışma saatleri, trafikte geçen zaman gibi birçok sebep çalışanların işlerini sorgulamasına neden oluyor. Finans, pazarlama, reklam gibi alanlarda ve orta- üst kademe yöneticilik gibi pozisyonlarında, kişilerin üzerlerindeki baskı çok yüksek oluyor. Bu baskı altında ezilenler, sürdüremeyeceklerini düşünenler ve kariyerinin başındaki kişiler işlerini daha fazla sorguluyorlar.

Meslekleri kocaman kaplara benzetirsek, içine girmeden gerçek şeklimizi ve uyumumuzu anlayamayız. Yanlış meslek seçimi, geçmişe, eğitim yıllarına dayanan bir süreçtir. Üniversite seçme aşamasında, kendimize uygun işleri seçmek yerine açıkta kalmama telaşına düşüyoruz. Bu durum, hatalı seçimlere yol açabiliyor. Okul seçiminden başlayan hatalar ve vizyonsuz bakış açısı, iş hayatını sorgulamak için oldukça gerçekçi sebeplerdir. Y kuşağı nesli, aileleriyle karar vermeye daha yatkın olduğundan bu faktör belirleyici oluyor. Büyük bir gurup gencin ne iş yapacağını ailesinin verdiği yön belirliyor. Eğitime büyük paralar vermiş aileler iş hayatının başlarında hayal kırıklığına uğrayıp çalışan motivasyonunu bozabiliyorlar. Bu noktada, beklentileri sektör ve piyasa bilgisi edinip gerçekçi bir seviyede tutmayı öneririm.

İnsan değişken bir varlıktır. Hayatımın işi tanımını, ‘Kendimi mutlu, güvende ve verimli hissettiğim iş’ şeklinde düşünmek daha iyi sonuç verir. İnsan değişir ve her değişim mutluluk barajlarını, kendisinden ve hayattan beklentilerini de değiştirir. İnsan bir dönemde bir işte mutlu iken bir zaman sonra arayışı ve tatmin konuları değişebilir.

Kendini iyi tanıyan, hangi işi hangi şartlarda verimli yapabileceğini bilen kişi, mutlaka bunun cevabını yaşayarak alacaktır. Bazı kişiler kariyerleri hakkında yanıtları kendi içlerinde, derinliklerinde bulurlar. Bazı kişiler ise deneyerek bulurlar. Her iki yöntem de diğerlerinin yanında en kısa olanlardır.

Bilinçaltı çalışmalarında iş kavramının altında birçok bileşen olduğunu görüyoruz. Zaman, maliyet, beklenti, kazanç, süreklilik, eğlence, başarı, tatmin, onaylanma, yükselmek, saygı, sevgi, itaat, otorite, hedefler gibi… Kariyer yaşamını, çok eklentisi olan bir çadır gibi düşünün, hangi tarafı eksik kalırsa çadırın o kısmı içe çöker. Bu nedenle kişinin vazgeçilmezleri neler ise onları yaptığı işten alabilmesi gerekli. Bir insan çok kazandırmasa bile ideallerine uygun mesleği yapıyorsa kendini mutlu hissedecektir.

Herkesin bilinçaltında iş kavramı aklından farklı şekilde kayıtlanmış olabilir. Düşündüğümüzün aksine bilinçaltı farklı bir oluşum hazırlıyor olabilir. Bu nedenle orayı kontrol etmek ve tanımları olmasını istediğimiz şekilde yerleştirmek mümkün. Bu konuda sorun yaşayanlara yardım almalarını öneririm. Kişi birçok iş değiştirip başarılı olamıyorsa, tekrar eden sorunlarda sebepleri irdelemek gerekli… ‘Beni hangi iş mutlu eder? Hangi iş beni geliştirir? Kendimi hangi işte bulur ve büyütürüm? Kendimi en güzel ifade edeceğim iş ne olabilir?’ gibi soruları sade ve cevap bekleyen bir tonla sorarsanız mutlaka cevabı alacaksınız. Bilincinizi dinleyin, her taşın altından zorluk çıkıyorsa yeni seçimler de zorlukla örülecektir. Kolaylığı, tatmini, kendine uygun olanı seçmenin güzelliğine odaklanabilirsiniz.

Herkesin kendisine ve bütüne en faydalı olacak işi, mesleği bulmasına, mutlu ve neşeli çalışmasına niyet ediyoruz.

Sevgi ve şifayla,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com