Pistantrofobi geçmişte yaşanan kötü deneyimler sonucu artık insanlara güvenemeyecek olmanın korkusudur. Bu korku genellikle yeni ilişkilere başlarken tavan yapar çünkü birey yeni karşılaştığı herkesi eski kötü deneyimini, kendine tekrar yaşatacağı endişesi ile hayatına alır.

Pistantrofobi kavramı henüz sıklıkla kullandığımız bir kavram olmasa da dilimize farklı şekillerde yerleştiği görülmüştür;

Güvensiz kalplerimizi, karaktersiz insanlara borçluyuz.

Güven ruh gibidir. Çıktığı yere bir daha geri dönmez.

Bu cümleler günlük hayatta karşımıza sıklıkla çıkabilir ve temelinde yaşanan kötü deneyimlerin hatırı sayılır etkisi vardır. İnsanlar incindikleri yerden tekrar incinmekten çok korktukları için yeni ilişkilerde güven duymakta oldukça zorlanırlar. Özellikle içerisinde aşk ve sevgi dolu duyguların olduğu ilişkilerde duygusal incinme son derece yaralayıcıdır ve tekrar etme korkusu yeni ilişkilere başlamaktan bile insanı alıkoyabilir.

Peki bu ilişkilerin içeriğini, bireyin korkusunun temellerini incelediğimizde karşımıza ne çıkar?

Erikson’un psikososyal gelişim dönemlerinin birinci basamağı bizler için yol göstericidir.

Temel güvene karşı güvensizlik 0 - 1 yaş;

Çocuk, anne kucağına düştüğü zaman hayat yolculuğu başlamış demektir. Bu yolculuğun ilk sevgi nesnesi annesidir. Çocuk bu dönemde hissettiklerinin tümünü annesinin kendisine vereceği duygusal geri dönütler üzerinden anlamlandırır ve ilk kendilik parçaları böylelikle oluşmaya başlar. Bu dönemde çocuğun kendilik parçalarının duygusal yükleri biricik olma, sevilen biri olma, kudretli olma vb. omnipotent duygular içermektedir. Çocuk bu duygular üzerinden kendini güvende hissedecek ve yaşamın, dünyanın güvenli bir yer olduğunu içselleştirecektir. Tabii ki bu durum anneden kendisine yöneltilen mesajların içeriği ile şekillenecektir. Anne öfkeli, mutsuz, panik, sıkkın, soğuk duygularla çocuğa mesajlar iletirse, çocuk güvende olmadığını ve dünyanın güvenli bir yer olmadığını içselleştirecektir. Bu içselleştirme sonucu yetişkinlik döneminde ikili ilişkilerde, sürekli karşı tarafın kendisine öfke duyacağını, onu istemeyeceğini ve bunun sonucunda bir yerde kendisini terk edeceğini düşünebilir veya bilinç düzeyinde düşünmese bile duygusal arka planda böyle hissedebilir.

Psikoterapi seanslarında karşımıza gelecek ilişki problemlerinde, temel güven duygusu zedelenmiş danışanların gerçek ilişkiler kurmakta zorlandıklarını, kendilerini ilişki için güvende hissetmediklerini ve bunun için kuşkulu, sorgulayıcı, mutsuz, düşünceli, huzursuz hissedeceklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Böylelikle bireyin yaşadığı ilişki sorunlarının kökeninde ne olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

Bizler özellikle müdahale edilmediği sürece, ilişkilerde bildiğimiz yolların dışına çıkmakta zorlanan canlılarız. Yetişkinlik döneminde kuracağımız ilişkilerde, annemizle kurduğumuz ilişkinin duygusal tekrarlarını deneyimlediğimiz için Pistantrofobiye birde bu açıdan bakılmalıdır. Bireyin yeni ilişkiler kurmasını engelleyen Pistantrofobinin kökeninde anneden alamadığı güven duygusunun, yaşadığı ilişkide canlanması sonucu derin duygusal incinmelere neden olduğunu ve dünyanın zaten güvenilmez bir yer olduğu inancını doğurmuş olabileceğini, göz önünde bulundurmalıyız.

Mehmet Murat ALTAN

Psikolojik Danışman/ Psikoterapist