Tekrar merhabalar Milliyet Pembenar okurları! Geçtiğimiz hafta ilk yazımı sizlerle paylaşmış, kısaca kendimden, yaşadıklarımdan ve mesleğime başlama sürecim ve tutkumdan bahsederek merhaba demiştim.

Aktif bir Instagram kullanıcısı olarak takipçilerim için her zaman faydalı içerikler hazırlamayı, hayatlara dokunmayı, insanlara hem bilgi hem de güzel enerjiler vermeyi istedim. İnteraktif bir tarzı benimsemiş olmamdan dolayıdır ki daha çok nelerin merak edildiğini, hangi konuların ilgi çektiğini gördüm. Gelecek yazımda da takipçilerime hangi konularda yazılarımı okumak istediklerini sordum ve onlarca cevap aldım. Ben de bir yerden başladım ve “Her kalori denk midir?” dedim.

Teknik olarak bakıldığında 1 kalori, 1 kaloridir. Yani gün içinde almanız gereken bütün kaloriyi isterseniz birkaç dilim çikolatalı pastadan, isterseniz de farklı şeylerden karşılayabilirsiniz. Fakat vücudumuz bu kadar basit çalışmıyor yani, aldığınız kaloriler kadar kalorilerin nereden geldiğini de önemsiyor.

Fizyolojik olarak bakıldığında, aldığınız kalorilerin sebzeden mi yoksa şekerden mi geldiği fark ediyor. Çünkü midenizde 100 kalorilik sebze veya 100 kalorilik şeker eşit yer kaplamıyor. Midemiz boşken, açlık hissinin sorumlusu, yemek yemeyi tetikleyen hormon ghrelin salgılanır. Karnımız doyduğunda ise ghrelin hormonu azalmaya başlar.  Bir diğer hormon olan leptin ise, “doydum” dedirten ve açlığımızı bastırarak beynimize daha fazla yememesi gerektiği mesajını ileten hormondur.  Eğer aynı kaloride düşük hacimli yiyecekler tüketirseniz tokluk hissi yaratan hormon devreye giremez/geç girer ve hep aç hissedersiniz. Bu da yeterli kalorileri almış olsanız bile gereğinden fazla besin tüketmenize sebep olabilir.

Bunun yanı sıra kalorisi düşük bile olsa, fast food tarzı besinlerin, şeker ve tuz içeriğinin yüksek olabileceğini, zarar veren katkı maddeleri de içerebileceğini unutmayalım.

Üç makro besinin (karbonhidratlar, proteinler ve yağlar) vücutta sindirimi ve kullanımı aynı değildir. Bu besinlerin termik etkisi olarak adlandırılır. Bu etki, vücudumuzun her bir makro besini sindirirken ürettiği ısıya ve bazı besinleri diğerinden daha etkili kullanabilmesine bağlıdır.

Örneğin hem proteinler hem de karbonhidratlar gram başına 4 kalori içermesine rağmen proteinlerin sindiriminde daha çok ısı kaybedilir. Diğer bir deyişle, karbonhidrat sindirimi vücut için daha kolaydır. Proteinleri sindirmek daha çok enerji gerektirir, bu da proteinlerin daha yüksek termik etkisi olduğu anlamına gelir.

Araştırmalara göre, tüketilen 100 kalorilik proteinin sadece 75’i vücutta tutulurken, karbonhidratlarda ise tüketilen 100 kalorinin 93’u vücutta tutulur. Ancak kalori alımınızı dengelemek adına, her üç tip besinin de vücudumuzda farklı işlevleri olduğundan hem karbonhidrat hem yağ hem de protein tüketimini unutmamak önemlidir.

Kısacası düşük kalori içeren fast food besinlerle matematiksel anlamda kilo kaybı sağlasanız bile, bu tip beslenme vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini sağlamaz. Yeterli vitamin ve mineral, protein ve lif almanıza engel olur, kronik hastalık riskinizi azaltmaz ve vücudunuzdaki hormon dengesine yarar sağlamaz. Tükettiğiniz kalorilere konsantre olmak yerine, yediklerinizin kalitesine dikkat edin.

Bu haftalık benden bu kadar… Haftaya tekrar görüşmek üzere, sağlıkla!

Uzman Diyetisyen Esra Işıkdemir

Instagram: @esraisikdemir