Birimiz hepimiz için!

‘’Canımız Neden Sıkılır?‘’ başlıklı yazımın içeriğinin anlaşılmadığına dair geri bildirimler geldiği için ‘’Birimiz Hepimiz için’’ başlıklı başka bir yazı daha yazmaya karar verdim. Önce yazıda bahsi geçen uygulamayı hatırlatmak istiyorum

‘’Şu an yakınınızda bulunan bir nesneye odaklanın. Bu nesneye verdiğiniz ismi temsil eden yapıyı fiziksel olarak nesne içinde bir yerde bulmaya çalışın.

Bulabildiniz mi? Maalesef bulamayacaksınız.

Şimdi ise, seçtiğiniz nesneyi meydana getiren her bir parçanın farklı isme sahip olduğunu farkındalığınıza getirin. Bu parçalardan herhangi birini seçin ve aynı şekilde ayrı bir fiziksel yapı olarak orada olup olmadığına bakın. Maalesef onu da bulamayacaksınız.’’

Bu uygulamanın meali ise şöyle; Diyelim ki seçtiğiniz nesne masa olsun. Şimdi ‘’Masayı’’ tek bir fiziksel yapı olarak bulmaya çalışın.

Bulabildiniz mi? Maalesef bulamayacaksınız. Çünkü ‘’masa’’ hiçbir zaman tek bir fiziksel yapı olarak var olmadı. Eşit uzunlukta dört tahta parçası, bu dört parçayı birleştiren yekpare düz bir yüzey, tutkal ve çiviler bir araya gelerek masayı meydana getirdiler. Şimdi de masayı meydana getiren parçalar arasından birini örneğin düz tek parçayı fiziksel bir yapı olarak bulmaya çalışın. Onu da bulamayacaksınız. Onun yerine düz yüzey parçayı meydana getiren bir sürü parçayla karşı karşıya geleceksiniz. Bu parçaları özetlersem; Ağaç, ağacın büyümesine yardımcı olan toprak, yağmur suyu, uçuşan tohumlar, güneş, oksijen, karbondioksit, oduncu ve marangoz amca, testere, odunu kestikten sonra düz parça haline gelmesine yardımcı olacak aletler, cila, zımpara. Bunlar arasından yağmur suyu için de aynı analizi yaparsak yağmur suyu yerine yağmur suyunu meydana getiren bir sürü parçayla karşı karşıya geliriz. Yağmur suyuna elektronik mikroskopla daha derinden baktığımızda atomik yapıya, atomik yapıya daha derinden baktığımızda ise hiçbir şeyle karşılaşırız. Aslında gördüğümüz, bildiğimiz, hissettiğimiz her şey ve onlara verdiğimiz anlamlar hepsi bir hiç üzerine kurulu

Her gün bu uygulamaya zaman ayırırsanız hiçbir şeyin zihinde var olduğu gibi olmadığına dair iç görü ortaya çıkacaktır. Her gün, bir şeyler yaptıkları için başka insanları ya da sahip olamadıklarımız ya da yaptıklarımız için kendimizi suçluyoruz. Bırakın bir şeyin bizim olmasını, var olabilmesi için dahi bir sürü parçanın bir araya gelmesi gerekiyor. Şu an gerçekleşmekte olanlar, sahip olduklarımız, hoşumuza gitmeyenler, bırakmak istemediklerimiz, yaptığımız iyilik ve kötülüklerin hepsi de bir sürü şeyin bir araya gelmesiyle oluştu. Bu yüzden de değişim kolay olmuyor. Bu yüzden de her zaman 1+1 olmuyor.

Zihin (aklımız) sanki yüzyıllardır böyle bir yapıdan haberi yokmuş gibi fonksiyonunu sürdürüyor. Bu duruma devam edip etmemek tabii ki sizin bileceğiniz bir şey. Fakat bir şeylerin tek başına var olduğunu düşünerek yaşadığımızda intikam, rekabet, öfke vb. gibi bir sürü negatif enerjinin de hayatımızda var olmasına izin vermiş oluyoruz. Aksine bir şeylerin var olabilmesi için bir sürü şeye ihtiyaç olduğunu kavradığımızda daha kolay şükredebilir, daha kolay sevebilir, daha kolay barışçıl olabilir.

’Sen becerebildin mi?’’ diye sorarsanız ‘’Tabii ki henüz beceremedim. Fakat bu gerçeği kabul etme konusundaki direncim yok oldu diyebilirim.

Hala aklınıza yatmıyorsa yapılacak bir şey yok tabii. Kendinize gerçeğe uygun olarak yaşama şansını vermek isterseniz bu uygulamayı bir süreliğine zihninize deneyimletin. Zira zihin ancak deneyimleyerek öğrenebilir.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU

Nefestr.com