Aynalar, aynalar sevgili aynalar,

Yok beni anlayan, seven sizin kadar.

Öldükten sonra da, yine sizin kadar,

Kim beni düşünür, hayalimi saklar?

Aynalar, ne olur, siz yalnız aynalar

Cahit Sıtkı Tarancı

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önde gelen şairlerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinde sık sık kullandığı ayna metaforu ruhsal gelişimimizde nereye denk geliyor?

Aynalanma kavramı Heinz Kohut’un kendilik psikolojisi kuramının temel kavramlarından biridir. Kohut ‘a göre tüm çocuklar primer ( birincil) narsistirler ve optimal kırılmalar yaşayarak sekonder ( ikincil ) narsizme geçerler. Sekonder narsizm bireyin kendini kabul ettiği, becerilerini gerçeklik zemininde değerlendirdiği, hayattan zevk alan, mutlu, kendisi ile barışık ve kendi özelliklerini beğenen aynı zamanda patolojik olmayan narsizmdir. Heinz Kohut çocuğun primer narsistik evreden sekonder narsistik evreye geçişi, onun ebeveynleri tarafından yerinde ve zamanında uygun bir şeklinde aynalanması ile mümkündür, der.

“Canım sıkıldığı vakit ya sokaklarda kendi kendime dolaşır veya aynanın karşısına geçer veyahut sevdiklerimden birine mektup yazarım” ( Cahit Sıtkı Tarancı kız kardeşine gönderdiği bir mektupta bu cümleyi yazmıştır)

Aynalanma Kavramı Ve Türleri

Aynalanma, gelişmekte olan çocuğun büyüklenmeci kendiliğinin ebeveynleri tarafından sevilmesi, koşulsuz kabul edilmesi, onaylanması ve biricik görülmesi hissinin çocuğa yansıtılmasıdır. Bu yansıtma çocuğun içinde olduğu dönemlere ne kadar uygun yapılırsa çocuk o denli sağlıklı bir kendilik geliştirir.

Aynalanma Türleri

Birincil aynalanma:0-1 yaş döneminde bebekler kendilerini tüm güçlü, her şeyi yapabilen, kudretli biri olarak algılarlar. Bu algılayış biçiminin ebeveynleri tarafından onaylanması ve bebeğe bunun hissettirilmesine birincil aynalanma denir. Bu dönemde bebek anne veya babası tarafından red edildiği durumları travmatik kapsüller olarak ego çekirdeğinin içine alır ve bebek yetişkinlik döneminde de bu kapsüllerin etkisi ile gerçeklikten kopuk patolojik narsistik kendiliği ile yaşamaya devam eder. Bebeğin birincil aynalanma gereksimi yeterince karşılanmadığından hayatı boyunca bu gereksinim ile etrafında sürekli kendini onaylayan, onu eleştirmeyen insanları tutacaktır. Kendisine yöneltilen bir eleştiriyi saldırı olarak algılayacak bu durumdan son derece rahatsız olacaktır.

İkincil Aynalanma:Yürümeye başlayan ve hayatı keşfetmeye başlayan çocuk becerilerinin, güçlerinin, yapabildiklerinin sınırlı olduğunu gördükçe tüm güçlü hislerinde kırılmalar olur. Çocuğun ego kapasiteleri bu kırılmaların yaratacağı duyguları tolere edecek kapasitede olmadığından bu tümgüçlülük hissini anne ve babasına atfeder. Böylelikle onun şemsiyesi altında kendini tekrar güçlü hisseder.

‘Benim babam Toyota gibi adam’

İkincil aynalanma ile çocuklar yarattıkları ebeveyn imajını idealize eder ve kendilerini bu idalizasyonun bir parçası görerek bu durumu içselleştirirler. Bu çocuğun hayatı boyuncu ideallerinin zihinsel imajını oluşturacak. Çocuk içselleştirdiği bu ebeveyn imajını kendiliğinin parçası olarak görür ve nedenli uygun aynalanmışsa kendini de o denli değerli, kabul gören ve sevilen biri olarak algılar. İkincil aynalanma ihtiyacı karşılanmamış bireyde ise karşıdaki nesneyi idealize etme ve ona yapışma eğilimi yüksektir. Bazen bir parti lideri, bazen bir taraftar grubu, bazen bir aile lideri vb kişileri, kurumları, grupları idealize ederek onun bir parçası olma eğilimi yüksektir.

Yetersiz Aynalanma:Çocuğun içinde olduğu dönemin aynalanma ihtiyaçlarının bazen görülüp bazen görülmemesidir.

Çok Aynalanma:Çocuğun gerçeklikle bağını koparacak kadar aynalanmasıdır. Sürekli onaylanan ve her şeyi kural tanımaksızın destekleyen ebeveynlerin yaptığı aynalanma türüdür.

Ters Aynalanma:Çocuğun aynalanma ihtiyacının karşılanacağı noktada ebeveynin kendi ihtiyacını karşılamasıdır.

-Anne sınavdan 80 aldım

-Ben senin yaşındayken hep 100 alırdım, karnem hep 5’ti.

Aynalanma türleri eşitler, akran, ikizler şeklinde artırılsa da kendilik gelişimindeki önemi; birey yerinde, zamanında ve uygun bir şekilde aynalanmıyorsa hayatı boyunca bu aynalanma ihtiyacının peşinden gider.

Cahit Sıtkı Tarancı ayna metaforunu bir çok şiirinde kendini anlayan, onu seven, onu gören bir nesne olarak kullanmıştır. Bu metaforun özü karşımızdaki aynaların ( ebeveynlerimizin ) bizi görmesini, kabul etmesini ve sevmesini istememizdir.

Aynalarda Gece Şiiri

O biten günle beraber

Aynalarda gece olmuş;

Onlar, onlar ki geceleyin,

Gurbete düşmüş gibiler,

Sabır tuttukları yolmuş

Sabaha erişmek için!

O biten günle beraber

Aynalarda gece olmuş

Paydos Şiiri

Paydos bundan böyle çılgınlıklara;

Sert konuşmaya başladı aynalar.

Kimi zaman aynaların kendisini anladığı, kimi zaman onunla sert konuştuğu, kimi zaman onu sevdiği ve hatta can sıkıntısını giderdiğini anlatan kıymetli şairimizin dizilerindeki ayna kelimelerin yerine anne ve babayı koyarak tekrar okumanızı diliyorum

Cahit Sıtkı Tarancı'yı Saygıyla Anıyorum

Mehmet Murat ALTAN

Psikolojik Danışman/ Psikoterapist