Yeni seneye yeni kararlar

Her şeyin an ve an değiştiği, aynı kalmadığı, var olan her şeyin birbiriyle bağlantısı olduğu, hiçbir şeyin yoktan var olmayacağı, bir sebebi olduğu gibi önemli dünya gerçekleri var. Bunların hepsinden haberdar olsak da karar alırken, birilerini severken, bir şeylerin peşinden koşarken onları göz ardı ediyoruz. Hayatımızdaki varlıkları sadece entelektüel seviyede kalıyor. Örneğin, zihnimizde öfke yükseldiğinde, öfke duygusunun sinir sistemimizi etkilediğini ve buna bağlı olarak kalp ve kan dolaşım sisteminin etkilenebileceğini göz ardı ediyoruz.

Birbirinden farklı birçok konuyla ilgili kurulmuş bir dizi alarm sisteminiz olduğundan eminim. Bunlardan bazıları şunlar olabilir;

- Evden dışarı çıkmadan önce hava durumu yağmur yağacak diyorsa kendinize ‘’Aman, Şemsiyeni almayı unutma’’dersiniz.

- Eve hırsız girdiğinde ‘’gel kardeşim çay ikram edeyim sana’’ demek yerine polisi çağırırsınız.

- Uzun süredir bilgisayar oyunu oynayan, çocuğunuza ‘’artık tamam, uyuman lazım’’ ya da ‘’Bu oyuna zaman ayırdığın gibi derslerine de ayırsan ne kadar güzel olur’’ dersiniz.

- Gece geç vakit birisi kapıyı çaldığında ya da telefonla aradığında ‘’bu saatte kim bu yahu’’ dersiniz

- Ve daha birçokları…

Peki, zihninizde öfke yükseldiğinde ‘’Bu düşünce beni strese sokacak, stresin bana hiç faydası yok’’ şeklinde bir alarm sisteminiz var mı?

Yok, öyle değil mi? Çoğunlukla öfkeyi kontrol etmek yerine öfkenin bizi kontrol etmesine izin veriyoruz. ‘’Kafayı yemiş. Haklı olan benim, birisinin ona haddini bildirmesi gerekiyor’’ kıvamında her an öfkelenmeye hazır bir şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. Mesela, sevdiklerimiz ve özellikle çocuklarımız söz konusu olunca öfkeye daha sık başvuruyoruz. Bu durum sevdiklerimizle aramızdaki güvenin, öfkeyi kullanma konusunda bizi cesaretlendirdiği sonucuna getiriyor!

Öfkeyle ilgili başka bir önemli konu daha var. Öfke yükseldiğinde bir müddet sonra yok olsa da bir parçası bedende kalır. Benzer durumlar tekrarlandığında yeniden ortaya çıkar. ‘’Neden bu kadar tepki verdim, kalbini kırmış olmalıyım’’ anlarında, kalan bu parçanın parmağı vardır. Bildiğiniz gibi bedendeki hücreler 7/24 durmaksızın çalışırlar. Akciğerlerin, kalbinizin çalışması için size ihtiyaçları yoktur. Her ne olursa olsun her gün sizin için ellerinden geleni yaparlar. Kalbiniz, annenizin karnına düştükten 2 hafta sonra görevine başlar, siz ölene kadar da koşulsuz olarak size hizmet eder. Öfke, kalbinize hiç iyi gelmez.

Öfke bakış açınızın bir ürünüdür. Bakış açınızın ürünleri arasında sadece öfke yer almaz, iç değerler de yer alır. İç değerlerinizle birlikte zaman geçirdiğinizde zihninizin geldiği seviye, sakin ve huzur doludur. Öfkeninkinden tamamen farklıdır. İç değerlerinizle birlikte zaman geçirmek için de pozitif konsantrasyona ihtiyaç vardır. Pozitif konsantrasyon geliştirmek için en iyi teknik meditasyondur.

Aslında doğduğumuz andan beri meditasyon yapıyoruz. Mesela annemizin karnındayken ‘’Anne Karnında Meditasyonu’’ deneyimledik. Hayatımızın üçte biri uykuda geçiyor. Bu da bir tür meditasyon. Doğru olan hayatımızın her anı meditasyondaymış gibi yaşamak. Sabah yataktan kalkıp işe giderken attığımız her adımı, her düşünceyi, her duyguyu farkına olarak yaşantımızı sürdürebiliriz.

Meditasyon “aşina olma”, "tanıdık olma" şeklinde tanımlanabilir. Meditasyonla herhangi bir nesne ve olaya odaklanıp sezgilerimizi ve içimizdeki bilgeliği kullanarak gerçeği keşfederiz. Herhangi birisi bize karşı hak etmediğimiz şekilde, saygısızca davrandığında üzülebilir, hatta öfkelenebiliriz. Üzgün ve öfkeli olmamızın sebebi negatif davranış ve duygulara aşina olmaktır. Meditasyon yaparak negatif yerine daha fazla pozitife aşina olmayı, pozitifi daha kolay ve doğal olarak hayatımıza almayı öğrenerek saygısızca davranan kişiler karşısında daha sakin ve sabırlı olmayı hatta daha fazla sevgi ve şefkatte kalmayı başarabiliriz. Meditasyonla en zorlu ve acı dolu deneyimlerde dahi nasıl mutlu olunabileceği keşfederek günün birinde tatminsizlik, öfke, endişeden tamamen arınmış bir halde bulabiliriz kendimizi.

Zihninizde öfke yükseldiğinde kendinize özel alarm sisteminiz olsun diyorsanız. Ocak ayındaki meditasyon atölyelerime katılabilirsiniz. Kendi başıma bir şeyler üretebilirim diyorsanız, zihninizde öfke yükseldiğinde, birilerini yargıladığınızda ‘’ bu düşünce beni strese sokacak, stresin de bana hiç faydası yok’’ diyebilmenin yollarını araştırın derim.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU