İçine doğup birlikte büyüdüğümüz kültür, inançlar ve öğütler zoru başarmaya ve zorluklarla sınanmaya büyük değer atfeder. Zor yoldan gitmek kıymetlidir, diğeri için kolaya kaçtı denir. Kolay yeterli cesareti olmayanlar, güçsüzlerin ya da tembellerin seçtiği kaçamak bir yol olarak görülüp değersizleştirilir. Bu gibi birçok ortak bilinç kalıpları inancımız olur ve Gandi’nin söylediği gibi bir süre sonra inançlarımız da kaderimiz haline gelir.

Benzer benzeri çeker. Böylece bu kalıplar bizi zorluk titreşiminde tutar ve zorluk içeren ilişkileri ve tecrübeleri kendimize çekeriz. Yaşadığımız her bir yeni negatif tecrübe kendini doğrulayan kehanet gibi zorluk inacımızı daha da katılaştırır.

Oysa dünya hayatı, insanın hayatını kolaylaştırmak için en kolay çözümlerle, en yüksek ihtimallerle donatıldı. Tüm bu şifa, bolluk bereket, neşe, huzur, sağlık şelalesinde yıkanmak bizim en doğal hakkımız olarak sunuldu. Zorlu kayalıklarda çabalamak nihai noktamız ve layık olduğumuz nokta değildir. Kolay yolu bulup şelaleye ulaşmanın hazzı tecrübe etmeye değerdir. Bizden beklenen de budur.

Her türlü duygu, düşünce, davranış ve inançtaki katılık da hayatlarımıza zorluk olarak döner. Yaşam esnektir ve kendisine katılandan da esneklik bekler. Katı olan esneyemez ve kırılır. Katılık zorluk ve hasar üretir. Esneklik büyük bir güç ve kolaylaştırıcıdır.

Zorluk bedel ödeme kültürümüzün de bir parçasıdır. Hatalarımızın bedeli olarak zorluklar yaşadığımızı kabul ederiz. Oysa bedel ödemenin tek yolu negatifle ödemek değildir. Sadece bir insanı anlayarak, severek, bütünün hayrına üreterek, doğaya saygı duyarak, hayvanları koruyarak bile bedel ödenebilir.

Zorluk bilincinden çıkmak kolaylığa ve esnekliğe geçmenin ilk adımı zorlukla aramızdaki ilişkiyi fark etmektir. Bugüne kadar benimsediğiniz, sıkça duyduğunuz, kulağınızda kalan, dilinizde olan zorlukla ilgili kalıpları bir kağıda yazın. Bunları yüksek sesle tekrar ederek bu inançları iptal ediyorum deyin. Bilinciniz ikna olana kadar ve bu hissi içinizde duyana kadar tekrar edin. Ardından bunların pozitiflerini olumlama cümlelerine dönüştürün. Örneğin: “Kolay olan değerlidir. Kolaylıkla barışıyorum. Kolaylaştırma gücümü kullanıyorum. Hayat kolay. Her işimde en kolay yolu buluyorum, üretiyorum.”

Bildiğimizin dışına çıkmaya çalışırken zihin hep “peki ama nasıl olacak?” diye sorar. Nasılına takılırsanız zihniniz sizi mevcut bilgide tutarak oyalar. Nasılını hayata bırakın, siz niyetinizin ve planınızın farkında olun, payınıza düşeni yapın ve bırakın hayat da payına düşeni yapabilsin ve sizi desteklesin. Hayat bizim akıllarımızın almayacağı kadar çok çeşitli yönteme sahip. Nasıl olacağını düşünerek bulmaya çalışmak anlamsız ve sınırlayıcı olur. Bırakalım herkes işini yapsın.

Yeni bilgileri siz içselleştirdikçe zamanla bilinçaltı da onları benimseyecek ve hayatı bu onlara göre yeniden düzenleyecektir.

Hayatın yol göstericiliğine inanın.

Yaşamınızın bereketle ve bollukla eşleşip birleşmesine niyeten,

Şifa olsun,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

@ebrudemirhan.ytm