Yalnızlık duygusu insanoğlunun tahammül etmeye en çok zorlandığı duygulardan biridir. Sosyal bir canlı olan insan, yaşamın her alanında birileri ile iletişim halinde olarak yalnızlık duygusundan uzaklaşır. Bu duyguya tahammül etmek, onunla yüzleşmek o kadar zordur ki yalnızlıkla ilgili atasözlerimiz bile bulunmaktadır.

Yalnız kalanı kurt yer.

Yalnız öküz, çifte koşulmaz

Yalnız taş, duvar olmaz

Yalnızlık Allah'a mahsustur

Çağımızda yalnızlık duygusu ile baş etmenin çok daha etkin bir yolu bulunmaktadır. Sosyal medya, yalnızlığa tahammül edemeyen herkesin kaçınılmaz bir sığınağı haline dönüştü. Hatta bu hissi yoğun bir şekilde yaşayan, sürekli sosyal medya aracılığıyla birileri ile irtibat halinde olan çok sayıda insan olunca, bu konuda otoriteler yeni bir fobiyi dillendirmeye başladı.

Nomofobi; cep telefonundan mahrum kalma korkusu ile başlayıp daha genişletilmiş haliyle iletişim kopukluğu yaşama korkusudur. Özellikle sosyal ağların günlük hayatımızdaki yeri göz önüne alınırsa bu hastalık her geçen gün artacak gibi görünmektedir. ”No Mobile Phobia” diye de adlandırılan fobi, günden güne artış göstermektedir.

Yalnızlık fobisinin teknoloji ile giderilmeye çalışılması ve bu tatmin yolunun alışkanlık haline dönüşümü farklı bir fobinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Aslında bu fobinin temelinde yalnızlıktan kaçınma bulunmaktadır.

Şizoid kendilik bozukluğu olan bireyler nomofobik olabilir mi?

Şizoid birey bağlanma umudunu yitirmiş ve kendi izolasyonları içinde sessizce yaşamaktadır. Ancak bu uzaklaşmanın yarattığı duyguları tarif ettiklerinde, benliklerini sürgünde hissettiklerini, kendilerini de sonsuz bir boşlukta hissettiklerini ifade ederler. Bu yoğun yalnızlık hissine rağmen şizoidler dış faktörlerin tümünü birer tehdit unsuru olarak görürler. Hatta birçok şizoid terapistini dahi tehlike olarak algılamaktadır. Terapist hata yapar da onun sınırlarına girerse, ona yol gösterirse, onun adına bir karar verirse, o anda artık terapist bile onun için bir tehlike olmaktan ziyade ve tehdit unsuru olmuştur.

Şizoid bireyler karşısındaki kişiye çok yaklaşınca kendini gasp edilmiş, uzaklaşınca tecrit altında hissederler. Hal böyleyken teknolojik cihazlar, insanlar arası ilişkileri yüz yüze olmaktan çıkardı ve yakınlık konusunda ciddi sınırlamalar getirdi. Zaten sahte bir benlikle hareket eden kendilik bozukluğu olan bireyler için yine sahte bir iletişim ve ilişki türü gelişti. Aynı zamanda bu kişiler tecridi kırmak için istedikleri anda birileri ile iletişim kurabilecek kadar yakınlaştı.

Şizoid kendilik örüntüsüne sahip bireyler görünürde yalnızlıklarından memnun gibilerdir. Hatta detaylı formüle etme becerisine sahip olmayan birçok meslektaşım yıllarca bu kişileri narsist olarak nitelendirmiş ve bir narsisti tedavi eder gibi yaklaşmışlardır. Oysaki iki örüntü arasındaki en temel fark narsistler ilişkilerinde onay ararken, şizoidler ilişkiye özlem duymaktadır.

Şimdi tüm meslektaşlarıma bir soru;

Ya şizoidler artık bu özlemlerini nomofobik olma pahasına teknolojik cihazlarla, yakınlık hissini minimum düzeyde ( işgale uğramadan ) hissedecekleri ilişkilerle gideriyorlarsa?

Yukarıdaki sorunun maalesef henüz bilimsel, net bir cevabı bulunmamaktadır. Ancak son zamanlarda aile danışmanları, çocuk ve ergen danışmanları, çok sayıda sosyal medya bağımlılığı ile ilgili sorunlar dinlemektedir. Benim meslektaşlarıma önerim sosyal medya bağımlısı danışanlarına birde bu açıdan bakmak olacaktır. Belki de eskisi gibi ilişkiye duyulan özlem ile değil de, sahte de olsa ilişki kurmalarını sağlayan nomofobi ile bizlere danışıyorlardır.

Mehmet Murat ALTAN
Psikolojik Danışman/ Oyun Terapisti
www.psikolojiportali.com
instagram: psikoterapi_
psikolojiportali06@gmail.com