Nafaka ile kopamayan bağlar

Genelde aile hukukuyla ilgili çok yazmıyorum. Neden derseniz, bu alanda bilgi veren çok fazla meslektaşım var.

Lakin benim aile hukukunda rahatsız olduğum ve düzenleme gerektiren bir mesele var: süresiz nafaka.

Her gün güncel mevzuatı ve Resmi Gazete’de yayımlanan kararları takip etmeye çalışıyorum. Bugün (23.09.2020 tarihinde) yayımlanan kararlara baktığımda Anayasa Mahkemesi’nin “nafaka” üzerine bir kararını gördüm.

Başvuran kişi, süresiz nafaka ödemenin kendisinin “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”nı ihlal ettiğini öne sürüyor ve nafakaya ilişkin aile mahkemesi kararını Anayasa Mahkemesi’ne taşıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını çok önemli buluyorum.

Zira, başvurucu Anayasa Mahkemesi başvurusunda “çok kısa süre evli kaldıklarını, müşterek çocuklarının olmadığını, buna karşın ömür boyu yoksulluk nafakası ödemesinin hakkaniyete uygun olmadığını” belirtiyor.

Türk Medeni Kanunu’nun 175 maddesi diyor ki “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”

Evet, nafaka süresiz olarak istenebiliyor.

Ben de süresiz nafakanın hakkaniyete uygun olmadığını düşünüyorum.

Anayasa Mahkemesi süresiz nafakanın hakkaniyete uygun olmadığına ilişkin iddiayı kabul etmiyor. Ama sebebi önemli. Yüksek Mahkeme, kendisine başvuru yapılmadan önce; yani aile mahkemesindeki aşamalarda süresiz nafakanın hukuka aykırı olduğuna ilişkin başvurucu beyanı bulunmadığının altını çiziyor ve "önceden talep etmediğin, mahkemelerce değerlendirilmeyen bir konuyu, bu aşamada ben değerlendiremem" diyor. Çünkü, Anayasa Mahkemesi başvuru yolları tüketildikten sonra başvurulan bir mercii.

Bu karar aslında çok önemli bir karar ve süresiz nafaka ile ilgili tartışmaları başlatmalı, alevlendirmeli…

Düşünsenize kısa süreli bir evlilik yapıyorsunuz ve sonrasında eski eşiniz tekrar evlilik yapana kadar veya sizinle birlikteyken olduğu gelir seviyesine ulaşana kadar nafaka ödemek zorundasınız – ki uygulamada nafaka genelde ömür boyu ödeniyor.

Bu durum kişiyi çok kötü hissettiriyor ve boşanma ile kesilmesi beklenen o bağın kesilmesi engelleniyor.

Süresiz nafaka iş hayatına, ekonomik hayata çok zarar veriyor. Nafaka alan eş (genelde kadın taraf) sabit nafaka geliri olduğu için iş hayatına atılmaktan imtina ediyor. Bu yüzden iş hayatında kadının görünürlüğü azalıyor. Kadının ekonomide görünürlüğünün artması benim önem verdiğim bir konu; aynı zamanda hakkın (nafaka talep hakkının da) kötüye kullanılmasına karşıyım.

Nafaka ile kopamayan bağlar

Peki benim çözümüm ne? Ben evlilik süresi ile nafaka süresi arasında bir orantı yapılmasından yanayım. Bence 1/3 yerinde bir orantı. Mesela evlilik 3 yıl sürdüyse 1 yıl boyunca nafaka ödensin, 30 yıl süren evlilikte 10 yıl nafaka ödensin, diyorum. Böylece yoksulluğa düşen kişi de belli bir süre korunmuş olur ve koruma süresi sonrası ekonomik hayata alışmak için itici bir güç de kazanmış oluruz.

Bu konuyu tartışmanın ve farklı fikirler duymanın yerinde olacağını düşünüyorum.

Av. Oğuz Kara

(kara@oguzkara.av.tr)

Yazıda bahsedilen karar: 23.09.2020 tarihli 31253 numaralı Resmi Gazete’de yayımlanan 2015/11677 başvuru numaralı 08.07.2020 tarihli Esat İnevi başvurulu Anayasa Mahkemesi Kararı.