Yeme bozuklukları farkındalık haftası

Bu hafta yeme bozuklukları farkındalık haftası ben de yazımı bu konuda yazmak istedim.

Yeme bozuklukları anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme ve gece yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubudur. Bu hastalıkların oluşumunda psikolojik etkenler ön plandadır.

Sosyal medyanın en kötü etkilerinden biri; yanlış beden algısı. Güzellik algısının tamamen değişmiş olması, ‘güzel olmak için zayıf olmalıyım’, ‘zayıf kadınlar ve kaslı erkekler hep daha çekicidir’ gibi düşünceler bu hastalıkların gelişmesinde oldukça önemli. Çoğunlukla ergenlik çağındaki kızlarda görülür. Önlem alınmazsa ciddi sonuçları olabilir. Mutlaka hekim, psikolog ve diyetisyen üçlüsü ile bütünsel bir yaklaşım ile tedavi edilmelidir.

Günümüz toplumunda çocuklar ve gençler, gıda ve güzellik gibi birçok sektörün hedef kitlesidir. Bir yandan bol kalorili fast food zincirleri yanlış besin seçimlerine yol açarken diğer yandan sosyal medyanın güzelliği, ‘zayıf, kıvrımlı veya kaslı’ gibi sıfatlara indirgemesi, özellikle gençleri baskı altında bırakmaktadır.

Bunun yanında günlük hayatta sosyal ilişkilerimizde düşünmeden söylediğimiz sözler hatta iltifat etmek için kullandığımız tabirler bile yeme bozukluklarının oluşumunda oldukça etkilidir. Kilo verince ne güzel oldun, ne kadar kilo almışsın kilo sana yakışmış, kilo verince yüzün çöktü, daha ne kadar kilo vereceksin, dur artık…

Toplumda kilo vermek hep iyi, kilo almak ise genelde kötü olarak algılanır. Ancak aşırı kilo kaybeden biri, kronik bir rahatsızlık sebebi ile kilo vermiş olabilir, yeme bozukluğu olabilir veya depresyonda olabilir. Yapılan yorumlar kişilerin sağlıkları ve mutluluklarını hiçe sayarak yapılan, yüzeysel yorumlar olarak kalır.

Bir kişinin verdiği kilolara iltifat dahi etseniz, hayatının belli bir döneminde kilolarının bir kısmını geri aldığında kendisini suçlu ve daha kötü hissedecek, artık güzel veya ‘ideal’ olmadığını düşünecektir. Ne kadar çok kilo aldığını söylediğinizde ise muhtemelen elinize bir şey geçmeyecektir. Çünkü yine karşınızdakinin neler yaşadığını bilmeden söylemişsinizdir.

Birinin dış görünüşü hakkında yorum yapmadan önce lütfen 2 kez düşünün. Karşınızdakinin yeme bozukluğu olup olmadığını, nasıl bir psikolojik veya bedensel bir süreçten geçtiğini bilemezsiniz.

Hepimiz eşsiz ve çok güzeliz bence. Kimseye benzemek zorunda değiliz. Kendimiz olalım yeter!

 

Uzman Diyetisyen Esra Işıkdemir

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet