"Burnumda eğrilik varmış, ameliyat olmam gerekir mi?"

Bu soru, günde en az 6-7 kez hastalarımdan duyduğum bir sorudur. Burun tıkanıklığı şikayeti olanların da ilk düşündükleri, burnun içinde kıkırdak veya kemiklerinde bir eğrilik olduğudur. Oysa hastaların pek az bir bölümünde, burun içi eğrilikler (septum deviasyonu) tıkanıklığın tek sebebi oluyor. Vücudumuzda cetvelle çizilmiş gibi dümdüz herhangi bir anatomik yapı olmadığı gibi, burnun içi de dümdüz değildir.

Burun kıkırdağının kemik yapılarla birleştiği yerlerde (lat. crista nasalis-cartilago septi nasi) ve özellikle burun çatısına doğru mukozanın kalın olduğu yerlerde (ing. nasal septal body) septumun doğal kavisleri bulunur. Alışık olmayan bir göz bunları eğrilikmiş gibi görebilir. Burnunda eğrilik olduğu söylenmiş ve ameliyat için görüş almak isteyen, fakat aslında burun tıkanıklığı bile olmayan hastaların çoğu bu gruptadır.

Burnumda eğrilik varmış, ameliyat olmam gerekir mi

Ayrıca burun orta hattını döşeyen mukozanın da sağlığı önemlidir. Eğer mukozayı şişiren/kalınlaştıran bir hastalık varsa, bir eğriliği olduğundan daha kötü gösterebilir. Üstelik hastaların bir kısmında burun eti büyümesi (konka hipertrofisi) de beraber olabiliyor. Bu hasta grubu, burunlarının zaman zaman tıkandığını söyler; özellikle gece yatınca veya nezle-grip sırasında, ya da alerjik dönemlerde kötüleştiğini belirtir. Kıkırdak ve kemik yapılar “zaman zaman” eğrilip düzelmeyeceğine göre, tıkanıklığın başka sebepleri de olabileceği akla gelmelidir.

Burun içi yapıların büyümesi genellikle 18 yaşında tamamlanır. Buna göre 18 yaşından sonra, bir darbe/travma olmadıkça, burnun zamanla eğrilmesi pek görülmez. Bir hasta ergenlik tamamlandıktan sonra burnunun tıkandığını ifade ediyorsa, aklımıza deviasyondan başka nedenler de gelmelidir. Genellikle ileri yaşlarda meydana gelen burun tıkanıklığı, yaşlanma ile burun ucunun sarkması ve kıkırdak yapıların daralması nedeniyle olur ve bu da deviasyondan farklı bir durumdur.

Burun içerisini, septumu, mukoza sağlığını ve diğer yapıları günümüzde artık “rutin” sayılabilecek bir muayene yöntemi olan “burun endoskopisi” ile doğrudan görerek değerlendiririz. Eğri görünen bölgelere gereğinde ince araçlarla dokunarak, bunun bir mukoza şişmesi mi yoksa altında gerçekten eğri bir kıkırdak veya kemik mi olduğunu anlayabiliriz. En önemlisi soluk havasının hissedildiği, “ferah ve doyurucu bir nefes alma” algısı oluşturan, orta burun pasajlarını ve bu bölgeyi engelleyebilen sorunları görebiliriz. Sorunmuş gibi görünen bazı durumların kişiye faydası bile olabilir. Zira septumdaki eğrilik, havanın orta pasajlara ulaşmasını kolaylaştırıyorsa, bunun düzeltilmemesi dahi tercih edilebilir.

Ameliyat gerektiren bir eğrilik ilaç tedavisi ile düzelmez, ama eğriliğin gerçekten bir ameliyat gerektirdiğinden emin olmak gerekir. Burnunda eğrilik olan hastanın burun tıkanıklığında pay sahibi başka koşullar da varsa, örneğin mukoza veya konka şişmesi, alerjik nezle, bazı sinüs hastalıkları vs gibi durumlar, ilaçlı tedaviler ve endoskopik takiplerden fayda görebilir. Bunlarla burun tıkanıklığı azalabilir veya düzelebilir.

Görüldüğü üzere, burundaki bir eğriliğin ele alınması sanılandan daha titiz bir yaklaşım gerektiriyor. Eğer bariz ve şiddetli bir burun eğriliği yoksa, deviasyonu olanların veya olduğu söylenenlerin önemli bir bölümünde deviasyon ameliyatı (septoplasti) gerekmiyor diyebilirim. Bu şekilde ele alınmayan ve doğrudan ameliyat olan hastaların maalesef bazıları hiç fayda görmeyebiliyor veya burun tıkanıklığı şikayeti bir süre sonra tekrarlayabiliyor.