Düşündüğün gibi biri değilsin

Korkuları olan bir insanı düşünün. Korkuları kalıcı değildir. İsterse onlardan kurtulabilir. Kurtulamayacağına inandığında, kendisini diğer insanlardan ve dünyadan ayırarak kısıtlı bir hayat sürer. Potansiyelini kullanamaz. Korkaklığını, bağımlılık haline geldiği için bırakamamaktadır. Peki, çözüm nerede?

Korkuları olan bir kişi, kendisini korkularından ziyade potansiyeliyle özdeştirmeyi öğrenmelidir. Aksi takdirde takıntıları, hayatının her anında ona oyun oynamaya devam edecektir.

Bizler öğrendiklerimiz, takip ettiklerimiz değiliz. Öğrendiklerimiz, takip ettiklerimiz, bizim nasıl bir insan olacağımızı belirlemez. Sürekli onlarla birlikte olmamız gerekmiyor. Sadece kendi gerçeklerimizle değil diğerlerinin de gerçekleriyle birlikte olmayı öğrenmeliyiz.

Örneğin, hepinizin tanıdığı Einstein, rölativiteyi bulmadı. Böyle bir gerçeğin olduğunu herkesten önce gördü ve paylaştı. Rölativite ona ait değildi. Dolayısıyla;

Öğrendiklerimiz bize ait değil. Bizi biz yapan şeyler değiller.

Öfke, kıskançlık, keder bizi sembolize etmez.

Onlar bir şeylere bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bu yüzden de onlardan kurtulmak mümkündür. Önemli olan buna inanmaktır. Zira gerçeğin kendisi budur.

Örneğin, öz güven eksikliği hissettiğinizde, bu duygunun arkasında diğerlerinin sizden daha iyi olduğu düşüncesi vardır. Bu durumu değiştirmek isterseniz o düşünceyle kendinizi özdeştirmeye son verebilir, hatta onun tam tersini düşünebilirsiniz.

Tersini düşünme projesinin başarılı olabilmesi için farklı bir düşünceleri de benimseme konusunda kendi kendinizi eğitmelisiniz. Zira başkalarından %100 memnun olduğunuzda özgüven eksikliğinin oluşması imkansızdır.

Bugün sadece diğerlerindeki iyi özelliklerini görmeye var mısınız? Bugün karşılaştığınız insanların ne kadar inanılmaz insanlar olduğunu düşünmeye var mısın?

Tıpkı evinize misafir geldiğinde yaptığınız gibi diğer insanların kendilerini önemli hissetmelerini sağlayabilir misin?

Her Daim Sevgi ve ışıkla

Sibel KAVUNOĞLU

Kaynak: Budist Öğretiler