Sevdiğin şeyleri yap!

 

Bazı anlamlı sözler vardır. Okurken insanın kalbine dokunur. Hemen yakınlarımızla paylaşmak isteriz. Bu tarz sözlerin arasından, en çok sevdiklerim ‘’Aşkla yap’’ ve ‘’Her şey güzel olacak’’dır. Bir de ‘’Sevdiğin Şeyleri Yap’’ sözü var tabii.

Severek yapacaklarınızın neler olabileceğini düşünmeksizin ‘’Sevdiğin Şeyleri Yap’’ sözüne odaklandığınızda, sözün enerjisi hemen kalbe iyi gelir, zihin aniden sakinleşir. Sevdiğimiz şeyleri yapmak, şifa çalışması yapmaya benzer. Sevdiğimiz şeyleri yaparken suçluluk hissi yok olur, acı ve ıstırabın üzerimizdeki gücü kaybolur. Dışarısı güzelleşir, kötülükler rahatsız edici olmazlar. Kısaca çok sevilesi bir insan haline geliriz.

Ne kadar çok istesek de sevdiğimiz şeyleri yapmaya çok fazla zaman ayıramıyoruz. Dışarıya adım atar atmaz, bir sürü meydan okumalarla karşılaştığımızda bu niyet kendiliğinden yok oluyor. Gerçek şu ki dışarıda gördüğümüz her şey zihnin bir yansıması. Bu yüzden zihnin gerisinde nelerin olduğunun, başka bir deyişle niyetin farkında olmak çok önemlidir. Maalesef çoğu zaman niyetin farkında olmuyoruz.. Halbuki niyet, hayatımızın her anında bizimle birlikte. Örneğin odamıza girmek için adım attığımızda gerisinde mutlaka bir niyet vardır. Kitap okumaya karar verdiğimizde, onun da gerisinde niyet vardır. ‘’Neden bu kadar çok tepki verdim, hiç gerek yoktu’’ nun gerisinde ise daha başka bir niyet. Bu niyetlerin sahip olduğu enerji frekansı çok ince olduğundan fark etmekte zorlanırız. Niyetimizi fark ettiğimizde hayatımızın kontrolü de biz de demektir. Bunun için zihnin gerisindekilerin dışarıya yansıdığı gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeliyiz.

Bildiğiniz gibi zihnin gerisindekinin dışarıya yansıması yeni bir şey değil. Kuantum bilimi bu konuyu detaylı olarak açıkladı. Yine de anlamakta zorlanıyoruz. Yaşantımızı yanlış bir gerçeklik üzerine yapılandırıyoruz. Dışarıdakilerin zihninizin bir yansıması olduğunu basit bir uygulamayla size ispatlayabilirim.
Şimdi bir çikolata düşünün, çikolatanın tadı nereden gelir?

Çikolatadan mı? Zihinden mi?

Çikolatanın tadı zihinden gelir. Zihinden gelmeseydi, çikolata, herkes tarafından beğenilirdi. Halbuki çikolatayı sevmeyen birçok insan var. Mesela ben, son 10 seneye kadar çikolatayı hiç sevmezdim.

Canınız çikolata istedi diyelim, 1,2,3,4,5,6 bilemediniz 7 ya da 8.nci çikolatadan sonra çikolata çekiciliğini kaybeder. Çikolata tadı, çikolatadan gelmiş olsaydı, ne kadar çikolata yerseniz yiyin keyifle yemeye devam ederdiniz.

Pandeminin bize verdiği en güzel hediye ZAMAN. Bu zamanı iyi değerlendirmek için zihnin gerisindekileri farkına varmaya beş on dakika ayırmak çokta zor olmayabilir. Yok, bununla uğraşmak istemiyorum diyorsanız en azından zamanınızın bir kısmını sevdiğiniz şeyleri yapmaya ayırın. Şu an bazılarınızın zihninde yükselen ‘’sevmediğim bir işteyim, maalesef çalışmak zorundayım’’ seslerini duyabiliyorum. O zaman işinizi aşkla yapmanın bir yolunu bulun. İşinizi sevmemeniz, zihnin gerisinde var olanlarla ilgilidir. Şöyle bir araştırdığınızda aynı işi yaparak mutlu olan bir sürü insan bulacağınıza çok eminim.

Her Daim Sevgi ve Işıkla
Sibel KAVUNOĞLU