Yıl 2020 ve sigortasız işçilik

Sigortasız işçi çalıştıran, elden maaş ödemesi yaparak eksik prim yatıran işveren artık kalmamıştır diyordum- ta ki Türkiye’de iş yapan, dünyanın en büyük bir şirketlerinden birinin uygulamasını duyana kadar… Ve bu büyük şirket eksik primi bırakın tamamen sigortasız işçi çalıştırma uygulamasına gitmiş...

Bir aile dostumuzun kızı, spor ürünleri satan bu şirketin yönetim binasında (İstanbul merkez ofisinde) yaklaşık 3 yıldır sigortasız çalıştırıldığını, kendisi gibi bir ekip arkadaşının da aynı uygulamaya tabi tutulduğunu söylediğinde çok şaşırdım. Neden derseniz, bu şirket global anlamda tanındığı gibi birçok spor karşılaşmasında sponsorluklar yapan, medya tanıtımına çok önem veren bir şirket olduğu için böyle hesaplar yapmaz diye düşünmüştüm. Ancak yanılmışım…

Peki, şirket kendisine nasıl kılıf bulmaya çalışmış? Çalışanların maaşlarını yurtdışından, başka isimli bir şirketten, başka para birimi ile ödüyormuş. Ama çalışılan işyeri bu şirket, personellerin tabi olduğu tüm rejim bu şirketin rejimi, yaka kartlarından tutun da ek imkanlara kadar…

Yani, şirketinizin ismi ne olursa olsun, şirketteki mevkiiniz ne olursa olsun, Türkiye'de “sigortasız çalışma” politikasına maruz kalabiliyorsunuz. 2020 yılında hala bu konuyu konuşmamız ne acı…

Hayat hepimizi şaşırtıyor ve hiç beklemediğimiz yerlerden beklenmedik uygulamaları görüyoruz ve biz avukatlar bu ilginç hikayeleri dinleme konusunda çok şanslıyız(?).

Bu konu, “sosyal güvenlik hakları” alanında, özellikle duyar yaratmak üzerine yazmak istedim. Sosyal güvenlik hakları çok ama çok çok önemli…

Birçok genç çalışan iş buldukları için veya ücret iyi olduğu için sigorta girişi yapılmamasına ya da eksik prim yatırılmasına ses çıkarmayabiliyor.

Ama şunlar unutuluyor (1) sosyal güvence (2) devletin zarara uğraması.

Sosyal güvenlik primleri ile çalışanların sosyal güvenceleri karşılanıyor: çalışanların bugünü ve geleceği. Bugün sigorta primi ödenmeyen kişi sağlık güvencelerinden yararlanamadığı gibi ileride emekliliği için de büyük hak kayıpları yaşıyor.

Diğer yandan bahsettiğim üzere SGK primleri yatırmayan işveren şirket, devlete aslında yapması gereken bir ödemeyi yapmıyor ve kamu zararına yol açıyor. Bu durum hem idari hem de cezai yaptırıma tabi ve büyük bedellerin ödenmesi söz konusu oluyor.

Esasında, global şirketlerde “sigortasız işçi çalıştırmak” çok karşılaşılan bir durum değilken; bu tür hukuka aykırı uygulamaların gelişmesi tamamen Türkiye bölgesine atadıkları yöneticilerin tutumlarından kaynaklanıyor. İnsan kaynakları ve hukuk anlamında bilinçsiz ve yeterince destek almayan global şirket bölge yöneticileri bütçelerini artıda göstermek adına veya bu davaları “outsource” (taşere) ettikleri hukuk bürolarının ödeme alması adına haksız uygulamalara imza atıyor (ne kadar dava olursa hukuk bürosu o kadar kazanıyor ve bal tutan parmağını yalar ilkesi burada da devreye girebiliyor).

Bu durumda ne mi yapmak lazım? Cevabını vermek istiyorum.

Sosyal güvenlik primlerinin yatırılmaması (sigortasız çalıştırma) veya eksik yatırılması çalışanın haklarını ihlal ettiği kadar kadar kamu haklarını da ihlal ettiği için idari şikayet yoluna gidilebiliyor. İşveren şirket, devlete ödemesi gereken primleri ödemediği için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve ilgili diğer idari merciilere şikayet edilebilmekte…

Bunun yanında sigortasız çalıştırılan günlerin sigortalı olarak düzeltilmesi, SGK sistemine yansıtılması ve ödenmeyen primlerin ödenmesi için hem şirket hem de SGK taraf göstererek iş mahkemesinde “hizmet tespiti davası” açılabiliyor.

Haksızlık halinde her zaman söylerim “Haklının Yanında Hak Vardır”. Haksızlığa boyun eğmemek ve böyle bir usulün yaygınlaşmasına izin vermemek lazım. Zira, birçok işveren hukuk yoluna başvurmayan çalışanlar sebebiyle sigortasız çalıştırmayı veya maaşın bir kısmını elden ödeyerek eksik sigorta primi ödemeyi sanki bir seçenekmiş gibi kullanmaktalar.

Unutmayalım “sosyal güvenlik” bugünümüzün ve geleceğimizin teminatıdır.

Av. Oğuz Kara

(kara@oguzkara.av.tr)