Sosyal medya düzenlemesi

Sosyal medya düzenlemesi şu an Türkiye’nin gündeminde.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlemesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapılması bekleniyor. Meclisteki Kanun Teklifi’ne değinmekte fayda görüyorum.

Kanun Teklifi'nin yasalaşmasıyla ile birlikte, sosyal ağların belirli bildirim sürecine tabi tutulması gerekiyor. Türk Mahkemelerinin uluslararası alandaki yargı yetkisine riayet edilmesi, bilgi taleplerinin ve kişisel hak ihlallerinin engellenmesi, internet ortamında kimliklerin gizlenerek suç teşkil eden eylemlerin engellenmesi amaçlanıyor.

Aslında, bu Kanun Teklifi önleyici mahiyette tedbirler alınması ihtiyacı kapsamında ortaya çıkmış bir düzenleme diyebiliriz.

Kanun Teklifi’nde “sosyal ağ sağlayıcısı” deyimini görüyoruz.

Sosyal ağ sağlayıcı: sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi verileri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkan sağlayan gerçek veya tüzel kişiler, olarak tanımlanıyor.

Peki, hangi sosyal mecaralar bu tanımın içerisine dahildir veya dahil edilebilecektir? Kanun Teklifi’nin henüz yürürlüğe girmemiş olması sebepleriyle, tam anlamıyla bir açıklama yapmak mümkün değil. Fakat Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal mecraların bu kapsamda değerlendirileceğini söyleyebilmekteyiz.

Sosyal Medya Düzenlemesinin Yaratacağı Değişiklikler:

-İnternet ortamındaki kullanıcıların kişilik hakkı ihlalleri ile ilgili olarak dava/başvuru yoluna gitmeden, işlerin hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulabileceği bir başvuru mekanizması kurulması planlanıyor.

-Kullanıcıların kişilik haklarının ihlali konusunda başvuru mekanizmasınca istenen bilgilerin sosyal ağ merkezince 48 saatlik süre içerisinde kişilerce talep edilen bilgi taleplerine olumlu veya olumsuz bir cevap verilmemesi durumunda ise ilgili sosyal ağ merkezine, 5 Milyon TL değerinde ceza kesilmesi öngörülüyor.

-Kişilerin başvurularına ve mahkemelerin içerik engelleme kararlarına yönelik başvuruların ne kadar süre içinde olumlu veya olumsuz şekilde cevaplandığı konusunda sosyal ağ sağlayıcılarının hazırladıkları 6'şar aylık dönemlere ilişkin raporları Bilgi Teknolojileri Kurumuna sunmamaları gerekiyor. Sunulmaması halinde yaptırım öngörülmekle birlikte, bu yaptırım; 10 Milyon TL değerindeki idari para cezasının uygulanması olarak kararlaştırılıyor.

Bu başvuru mekanizmasının etkin şekilde çalışabilmesi için internet ortamındaki yayıncılara içeriğin sahibinin kimlik bilgilerini talep edilmesi halinde Bilgi Teknolojileri Kurumuna bildirmesi yükümlülüğü getiriliyor.

-Türkiye’deki günlük erişimi bir milyon kişiden fazla olan internet yayıncılarına, Türkiye içerisinde temsilci bulundurma ve bu temsilci ile ilgili bilgilerin ilgili internet sitesinde görünür kılma yükümlülüğü de yapılacak değişiklikler arasında yerini alıyor.

-Türkiye’deki günlük erişimi bir milyon kişiden fazla olan sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma konusunda zorunluluk getiriliyor. Bu yolla ilgili sağlayıcıların kanundan bağışık olmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır.

-İlk aşamada Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından ilgili sosyal ağ sağlayıcısına temsilci bulundurması için bildirimde bulunulması öngörülüyor. Bildirim tebliğ edildikten itibaren 30 gün içerisinde Türkiye’de temsilci bulundurma yükümlüğünün yerine getirilmemesi halinde 10 Milyon TL idari para cezasına hükmedilmesi gündeme geliyor.

-Eğer ilk aşamada verilen 10 Milyon TL değerindeki idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde temsilci belirlenmez ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’na bildirilmez ise 30 Milyon TL idari para cezası verilmesi gündeme geliyor.

-İkinci defa verilen 30 Milyon TL değerindeki idari para cezası da yerine getirilmez ise ilgili internet yayıncısının ‘’reklam verme hakkının elinden alınması’’ yaptırımının uygulanacağı belirtiliyor.

-İdari para cezasına ek olarak bant daraltma yaptırımının uygulanma yolu açılıyor. Bant daraltma uygulanması en basit tabiriyle kullanıcıların ilgili sosyal medya uygulamasına erişimi ile ilgili kısıtlamayı ifade ediliyor. Bu yolla erişimin yavaşlatılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurusu üzerine ilk aşamada %50 bant daraltma idari yaptırımı uygulanması ve eğer 4 saat içerisinde yerine getirilmez ise %50 ile %90 arasında belirlenecek değerde bant daraltma idari yaptırımı uygulanabilecektir.

Kişilik Haklarının İhlali Halinde İzlenecek Yöntem:

Sosyal mecralar vasıtasıyla kişilerin sorumsuzca davranarak muhataplarına hakaret içeren ve suç teşkil eden eylemlerde bulunması halinde, Kanun Teklifi’nin yürürlüğe girmesiyle nasıl bir yaptırım ve usul izleneceği de merak konusu...

Kanun Teklifi’nin kabul edilmesi ve devamında yasalaşmasıyla birlikte sosyal mecralardaki başıboşluğun da denetim altına alınması amaçlanıyor.

Buna göre;hukuka aykırılığı hakim (sulh ceza hakimliği) veya mahkeme kararı ile tespit edilmiş olan içerikler bakımından sosyal ağ sağlayıcıya bildirilmesine rağmen 24 saat içerisinde içeriği engellemeyen sosyal ağ sağlayıcısının da mağdurun ortaya çıkan zararından içerik sahibi ile beraber kanun gereği ve müteselsilen (birlikte) sorumlu olacağı kabul ediliyor.

Sonuç olarak Kanun Teklifi ile internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi, bu yayınların sahiplerinin tespiti ve bu suretle internet ortamındaki yayınlar vasıtasıyla işlenen suçlar ile mücadele edilmesi için sosyal ağ sağlayıcılarına uygulanacak yaptırımlar belirleniyor. Fakat denetimin bu tarzda sıkı tutulacak olması, bir yandan da sosyal mecraların özgürlük alanını bir hayli daraltacağı tahmin ediliyor. Nitekim artık eleştiri babındaki bir paylaşımın bile gerekçe gösterilerek sosyal içeriklerin kısıtlanmasının önü açılabilir mi? İfade ve eleştiri özgürlüğünün geleceği merak konusu... Bu bakımdan Kanun Teklifi henüz yasalaşmadan bu eleştirilere kulak verilmesi ve bu kapsamda düzenlemeler yapılması yerinde olacaktır.

Av. Oğuz Kara

(kara@oguzkara.av.tr)